Atatürk'ten hoş bir anı...

Cumhuriyet ve Atatürk ile ilgili bilgi paylasim forumudur
Cevapla
Kullanıcı avatarı
drog_1
Megabyte3
Megabyte3
Mesajlar: 1329
Kayıt: 15 Mar 2006, 16:40

Atatürk'ten hoş bir anı...

Mesaj gönderen drog_1 »

'Sen benim yerimde olsan içmez miydin?'

Resim

Cumhuriyet Bayramı'nı her zamankinden daha büyük bir coskuyla kutlarken, yasanmıs müthis bir olayı hatırlatmak istedik...

İsTE O MÜTHİs ANI

Altlarında, Nuri Conker'in bir arkadasının arabası vardı. Eylül sonu aksamı sonbaharın tadını çıkararak, Çekmece'ye dogru gidiyorlardı.

Birden Atatürk'ün gözleri aksam günesi altında çift süren bir köylüye takıldı. Yaslı bir adamdı bu. Sapanının sapına iyice yapısmıs, toprakları yavas yavas deviriyordu. Fakat çiftin bir yanında öküz, bir yanında merkep vardı. Esit güçlerle çekilmedigi için sapan yalpa yapıyordu.


Atatürk soföre durmasını söyledi.

İndiler. Köylüye seslendi:

"Kolay gelsin Aga!.."

Köylü bu sese basını çevirmeden karsılık verdi:

"Kolay gelsin"

"İsler nasıl Aga? Bu yıl mahsülden yüzünüz güldü mü?"

Köylü isteksiz konustu:

"Tanrı'nın gücüne gitmesin bey, bu yıl yufkaydı mahsül. Kabahatin acıgı bizde, acıgı yukarda! Biz geç davrandık, yukarısı da rahmeti esirgedi."

"Bakıyorum, sapanın bir yanında öküz, bir yanında merkep kosulu. Öküzün yok mu senin?"

"Var olmasına vardı ya, hıdrellezde vergi memurları sattılar."

"Hiç vergi memurları köylünün üretim aracını satar mı? Olmaz böyle sey! Muhtara sikayet etseydin..."

Köylü güldü:

"Muhtar basında deel miydi memurun, a bey?"

Atatürk dudaklarını disleri arasında ezerek konustu:

"Kaymakama gitseydin."

Köylü iyice güldü.

"Sen de benle gönül mü eyleyon beyim?" dedi.

Atatürk konusmayı sürdürdü.

"E peki, İstanbul suracıkta geleydin valiye anlataydın derdini... Onun isi bu degil mi?"

Köylü Atatürk'ün saflıgına inanmıs iyiden iyiye gülüyordu. Konusmanın tadını çıkardıgı için keyiflenmisti de biraz.

Kestirip attı:

"Bırak su sagarı Allasen, biz onun buralardan gelip geçtigini çok gördük. Yakasına yapıssak acep derdimizi duyurabilir miyiz?"

Atatürk sordu:

"Adın ne senin Aga?"

"Halil... Köylük yerde sorsan, Halil Aga derler..."

"Demek varlıklısın?.. Aga dediklerine göre."

"Acık çiftimiz- çubugumuz varken adımız aga'ya çıkmıs."

"Peki Halil Aga, bu senin isin beni bayagı meraklandırdı. Benim bildigime göre, bir çiftçinin üretim aracı elinden alınmaz. Sen aldılar diyorsun. Hadi kaymakam söyle, vali öyle diyelim; e peki bir basvekil İsmet Pasa var bilir misin?"

"Bilmez olur muyum, beyim?"

"Tamam öyleyse, hemen her hafta İstanbul'a geliyor. Florya Köskü'ne iniyor. Kösk de suracıkta. Bir gün kapıda bekleseydin de derdini dökseydin ona... Herhalde çaresini bulurdu."

"Sen benim konusmamdan hoslastın, gönül eyliyorsun. Ama bak simci, tutalım gittim vardım, beni o kapıya koymazlar ya...Tutalım ki kodular, koskoca İsmet Pasa'mızı göstertmezler ya. Tut ki gösterdiler ya ona halimi nasıl yanacagım hele; o sagarın sagarı! Heç isitmez beni..."

Nuri Conker, lafa karısmak istedi, Atatürk bir hareketiyle onu durdurdu.

"E peki, bakalım bu dedigime ne bulacaksın!" dedi

"Atatürk koca yaz suracıkta oturup duruyordu. Gitseydin, çıksaydın önüne, anlatsaydın halini. O da seni yüzüstü bırakacak degildi ya!.."

Köylü iyice keyiflenmis, gülüyordu.

"Sen ne diyorsun bey?" dedi.

"Mustafa Kemal Pasa Atatürk'ümüzün yüzünü görmek için Peygamber gücü gerek... Hem, tut ki gördük. Yiyip içmekten, isinden gücünden basını kaldırıp bizim öküzün arkasından mı seyirecek?.."

Halil Aga, sigarasının son nefesini cigerlerine doldururken, Atatürk'ten yeni aldıgı sigarayı da kulagının arkasına yerlestiriyor, çiftinin basına gitmeye hazırlanıyordu. Konusacak bir sey de kalmamıstı. Atatürk köylünün omuzuna elini koyarak, "Senden hoslandım Halil Aga" dedi.

"Bir gün köyüne de gelir, bir ayranını içerim. Açık yürekli bir
vatandassın. Ama yine de sana söylüyorum, hakkını kimsede bırakma ara!.."

Döndüler, arabaya bindiler. Halil Aga, onları ugurladı.

"Meraklanma beyim, evelallah heç kimse bizim hakkımıza el degdiremez. Fakat bu, Devlet Baba'ya borçtur. Ödenmesi gerek... Otomobil hareket etti. Atatürk'ün canı sıkılmıstı.

"Bir uygun yerden dönelim, tadı kaçtı bu isin!.." dedi. Dönüs yolunda Atatürk konusmuyor, sigara üstüne sigara yakıyordu. Yüzünde ince bir keder vardı.

"Yahu çocuk, su Halil Aga'nın vergi borcundan öküzünü satmısız, merkeple çift sürüyor, hala da 'Devlet Baba' diyor. Ne mübarek millet, bu millet!.."

Köske döndüklerinde Atatürk yaverine emretti:

"simdi" dedi: "İstanbul'da ne kadar bakan, milletvekili varsa hepsini telefonla bulacaksın!..

Bu aksam kendilerini yemege bekliyorum. Ayrıca Vali Muhittin Üstündag ile İsmet Pasa'yı bul, onlara da haber ver."

Yaver odadan çıktı. Atatürk, Nuri Conker'e döndü:

"simdi sen de arabayla çıkıp o Halil Aga'ya gideceksin. Ona benim kim oldugumu söyleme. Tüccar, zengin bir adam filan dersin. 'Seni sevdi, sana öküz alıverecek' diye bir seyler söyle, kandır. Kuskulandırmadan al getir buraya."

O aksam Atatürk'ün sofrasında Basbakan İsmet İnönü, bakanlar, milletvekilleri ve İstanbul Valisi Muhittin Üstündag'dan olusan yirmi bes konuk vardı.

Atatürk, "Bu aksam soframıza efendimiz gelecek" dedi. "Kendisine nasıl davranacagınızı çok merak ediyorum."

Bir süre sonra içeri basyaver girdi ve Atatürk'ün kulagına bir seyler söyledi.

Atatürk "Buyursun!" dedi.

Basyaver kapıyı açıp da Halil Aga, gündüz konustugu beyin sofranın basında oturdugunu, yanı basında da İsmet Pasa'nın yer aldıgını görünce, saskınlıktan dona kaldı. Dizlerinin bagı çözülmüstü. Atatürk onu görünce ayaga kalktı. Arkasından tüm konukları da ayaga kalktılar. Atatürk son konugunu, "Hos geldin Halil Aga" diye karsıladıktan sonra kendisini sofradaki konuklarına tanıttı:

"İste bekledigimiz, Efendimiz" dedi.

Nuri Conker, Halil Aga'yı Atatürk'ün sag basına oturttu, kendisi de yanındaki sandalyeye geçti. Atatürk, sofradakilere, o gün köskten Conker'le birlikte nasıl kaçtıgını, Halil Aga'yı, bir yanında öküz, bir yanında merkeple çift sürerken nasıl gördügünü, sigara yakmak bahanesiyle nasıl kendisi ile konustugunu ayrıntılı bir sekilde anlattıktan sonra söyle dedi:

"simdi gerisini Halil Aga ile birlikte yanınızda tekrarlayacagız. Ben sorduklarımı bastan soracagım Halil Aga da orada bana söylediklerini oldugu gibi tekrarlayacak."

Halil Aga'ya döndü:

"Bak beri, Halil Aga" dedi. "Sen bu aksam benim bas misafirimsin. Senin açık sözlülügünü pek çok begendigimi bugün söyledim. Konusmamızdan sonra sana hiçbir zarar gelmeyecek. Öküzünü de alacagım. Ama simdi ben tarlada sorduklarımı bastan soracagım, sen de orada söylediklerini aynen tekrarlayacaksın. İste soruyorum:

'Bakıyorum sapanın bir yanında öküz, bir yanında merkep kosulu. Öküzün yok mu senin?"

Halil Aga dudakları titreyerek Atatürk'ün ayagına kapanacak oldu. Atatürk önledi:

"Yoo, bak böyle sey istemem. Soruyorum cevap ver."

Soru - cevap valiye kadar aynen tekrarlandı. Sofradakiler, soluk almadan konusmayı izliyorlardı. Ürkütücü sorulara gelmisti sıra. Atatürk sordu:

"Peki İstanbul suracıkta, gideydin valiye, anlataydın derdini, onun isi bu degil mi?"

Vali Muhittin Üstündag, Hali Aga'nın ancak iki metre ötesinden kendisine bakıyordu. Nasıl desin? Ter basmıstı iyice, isi savusturmanın yoluna kaçtı:

"Vali pasamızı biz görüp dururuz buralarda. Etegine düssek derdimizi duyurabilir miyiz ki..."

"Olmadı bu, Halil Aga... Bana dedigin gibi, dosdogru..."

"Böyle demedik mi beyim?.."

"Ya, ben mi yanlıs anladım?.. Dur soralım bakalım Nuri'ye. Nuri,böyle mi dedi bize Halil Aga?"

Nuri Conker karsılık verdi. "Hayır Pasam!.."

"Gördün mü?.. Demek aklında yanlıs kalmıs. Hani bir sey dediydin sen, vali neden duymazmıs?.. Aynen bana söyledigin gibi söyle."

Halil Aga kekeleyerek konustu:

"Köylük yerinde bizim dilimiz sagar demeye alısmıstır, pasam" dedi. "Kusura kalma gayri..."

Atatürk gülmeye basladı:

"Diplomatsın ki, yaman diplomatsın, Halil Aga... Ama simdi diplomatlık sırası degil, dogruyu konusacagız... Söyle bana, orada dedigin gibi..."

Halil Aga gözünü yumup, basını yere egdi:

"sasırmısım, agzımdan yanlıslıkla 'Bırak bu sagarı' diye bir laf kaçırmısım..."

Sofrada gülüsmeler baslamıstı.

"Hadi buna da oldu diyelim. Geçelim gerisine:

"E, peki bir Basvekil İsmet Pasa var, bilir misin?"

Halil Aga İsmet Pasa'nın yüzüne baktı ve gözlerini yere indirdi:

"sanlı İsmet Pasamız bilinmez olur mu hiç? O bugüne bugün..."

Atatürk Halil Aga'yı durdurdu.

"Bırak simdi övgüleri" dedi. "Ben lafın gerisini getireyim:

Tamam öyleyse, hemen her hafta İstanbul'a geliyor, Florya Köskü'ne iniyor, kösk de suracıkta. Bir gün kapıda bekleseydin de derdini dökseydin ona. Herhalde
bir çaresini bulurdu."

Halil Aga yine kaçamak yanıt verdi:

"Kapıya koymazlar ya bizi, koysalar da sanlı pasamıza öküzümüzü mü yanacagız!.."

Atatürk'ün sesi iyice sertlesti:

"Beni ugrastırma, Halil Aga" dedi. "Erkek adam sözünü yalamaz. Ne dediysen, tıpkısını tekrarlayacaksın!.."

Halil Aga ürktü, toparlandı. Basını yine yere gömüp konustu:

"sanlı Pasamıza da sagar dedikti ya..."

"Yalnız sagar degil, 'sagarın sagarı' degil miydi?"

Halil Aga yere egik basını acıyla salladı:

"Öyle dedikti pasam, dogrusun!.." diyebildi.

Atatürk, İsmet Pasa konusunda daha fazla ısrar etmedi, sözü kendine getirdi.

"Son soruyu sorayım simdi" dedi. "Bunun da karsılıgını ver, öküzünü al git."

"Koca yaz suracıkta Atatürk oturmuyor mu? Gitseydin, çıksaydın önüne, anlatsaydın halini. O da seni yüzüstü bırakacak degildi ya?"

"Hiç bırakır mı Aslan Pasam benim!.. Erip erisir de tarlama dek gelir, halimi dinler."

"Bırak bunları Halil Aga, dedigini tekrarla." Halil Aga birden diklendi.

Her seyi göze almıs insanların yigitligi içinde dogruldu. Atatürk'ün gözlerinin içlerine bakarak konustu.

"İste bunu demem Pasam" dedi. "Agzıma atas doldur, iste bunu demem!"

Atatürk gülmeye basladı:

"Zorlatacak bizi bu Halil Aga, laf anlamıyor." dedi. "Mustafa Kemal Pasa Atatürk'ümüzün yüzünü görmek için, Peygamber gücü gerek demistin, yanılmıyorsam. 'Görsem de, isinden gücünden, yiyip içmekten basını kaldıracak da bizim öküzün arkasından mı segirtecek' demistin." Halil Aga'nın gözlerinden yaslar inmeye basladı. Tas kesilmis, duruyordu. Atatürk konusmasını içtenlikle sürdürdü:

"'Atatürk de isi içkiye vurmus, sarhosun biri' demeye getirdin ya fazla üstelemeyeyim" dedi.

"simdi bak beni dinle, Halil Aga... Seni su kadar üzmemin sebebi, sunu anlatmak içindi: su gördügün altı bay hükümet... Yani, biri Basbakan, ötekiler de Bakan! Memlekete göz kulak olacak, isleri evirip çevirecekler diye bu makama getirilmisler. Bir kanun gerekti mi, bu baylar hemen
sıvanırlar, İsviçre'den mi olur, İtalya'dan mı olur, Fransa'dan mı, velhasıl neredense, bir kanun bulustururlar, Türkçe'ye çevirtirler, sonra basıp imzayı gönderirler Büyük Millet Meclisi'ne... Bu Millet Meclisi dedigim, su altı bastan senin yanına kadar olan beyler. Kanun bunlara gelir. Bunlar da 'hükümet elbette incelemis, gerekeni düsünmüstür, benim ayrıca zorlanmama gerek yok' derler ve kaldırırlar parmaklarını, olur sana bir kanun!.. Ama sonra bir vergi memuru gelir, vergi borcundan Halil Aga'nın öküzünü çeker, satar... Halil Aga da tarlasını bir yanda merkep, bir yanda öküz, ırgalana ırgalana sürmeye çalısır. Ama üretim düsermis, ekim zorlasırmıs, kimin umurunda... Sonra ben bunları görürüm, içim kan aglar, isitirim, tasalanırım! E, hakça söyle bakalım simdi Halil Aga... Sen benim yerimde olsan, efkar dagıtmak için, bunları bu beylerle konusmak için
içmez misin? Ama sonra da Halil Aga tutar, sana 'sarhos' der..."

Halil Aga'nın dili çözülmüstü:

"Öyle diyen yok hasa!.. Dinden çıkmak gibidir... Buldun mu bunu, hacısı da içer, hocası da içer..."

Atatürk sordu:

"Peki sen de içer misin?"

"Hiç bulunur da içilmez olur mu, Pasam?.. İçeriz ki, tıpkı serbet gibi!.."

Atatürk hizmet edenlere isaret etti, kadehleri doldurttu. Kendi kadehini Halil Aga'ya uzattı:

"Hadi bakalım Halil Aga" dedi. "Saglıgına içelim."

Halil Aga, "Koca Allah, benim ömrümden de sana pay düsürsün Pasam, saglık düsürsün" dedikten sonra Halil Aga, edeple basını kenara çevirdi, eline verilen kadehi bir yudumda bosaltıverdi. Yüzü kızarmıs, gözleri parlıyordu. Ellerini dizlerinin üzerine koyarak Atatürk'e döndü:

"Yunan'ı denize döktün Pasam, bayragımızı basucumuza diktin. Benim gibi bir köylü parçasını sofrana alıp içirdin, sana duaya bilem dilim dönmez ki... Nideyim ben simdi? Bırak ki oh pasam, ayagını öpem..."

Halil Aga Atatürk'ün ayagını öpmek için davranınca, Atatürk onu sıkıca tuttu ve bu hareketi yapmasını önledi. Halil Aga bu kez, Atatürk'ün ellerine sarıldı, ellerini öpmeye basladı: "Bayragımız gibi sen de basımızdan eksik olma insallah! Sana her kim düsman ise, onun yeri senin ayagının altı olsun!.. Gayri bana izin, koca Pasam!.."

"Yemek yemedin!.."

"Yemek kolay... Meraklanır çocuklar, ben köyüme döneyim."

Atatürk Nuri Conker'e isaret etti.

Conker kalkıp Halil Aga'nın yanına geldi, kalktı Halil Aga, önce Atatürk'ü, sonra sofradakileri selamlayıp kapıya dogru edeple geri geri çekildi. Kapı kapandıgı zaman Atatürk sofradaki öteki konuklarına döndü:

"Efendimizin halini gördünüz mü beyler?" dedi. "Devlet size böyle davransa, siz ne yaparsınız? Mübarek millet bu, adam millet bu... simdi bu adam milletin karsısında 'adam olmak,' bize düsüyor!.."

Sofrada kesin bir sessizlik vardı. Kimse gözlerini Atatürk'ten
ayıramıyordu:

"Halil Aga'nın öküzünü satıp, üretimini aksatan kanunu ya biz yaptık ya da bizim yaptıgımız kanun yanlıs yorumlanarak Halil Aga'nın öküzünü satıyor. İkisi de bence birbirinden farksız... Böyle bir kanun yaptıksa, memleket çıkarlarına aykırıdır. Nasıl yaparız, nasıl yapmısız bunu? Eger yaptıgımız kanun dogru da, yorumlaması yanlıs oluyorsa, o zaman sormak lazım. Hükümet nasıl bir yönetim içindedir? Sonra unutmayın ki, olay İstanbul'da geçiyor. Bunun Van'ı var, Bitlis'i var, kıyı bucak ilçesi var; acaba oralarda neler oluyor? Bu çark iyi dönmüyor beyefendiler!.."


GazeteVATAN'dan alıntıdır...
En son drog_1 tarafından 09 Şub 2008, 14:03 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Kullanıcı avatarı
velociraptor
Yottabyte4
Yottabyte4
Mesajlar: 53410
Kayıt: 14 Mar 2006, 02:33
cinsiyet: Erkek
Teşekkür etti: 19101 kez
Teşekkür edildi: 11784 kez

Mesaj gönderen velociraptor »

nerde simdilerde böyle devlet adamlari
Kullanıcı avatarı
editci
Megabyte2
Megabyte2
Mesajlar: 1171
Kayıt: 06 Nis 2006, 16:30
cinsiyet: Erkek

Mesaj gönderen editci »

gerçekten güzel paylasım olmus.
demek bu çark hep bozuktu. baksanıza o zamanlarda bile çark bozukmus. iyi dönmüyormus.
Kullanıcı avatarı
Unde®minE
Kilobyte1
Kilobyte1
Mesajlar: 251
Kayıt: 08 Kas 2007, 21:06
cinsiyet: Bayan

Mesaj gönderen Unde®minE »

aynen ben de onu dicektim...saygıyla,rahmetle anıyoruz..hepsi nur içinde yatsın..
Kullanıcı avatarı
dt.oktay
Bit
Bit
Mesajlar: 1
Kayıt: 26 Kas 2007, 19:57

Mesaj gönderen dt.oktay »

okurken gozlerim doldu abi tesekkurler. tabi asıl tesekkur BUYUK ONDER e....
Kullanıcı avatarı
Quarentina
Kilobyte3
Kilobyte3
Mesajlar: 451
Kayıt: 03 Nis 2007, 21:24

Mesaj gönderen Quarentina »

tskler. ancak baslıkta hata var galiba Tatürk olmus :)
Kullanıcı avatarı
drog_1
Megabyte3
Megabyte3
Mesajlar: 1329
Kayıt: 15 Mar 2006, 16:40

Mesaj gönderen drog_1 »

F4stBoy yazdı:tesekkürler. ancak baslıkta hata var galiba Tatürk olmus :)
uyarınıza tesekürler
hata benden olabilir
ya da birisi oynadı
neyse...düzeltildi...
Kullanıcı avatarı
Quentin
Bit
Bit
Mesajlar: 2
Kayıt: 04 Şub 2008, 15:45

Mesaj gönderen Quentin »

bu ülkede ne zaman çark dogru döndü yada iyi isler oldu ki
rüsvet,kayırmaca,dedikodu,fesatlık
osmanlıdan beri bu böyledir
bu huylar Türk'e bizanstan geçmistir
Kullanıcı avatarı
rodi
Byte4
Byte4
Mesajlar: 184
Kayıt: 06 Haz 2006, 04:45
cinsiyet: Erkek

Mesaj gönderen rodi »

velociraptor yazdı:nerde simdilerde böyle devlet adamlari
simdikilerin bizim cebimizdeki ekmek parasında bile gözleri var
Kullanıcı avatarı
Re@lite
Kilobyte3
Kilobyte3
Mesajlar: 523
Kayıt: 28 Oca 2007, 22:24

Mesaj gönderen Re@lite »

Büyük Önder'i bir kez daha rahmetle anıyoruz
hani birileri simdi onun resimlerini heykellerine bile tahammül edemiyor
hani onları bile devlet dairelerinden indirmek istiyor ya
Atatürkçü gençlik bunların kellerini koparmaya hazırdır 8)
Kullanıcı avatarı
uçs
Petabyte3
Petabyte3
Mesajlar: 7801
Kayıt: 15 Mar 2006, 18:06
cinsiyet: Erkek

Mesaj gönderen uçs »

Paylasım için tesekkürler.. :)
Kullanıcı avatarı
Squirrel
Kilobyte4
Kilobyte4
Mesajlar: 677
Kayıt: 16 Eki 2007, 18:30

Mesaj gönderen Squirrel »

güzel bir paylasım tesekkürler
Kullanıcı avatarı
Kripteks®
Terabyte1
Terabyte1
Mesajlar: 3564
Kayıt: 12 Ara 2006, 12:44
cinsiyet: Erkek
Teşekkür edildi: 3 kez
İletişim:

Mesaj gönderen Kripteks® »

pkuudm bastan sona gercekten anlamlı tesekkürler
Cevapla