
1071 Malazgirt zaferinden sonra büyük bir hızla hakimiyet altına aldıkları Anadolu'yu, Türkler'den temizleyerek Bizans'a geri vermek, mukaddes toprakları tekrar Hıristiyan alemine kazandırmak, Hıristiyan hacıların ve seyyahların Kudüs'e gidişlerindeki Selçuklu engelini kaldırmak ve Türklerin kontrolü altına girmiş olan ticaret yollarınıda tekrar eski Hıristiyan hakimiyetini sağlamak gibi çeşitli amaçlar güden ve Papa Urbanus II'nin 27 Kasım 1095 tarihinde Clermont Konsil'inde yaptığı çağrı üzerine organize edilen Haçlı Seferlerinin birincisinde, binlerce atlı ve piyadeden oluşan büyük bir haçlı ordusu, 1096 yazı ile 1097 sohbaharı arasında Anadolu'yu geçti.
Haçlılar, 1097 yılı Ekim ayında Antakya Valisi Yağı Siyan'ın hakimiyet bölgesine girerek, 20 Ekim 1097'de Maraş ve Halep'ten gelen yolların birleştiği Asi Irmağı üzerinde iki muhteşem kule ile korunan Demir Köprü'yü geçtiler. Ertesi gün, Haçlı liderlerinden Bohemond komutasındaki 4000 atlıdan oluşan öncü Haçlı birliği, 21 Ekim 1097'de Antakya surları önüne gelerek, St. Paul Kapısı karşısına yerleşti. Altın sarısı, yeşil, kırmızı ve diğer renkteki kalkanların erguvan ve altın sarısı bayrakları altında, çelik pulları parlayan zırhlar ve miğferler giymiş 300.000 silahlı olmak üzere, toplam olarak yaklaşık 600.000 kişiden oluşan muazzam ordu[aslında boş ordu...], 22 Ekim 1097'de Antakya surları önünde çadırlarını kurdular.
Ortalama 5 km. uzunlukta ve bir buçuk kilometre genişlikteki bir düzlüğü baştan başa kaplayan büyüklüğü içinde evleri, çarşıları, Silpius Dağı eteklerindeki zengin villaları ve sarayları ile Seleucoslar zamanında yapılıp Bizans döneminde onarılarak tahkim edilen ve tepelerin zirvelerini takip ederek Asi'ye kadar inen, 360 kule ile desteklenmiş 12 km. uzunluğunda bir zincir gibi kenti çepeçevre saran muazzam surları ile zaptedilmesi imkansız gibi görünen Doğunun Kraliçesi Antakya, Haçlıların hayranlık ve saygı duydukları bir şehir olarak önlerinde durmakta idi. Kentin bu muhteşem görünümü, Haçlıların dini duygularını bir kez daha coşturdu. Hz. İsa'ya inananlara ilk kez Hıristiyan adının verildiği bu kent, Hıristiyanlığa hizmet etmiş çok sayıda şehit, aziz ve alemi bağrına basmış ve bu inanç uğruna çok sayıda mucizeye sahne olmuştur.
Kentin ana giriş kapıları, Halep yönünde St. Paul Kapısı, Daphne (Harbiye) ve Lazkiye yönünde St. George Kapısı, İskenderun ve St. Simeon (Samandağ veya Süveydiye) yönünde Asi üzerindeki tahkim edilmiş bir köprüden sonra geçilen Köprü Kapısı idi. Köprü Kapısının kuzeydoğusunda yer alan Dük Kapısı ile bunun doğusundaki Köpek Kapısı, kente açılan diğer kapılardı. Haçlılar, St. Paul Kapısı ile Dük ve Köpek kapılarının karşısına yenleşip, kenti önceleri sadece kuzey ve kuzeydoğu yönünden kuşatacak şekilde dağıldılar.
TRWE_2012
www.sordum.net/forum/
Düzce_Akçakoca_2017

