Mustafa Kemal Yolu

Cumhuriyet ve Atatürk ile ilgili bilgi paylasim forumudur
Cevapla
Kullanıcı avatarı
yazgüneşi
Kilobyte4
Kilobyte4
Mesajlar: 677
Kayıt: 13 Şub 2007, 08:56
Konum: Arizona/Finiks

Mustafa Kemal Yolu

Mesaj gönderen yazgüneşi » 01 Ağu 2008, 09:07

Mustafa Kemal Yolu
25 NİSAN 1915
“57.Alayın Son Yolculugu”
Resim

Resim





25 Nisan 1915 Pazar günü, Çanakkale kara muharebelerinin önemli dönüm noktalarından biri, hatta cephenin tümüyle kaderini belirleyen bir tarihtir. Bu tarihe ve bir bakıma tarihin seyrine damgasını vuran kisi Ondokuzuncu Tümen kumandanı Yarbay Mustafa Kemal (ATATÜRK) idi.
Mustafa Kemal Atatürk, 12 Nisan 1331 (25 Nisan 1915) gününden 4 Mayıs 1331 (17 Mayıs 1915) günü dahil olmak üzere cereyan eden harp olaylarına dair kısa raporu ’nda 25 Nisan günü yasananları söyle özetlemektedir:
Rapora göre, Yarbay Mustafa Kemal, o sırada Ondokuzuncu Tümen komutanıydı . Bu tümen, 5.Ordunun genel ihtiyatı olarak Bigalı köyü ile Bigalı’nın güney ve güneydogusundaki Maltepe, Mersintepe civarındaki konak ve ordugahlara yerlesmis, Üçüncü Kolordo’dan gelen ordu emri geregi, gerekirse Bolayır’a yada Çanakkale’ye geçmeye hazır bir halde idi ve bu arada talim ve terbiye ile mesguldü.
25 Nisan 1915 sabahı Arıburnu civarından gemi toplarının sesi isitildi, ardından tümen kumandanlıgına saat 5.30’da yazılan raporla düsmanın Arıburnu ve Kabatepe arasında çıkarma yapmaya basladıgı Arıburnu’na asker çıkardıgı teblig olundu .
Mustafa Kemal, derhal bütün tümen kıtalarını hızla harekete hazırlamaya basladı. Bir taraftan da komutanlıklardan bilgi ve emir bekledi. Bununla da yetinmeyerek, Tümen’in süvari bölügünü bilgi toplamak için Kocaçimen üzerinden sahildeki durumu arastırmakla görevlendirdi .
Saat 9.30’dan önce, Dokuzuncu Tümen kumandanı Albay Halil Sami Bey, Mustafa Kemal’e Arıburnu’na en yakın olan Maltepe’deki kuvvetlerinden bir taburu Kabatepe’nin kuzeyindeki Arıburnu’na karsı olan sırtlara süratle sevk etmesi ricasında bulundu. Mustafa Kemal , bu talebi söyle degerlendiriyor:
“ Bu anda tümen zaten hareket emrine hazırdı. Dikkate degerdir ki, bu ana kadar düsmanın Seddülbahir tarafındaki tesebbüsünden hiç bahsedilmemekte, Arıburnu çıkarmasına karsı koymak için bir tabur kuvvetle yetinilmekte idi. Artık çıkarma kesin olduguna ve düsmanın isterse az sayıda olsun sahile yerlesmesine meydan vermemek lüzumu da asikâr olduguna göre, daha vakit geçirerek Gelibolu’dan tümenin hareket sekline dair kesin emri beklemek savas durumuyla bagdasmazdı. Tümenin genel maksat haricinde ve lüzumsuz yere kullanılmaması için öncelikle bir alay piyade ve bir dag bataryasıyla Arıburnu’na yetiserek, çıkan düsmana taarruz etmeye ve tümenin ana kısmını yine Bigalı civarında hareket emrine hazır bulundurmaya karar verdim”.
Görüyoruz ki, durumun ciddiyetinin farkında olan Mustafa Kemal, sabahın erken saatlerinden beri hem hareket için gerekli hazırlıkları yapıyor hem de neler olduguna dair bilgi alamamanın endisesiyle bekliyordu. Fakat, Arıburnu’na sadece bir tabur gönderilmesi emri karsısında bu endisesi ikiye katlanıyor, Albay Halil Sami Bey’in emri yerine, durumu açık bir sekilde bizzat görmek ve müdahalede bulunabilmek için tamamen insiyatifini kullanarak, cephenin talihini degistirecek ilk kararını veriyor, bir alay ve bir dag bataryasıyla bizzat ve bir an bile vakit kaybetmeden kendi bulacagı en kısa yoldan giderek, harekete geçmeyi uygun görüyordu . Nitekim Mustafa Kemal’in kararı son derece isabetli ve önemliydi. sefik Aker anılarında, çıkarmanın ciddi boyutta oldugunu , bunu sadece 27nci Alayın iki taburuyla karsılamanın imkanı olmadıgını, zaman kaybının ise tehlikeli oldugunu belirtmekte, Conkbayırı’nın düsman kuvvetlerinin eline geçmesi halinde Çanakkale Bogazı sularının en mühim kısmına ve bu sulara kadar olan arazinin de ele geçmis olacagına isaret ederek, durumun nezaketini açıklamaya çalısmıstır. Bu sırada Arıburnu’nda durum söyleydi:
İngiltere’nin Avusturalya ve Yeni Zelanda kuvvetleri sabaha karsı karanlıkta saat 4.30’dan itibaren 1600 metre genislikle Arıburnu sahillerine çıkmaya baslamıstı. 9.Tümenin ihtiyatı olan Maydos’taki 27nci Alay’ın iki piyade taburuyla bir makineli tüfek bölügü saat 5.45’te aldıgı emir ile yürüyüse geçti. 7.55’de düsmanla karsılasarak genis bir cephede taarruza geçti. 27. Alay’ın 2nci taburunun Arıburnu çevresindeki kuzey kanadı 8.bölügün sorumluluguna verilmisti. Bu bölügün 2.takımı Büyük ve Küçük Arıburnu’ndan Çakaldere’ye kadar uzanan nispeten dar bir kıyı seridinde görevlendirilmisti. Bu takım bir mangasıyla Büyük Arıburnu’nun hemen güney parçasını ve diger mangasıyla Küçük Arıburnu’nu gözetleme ve güvenlige almıs, geri kalan kısmıyla Haintepe’ye yerlesmisti. 25 Nisan sabahı üç İngiliz muharebe gemisinden filikalara yüklenen 1.500 kisilik ilk çıkarma grubunun dolayısıyla ilk hücum dalgasının ortasına düsen 2.Takım, Haintepe mevzilerinde sonuna kadar çarpısarak sehit düstü, çarpısmadan takım komutanı ile birkaç er sag dönebildi. Öte yandan, aynı saatlerde 8.bölük 1nci takımı Balıkçı damlarında savasıyordu. Çıkarmanın agırlık merkezinde kalan bu takım komutanı elinde kalan iki manga kadar kuvvet ile düzenli bir çekilme yaparak Conk bayırı güney sırtlarına atlamak ve bu yönde ilerleyen düsman kuvvetlerini oyalayarak, hakim arazide kesif ve güvenlik görevine devam etme kararı alıyordu .
Mustafa Kemal’in Conk bayırına ulastıgında karsılastıgı ve süngü takma emrini verdigi askerler söz konusu mangadan olmalıdır .
Mustafa Kemal’in bir alay ve bir dag bataryası ile saat 08.25’den önce muhtemelen saat 8.10’ da Bigalı’dan yürüyüse geçtigi anlasılmaktadır . Zira, 27nci Alay, saat 08.25’de 9 ncu Tümen Komutanından ard arda iki emir almıstır: “ 19ncu Tümenin 57nci Piyade Alayı , simdi ( bir çeyrek evvel yani 8.10) Tümen komutanı ile birlikte Kocaçimen’e hareket etmistir. Onunla baglantı kurunuz ve hareket birliginde bulununuz, Kumtepe bölgesi de emrinize verilmistir” .
Mustafa Kemal, kararını uygulamak üzere adeta zamanla yarısıyordu. 9ncu Tümen Karargahı Bigalı köyü dogusundaki sırtta ve degirmen yakınındaydı. Kendisine en yakın kuvvetler tümenin 57nci Piyade Alayı ile dag bataryasıydı. Derhal bu iki birlik kumandanını yanına çagırdı, kumandanların karargahı kendi karargahının hemen yakınındaydı. O’nun bir taraftan da kıtalara teblig edilmek ve bir sureti Dokuzuncu Tümen Kumandanına iletilmek üzere Kurmayına not ettirdigi emir ile Gelibolu Üçüncü kolordu Kumanlıgı’na telefonla bildirilmek üzere yazdırdıgı raporda, sabah erken saatlerde Tümen’in süvari bölügünü Kocadere’nin batı sırtlarına gönderdigi, 57nci Alay ve dag bataryasını da bu istikâmete yani Kocadere’nin batı sırtlarına kaydıracagını ve bu emri bizzat sözlü olarak verecegi, baslangıçta bu müfreze ile birlikte olacagını, gerekirse ana kısma dönecegi bildirilmektedir .
Mustafa Kemal, kıtalarını yürüyüse hazır olarak içtima ettirmis bulunan 57nci Alay ve dag bataryası kumandanları ve bastabib ve bir yaveri ile bir emir subayı beraberinde oldugu halde içtima yerine geldi. Bu sırada yürüyüsü Kocadere batısı yerine Kocaçimen’e dogru harekete geçirmeye karar verdigi anlasılmaktadır. Zira raporunda ,” ve isi çabuklastırmak için alay ve dag bataryasını basit bir tertiple Bigalı deresi boyunca giden yol üzerinde bizzat yürüyüse geçirerek Kocaçimen tepesine yöneldim. Ve sıhhiye müfrezesinin arkadan katılması için emir vermesini bastabibe söyledim” demektedir .

Mustafa Kemal, Bigalı’dan Kocaçimen’e yapılan yürüyüsü söyle anlatıyor:
“Takip ettigimiz dereden (Bigalı deresi) bizi Kocaçimen’e götürecek belirli bir yol olmadıktan baska, Kocaçimen’e ulasmak için atlamaya mecbur oldugumuz pek ziyade fundalık ve geçilmesi zor kayalıklı derelerle doluydu. Bir yol bulup kıtayı sevke rehberlik etmesi için Topçu Taburu Kumandanı’nı görevlendirdim. Bu zat kayboldu. Ondan sonra Batarya Kumandanı’nı memur ettim. Bu da basını alıp Kocaçimen tepesine kadar gitmis, rehberliginden istifade edilemedi. Bizzat yol bulmak ve müfrezeyi oradan sevk etmek üzere Kocaçimen tepesine varıldı. Orada denizdeki gemilerden ve zırhlılardan baska bir sey görmedim. Düsmanın piyadesinin henüz oradan uzak oldugunu anladım. Erler de o zor araziyi durmaksızın yürüyerek kat etmek yüzünden yorulmus ve yürüyüs yavaslamıstı” .
Mustafa Kemal, kendisinin buldugu yol hakkında detaylı bilgi vermiyor. Bu konuda sadece Erkân-ı Harb Kaimmakamı İzzettin Bey ’in yazdıklarından bir detay ögrenebiliyoruz. Ona göre, Bigalı köyünden Bigalı deresini takiben Kocaçimen’e hareket edilmis, bir müddet Bigalı deresi takip edildikten sonra Manik (Mehmet sevki Pasa haritasında Matik) deresine atlayarak oradan Kocaçimen dagına tırmanılmıstır. Mustafa Kemal Atatürk, Kocaçimen’e varınca, alay ve batarya kumandanlarına erlerini toplamak ve küçük bir istirahat vermek üzere 10 dakika denizden gizlenerek durmalarını sonra kendisini takip etmelerini bildirmistir. Kendisi ise durmaksızın Abdal Geçidi ’nden Conkbayırı’na gitmek üzere yanında yaveri, emir subayı, bastabib ve yol bulması için daha önce gönderdigi ve orada buldugu Tümen Topçu Dag Taburu kumandanı oldugu halde atlı olarak yürüyüse geçti. Fakat arazi müsait olmadıgından atları bırakıp, yaya olarak Conkbayırı’na vardılar .

Conkbayırı’nda, hemen güneydeki 261 rakımlı tepeyönünden kendilerine dogru 27.Alaydan sahilin gözetlenmesi ve kollanması ile görevli bir müfreze erlerinin kaçtıklarını görmüs, “düsmandan kaçılmaz”, “ cephaneniz yoksa süngünüz var, süngü tak yere yat “ diyerek, tarihi kararının ikinci asamasını gerçeklestirmistir. O sırada arkasından Conkbayırı’na dogru gelmekte olan alaydan yetisebilenleri yanına çagırmıs, 57.Alay 2.Tabur kumandanı Yüzbası Atâ Efendiye 261 rakımlı tepeden taarruz etmesini emretmis, dag bataryasını da Suyatagı ‘nda mevzi aldırmıstır. Dereye saptıgından biraz gecikmis olan 57.Alay’ın Yüzbası Zeki Efendi komutasındaki diger taburunun da 1.Taburun solundan taarruza geçmesi için emir vermistir. Bu tabur Suyatagı üzerinden açılarak taarruza katılmıstır. Mustafa Kemal Atatürk, raporunda 57.Alay’ın taarruza baslama saatini 10 evvel sıraları olarak belirtmekte, bir saat kadar ates muharebesinden sonra 261 rakımlı tepeye kadar ilerlemis düsman kuvvetlerinin sol taraftan taarruz sonucu geri çekilmeye mecbur edildiklerini kaydetmektedir .
Sonuç olarak; Mustafa Kemal Atatürk, 25 Nisan 1915 günü sabah erken saatlerde itilâf kuvvetlerinin çıkarma harekâtının basladıgını haber alır almaz, ihtiyat oldugu halde, tümenini harekete hazır hale getirip, bir an evvel açılan cephedeki durumu görebilmek ve müdahale edebilmek için, tamamen kendi insiyatifini kullanarak, Kocaçimen’e gitmeye karar verdi. Buraya askerini tehlikeye düsürmeden ve hızla nasıl ulastırmak için nasıl bir güzergahı takip etmesi gerektigini bilemiyordu. Hatta, bunun için iki kumandanını kesif için önden yollamıs, ancak bir sonuç alamamıstı. O, Bigalı deresi boyunca 57nci Alay ile birlikte yürüyerek, muhtemelen Kanlıkuyu denilen mevkii civarından batıya dogru Kocaçimen istikametine yüzünü çevirerek, ilerlemeye devam etti. Bu yol engebeli oldugu kadar, arazi fundalıklı idi. Mümkün olan en hafif güzergahı kullanarak askerini Matik deresinin aktıgı vadinin kenarına çıkardı. simdi karsıda Kocaçimen’i görebiliyordu. Ancak, hayli sarp bir vadiden asagı inerek, Matik deresini geçmek için en uygun yer bulunması gerekiyordu. Mümkün olan en iyi güzergahtan dere asılarak, o zaman agaçlıklı olan ve yavasça yükselerek Kocaçimen’e kendilerini ulastıracak olan sırt üzerinden yürümeye devam etti. Böylece, Bigalı köyünden kesintisiz bir yürüyüs sonucunda bir buçuk saatte Kocaçimen’e ulasmıs oldu.
Mustafa Kemal Atatürk, Kocaçimen’den Conkbayırı düzlüklerine geldiginde tahmin ettigi gibi düsman kuvvetlerinin 261 Rakımlı tepeye yaklastıklarını görmüs, derhal 57nci Alay ile dag bataryasını taarruz durumuna geçirerek, olası gelismelere son anda müdahale etmistir. O’nun bu çabası “kazandıgımız an bu andır ” dedigi noktayı belirleyen, Bigalı’dan Kocaçimen’e, 57nci Alayın cephenin kaderini degistirecek yürüyüsüne, o soluksuz ve zorlu yolculuga karar vermesi anında baslar.

Bu bir bakıma 57nci Alay’ın son yolculugudur. İzzettin Bey , 12 Nisan (25 Nisan) gününü anlattıgı hatıratında Mustafa Kemal ve 57nci Alay hakkında su degerlendirmeyi yapıyor:
“ 19.Fırka kumandanının hiç olmazsa bir alay ile olsun Conkbayırı’na yetismek hususundaki karar ve seri icraatıyla 57nci Alaya yaptırdıgı fevkalade canlı taarruz basarının esaslarıdır. 57nci Alay efrâdı baska bir ask ile çarpısmıslardı. Efrâd sehadet mertebesine varmak emel ve hissiyatıyla doluydu. Cennete kavusacaklarına iman etmislerdi. Muharebeden sonra arazi üzerinde suraya buraya bırakılmıs çamasırlara tesadüf ediliyordu. Bu çamasırlar sehit olunca temiz libas ile cennete kavusmaysı düsünen dindar kahramanların attıkları eski ve kirli çamasırlar idi. Yerine temiz çamasırlar giymislerdi. Bu asker, 12 Nisan (25 Nisan) günü Avusturalyalıların ilk hamlede Kocaçimen, Conkbayırı, Sancaktepe, Kavaktepe hattını tutmaktan ibaret olan planlarını akamete düçâr etmisti. Eger 19ncu fırka yalnız 57nci Alay ile degil tekmil kuvvetiyle Arıburnu’na yetismis, ilk taarruzu bütün kuvvetiyle yapmıs olsa idi, karaya çıkan üç liva askeri denize dökecegini ve Arıburnu sahillerini mütearrızından tathir edecegini kabul etmekte hiç tereddüd etmeyelim. Saat 10 evvelinde baslayan muharebe az zaman zarfında balâdaki neticeyi temin etmisti”.
Günümüzde, Gelibolu tarihi yarımadayı ziyarete gelenlerin, 57nci Alay’ın güzergahını Bigalı - Kocadere istikametinden Conkbayırı düzlügüne çıkmak seklinde gerçeklestirmeye çalısırken, yanılgı içinde oldukları, yukarıda belirtilen ve Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat kaleminden çıkan muharebe raporları, Mehmet sevki Pasa haritası esas alınarak ve arazi üzerinde incelemeler yapmak suretiyle tespit edilmistir. Bugün adı unutulan ve modern haritalarda göremedigimiz Matik deresi içinde korunak-zeminlikler tesbit edilmis, o döneme ait yolların izlerine rastlanmıstır.
Halbuki, Matik deresi mıntıkası, Mustafa Kemal’in bu yolu açmasından sonra, savas boyunca ihtiyat kuvvetlerinin yerlestirildigi bir mevkii olmustu. Matik deresi ve onu karsılayan Çaylar deresi (bugünkü adıyla Kavak deresi) boyunca Mehmet sevki Pasa haritası baz alınarak yaptıgımız incelemede zeminliklerin izlerine hala rastlamak mümkün olmustur. Nitekim, Binbası Halis Bey , 29.05.1915’den az önceye tarihlenebilen bir kolordu emrinde, “Anafarta müfrezesi, Sazlıdere kuzeyinde düsmanın genislemesine meydan vermemek için Matik deresinde bulunan 33.Alay’ın 1.Taburunun Kocaçimen dagında Kurtgeçidi dolayında ileri sürerek süvari postalarına dayanak olusturacaktır” emrini kaydetmektedir.
Agustos 1915’de 5nci Tümen’e baglı 15nci Piyade alayının Matik deresinde oldugu anlasılıyor. Bu alay Matik’ten Kanlısırt’a gönderilmis, Matik deresinde sadece tümen karargahı kalmıstır. Mustafa Kemal Atatürk, Anafartalar Grup Kumandanlıgını üstlendigi 8/9 Agustos 1915’de grup karargahına varısını belirtmeden geçemeyecegini ifade ederek, zira, yolculugu ile ilgili olarak kendisinde kalan hatıranın ruhi, ahlaki ve vatani bakımlardan, sadece Osmanlı tarihi için degil, bütün tarih için de ibret verici tarafları oldugunu kaydetmistir. O, Anafartalar Grup Karagahı olarak belirlenen Çamlıtekke’ye gitmek için Kemalyeri’nden Kocadere kuzeyine çıkmıs buradan çok iyi bildigi ve Çamlıketekke’ye en kısa geçis yapabilecegi Matik deresine gitmistir. Burada 5.Tümen karagahına rastlar. Mustafa Kemal Atatürk, bu tümenin 14.alayının Agıldere mıntıkasında yalnız basına baskına ugrayan alay oldugunu,. Tümenin diger kıtalarının, düsmanın Kanlısırt’ta yaptıgı gösteri hareketinin tesiriyle oraya çagrıldıgını belirttikten sonra, “Tümenin kumandanı, kurmayı ve bütün karargâhı burada ne yapıyordu? Vatanın bagrına hançer saplandıgı bu sırada, öteden beri kendisine verilmis tümeniyle harp meydanında bulunması lazım gelen bu kumanda heyeti burada nasıl issiz bırakılmıstı?Sonradan bu karargahı Anafartalar sag kanadına getirerek faaliyet haline koydum “ demektedir . Matik deresinde, Agustos sonu itibarıyla ordu ihtiyatı olarak 3.tümenin bulundugunu görüyoruz .
“Mustafa Kemal Yolu” olarak tanımladıgımız Bigalı- Matik- Kocaçimen güzergahının, Çanakkale Muharebeleri tarihi açısından dikkat çekici, özel önemi, bizi mevcut bilgiler ısıgında güzergahın en muhtemelen rotasını tayin etmeye sevk etmis, arastırmamız, bu yönüyle yakın dönem tarih arastırmalarında saha çalısmalarının önemini ortaya koyması yanısıra, bir milletin kaderini tayin eden yolun, Çanakkale Muharebeleri sırasında Mustafa Kemal Atatürk tarafından çizildiginin göstergesi olmustur.
Resim



Cevapla