
Stug III, kendi içerisinde zamanla modifikasyonlar görse de, Aus G versiyonu, Müttefik zırhlı araçlarına en fazla zarar veren/yok eden türeviydi. Özellikle Yüksek Patlayıcı (HE) mermisi zayıf zırhlı tankları, piyade taşıyıcı araçları, topçuları, tank avcısı topları ve hatta piyade hücümlarına karşı oldukça etkiliydi.
Stug III, Sd.Kfz.251’den sonra Alman Ordusu için en fazla sayıda üretilen zırhlı araçtı. Kendisini fazlasıyla kanıtlamış, sağlam ve güvenilir Panzer III saşisine sahip olan bu tanka zamanla eklenen ön zırh ve sürekli daha da geliştirilen ana top ile savaş meydanlarında oldukça yararlılık gösteren bir tank haline gelmiştir.
Panzer III’ün taretinin sökülüp, daha düz bir üst yapı ile öne konan sabit top, tankı eski haline göre daha alçak bir hale getiriyor, kolaylıkla kamuflaja alınabilip ciddi şekilde pusu kurularak düşman hatlarına sürpriz anlar yaşatıyordu. Panzer III’ün şasisinin bir diğer avantajı da oldukça ucuza ve hızlı şekilde üretilebilmesiydi.

Savaş boyunca 9400’den fazla üretilen bu tank özellikle 1940-1941 yıllarında müttefik istihbaratı tarafından çok da önemsenen bir tank olarak raporlarında yer almıyordu. Zamanla savaş gücünü kanıtlaması müttefik askerlerinin sanılanın aksine kendisinden daha sonra üretilen modellerden daha fazla kendisinden korkutan bir model olmasını sağlamıştır. Savaş boyunca Kuzey Afrika, Avrupa ve Rus topraklarında, hemen her iklim ve arazi koşullarında en zorlu süreçler içerisinde başarıyla kullanılan bu tank, Alman Ordu mensupları tarafından da çok sevilmiştir.

Motor olarak, savaş döneminde inanılmaz fazla üretilen, Maybach 120 TRM V12 benzin motoru, 300 hp güç üretiyyor ve ton başına 12.6 beygir güç sağlayabiliyordu. Motor ile beraber savaş döneminde Almanların ürettiği en sağlam şanzıman olan altı ileri şanzıman ile beraber üretildi ve kendi üstlerinin aksine hiçbir zaman motor ve şanzımanla ilgili bir sorun yaşamadı.

Zırh olarak 50 mm’lik ön zırha sahip olsa da 1942 haziran ayından iştibaren 30 mm’lik ek zırh plakaları ön kısma eklendi. Düşük profili nedeniyle tespiti zor, tespit edilse bile vurulması zor bir tanktı, paletleri de ekstra korumalı ve engin seviyede olduğundan paletlerle ilgili de pek sıkıntı yaşamamıştı.

Yukarıdaki fotoğrafta Teğmen Walther Oberloskamp’ın Stug III’ünün ana topunda yer alan kırk adet zafer halkası, doğru ellerde ne kadar ölümcül bir tank olduğunu bir kez daha doğruluyordu.

Hücum gücünde olduğu kadar savunma pozisyonlarında da oldukça başarılıydı. Örneğin, 1943 yılında Kursk Savaşından 1945 yılında Berlin Savunmasına kadar, Tiger ve Panther tanklarının toplamından çok daha fazla (20.000’den fazla) düşman tankını ve zırhlısını yok ettiler. İlk üretim felsefesinde destek tankı olarak düşünülen bu tank, zamanla gösterdiği etkin performansla savaş alanlarında tamamen etkin rollerde kullanıldı.

Kursk Savaşının hemen öncesinde Sovyet Ordusu tankçılarına verilen brifinglerde, sadece Stug III için, asla bire bir çatışma ortamına girilmemesi gerektiği sıkı bir şekilde emredilmişti. Zaten Stug III tanklarının Kursk savaşındaki başarılarını düşününce bu emrin ne kadar isabetli olduğu düşünülüyor. Kursk Savaşında Almanlar tarafında ise, savaştan önce yapılan bir modifikasyonla, Stug III tanklarının optik sistemleri yenilenmiş, yeni nesil retikül ile beraber, retükül içerisinde yedi adet üçgen işaretlerinden oluşan şekillerle hareketli hedeflere daha kolay ve daha isabetli atışlar yapılabilmekteydi. Nişancı ilk grup üçgenlerle 100 metre ile 1500 metre arasındaki atışları yaparken, ikinci grup üçgenlerle 1500 metre ile 6000 metre arasında atışlar yapabilmekteydi. Bunun ilk meyveleri Ağustos 1943 yılında, Stug tankları 423 adet onaylanmış imhalarını raporlarlarken, sadece sekiz adet tank kayıpları vardı.
Stug tankı aynı zamanda içerisindeki mürettebatın da, olası bir saldırı ve imha durumunda personelin daha rahat ve kolay şekilde tahliye edilebilmesi için de mühendislik detayları barındırıyordu. Bu faktör de özellikle personelin diğer modellere kıyasla kendisini bir nebze daha rahat hissetmesini sağlıyordu.

Aus G versiyonu ise, Aralık 1942 yılından Nisan 1945 yılına aralıksız üretildi. Müttefiklerin hava bombardımanları üretimleri zorlaştırsa da özellikle Albert Speer’in çabaları ile daha kompleks yapılar sadeleştirilmeye, daha fazla üretilen Panzer IV şasilerinin de Stug IV’lere çevrilmesinde önemli rol oynadı. Tank daha basit hale getirilerek, daha az zamanda üretilebiliyor, daha az emek harcanıyordu. İlk üretimlerine kıyasla savaş sonunda üretilen Stug tankları dört kat daha az emek ve maliyet ile üretilmekteydi.

Doğu Cephesindeki bir muharebede, Panzer IV ve Stug tanklarından oluşan bir birlik, Sovyet zırhlı birliği ile temas edince çatışmaya başlarlar, dokuz gün süren çatışma sonunda 184 Rus Tankı, 87 Rus Tank Avcısı ve 26 adet topçu yokedilirken, Alman tarafında ise sadece dört adet kayıp olacaktır.

Aynı zamanda Batı cephesinde de müttefik askerlerine kan kusturan Stug tankları, oldukça uzun mesafelerden kolaylıkla Sherman tanklarını avlayabilmekteydi. Sıkı kamuflaj özellikle sayesinde, müttefik hava unsurlarından da saklanabilmekteydiler. Daha sonraları özellikle Firefly, Jackson tarzı tankların kullanımı artınca Stug tanklarının etkinliği azaltılabildi.

Rheinmetall şirketi Stug tanklarının üretiminde, topların temini konusundaki ihaleyi kazanınca ilk olarak, 7.5 cm K 40 L/43 topunu kullandılar. Saniyede 770 metre namlu çıkış hızına sahipken, mermileri 6.8 kilogramdı. 1000 metre mesefeden 30 derece açıyla 80mm zırhı rahatlıkla delebiliyordu. Bir süre sonra biraz daha uzun versiyon 7.5 cm L/48 topu kullanılmaya başlandı. 1942 yılından sonra ise kullanılmaya başlanan Pak 40 ve Kwk 40 topları savaş sonuna kadar yüksek yararlılıklar gösterdi.
Kaynak Site:
TRWE_2012-Alaydan Yetişme PC Kullanıcısı







