
Şeker hayatımızın her yerini işgal etmiş durumda. Her gün bir şey okuyoruz ama vücudumuza tam olarak zararlarını bilmiyoruz. Yetişkin bireylerin gün içerisinde tükettiği besinler, yemekler ve içeceklerden ortalama 22 çay kaşığı şeker tükettiği tahmin edilmektedir. Bu önemli bir miktar olmakla birlikte barsak florasında dengesizlikler ve candida üremesine neden olur. Son yıllarda bilim şekerin vücutta beklenilenin aksine çok daha fazla zarar verdiği noktalara parmak basmaktadır. Beslenme uzmanı ve diyetisyen Serkan Tutar şekerin vücutta yaptığı 16 değişikliği anlattı.
1. Krom seviyesi: Krom, vücutta kan şekeri dengesinde önemli rol oynayan bir mineral. Farklı bitki ve deniz ürünleri gibi hayvansal besinler içerisinde bulunan krom, fazla şeker tüketimi sonucu olumsuz vücutta olumsuz sevilerde olduğu gösterilmiştir. Özellikle bizim toplumumuzda dahil bir çok toplumda vücudumuza gerekli kromum %90’ının alınamadığı gösterilmiştir.
2. Karaciğer: Fruktoz grubu şeker içeriği olan besinlerin fazla tüketilmesi karaciğer yağlanmasına neden olmaktadır. Yağ globülleri karaciğerinizin etrafında birikir ve potansiyel karaciğer hastası olma riskiniz bu durumda artar. Bu nedenle tükettiğiniz meyve miktarlarına dikkat etmeli özellikle meyvenin suyunu içmektense meyvenin kendisini tüketmelisiniz.
3. İstikrarsız kan şekeri: Günümüzde birçok kişide kronik yorgunluk ve dengesiz ruh hali gözlemlenmektedir. Bunun temel nedenlerinden birisi de aşırı şeker tüketiminin gerçekleşmesidir. Gün içerisinde yüksek şeker tüketimi kan şekerinizin ani artıp ani düşmesine neden olacağı için hem yaşam kalitenizin düşük olmasına hem de sürekli şekerli besin tüketme ihtiyacına neden olacaktır.

4. Diyabet: Yapılan bir çalışmada, şeker hastası olan bireylerin diğer bireylere göre her gün 150 kalori şekerli besinleri daha fazla tükettiğini göstermiştir. Günümüzde Tip 1 ve Tip 2 diyabetten sıklıkla bahsedilse de Tip 3 diyabet sıklığı da her geçen gün artmaktadır. Diyabetli kişilerde Alzheimer hastalığının yüksek oranda olmasının sebebi bazı bilimsel araştırmalar ile bu hastalığa Tip 3 diyabet denmektedir. Bilim adamları Alzheimer hastalarında beyinde belirli bölgelerde glikozun işleme girmesinde problemler olduğu bulunmuştur. Bu nedenle insülin direnci olan bireylerin beslenme tarzlarına ekstra dikkat etmeleri gereklidir.
5. Şeker ve obezite: Şeker ve şekerli besin tüketiminin bariz sonuçlarından birisi de obezitedir. Şekerli besinlerin kilo alımına neden olduğu gerçeği tüm otoriteler tarafından kabul edilmektedir. Özellikle çocukluk çağı obezitesinin bu derece yüksek olmasının nedeni şekerdir. Ki bu sıklıkta ve fazla miktarda şekerli besin tüketimi devam ettikçe obezite ile baş etmek imkansız hale gelecektir.
6. Şeker ve kalp: Şeker kalp sağlığını direk olarak etkilemiyor gibi görünse de dolaylı yoldan etkilediği gerçeğini gözardı etmemek gereklidir. Şekerli besin tüketimi nedeni ile kilo alan bireylerin kalp sağlıklarında da sıkıntılar olduğu bilinmektedir. Ayrıca şeker hastalığı ile kalp hastalıklarının direk olarak ilişkisi vardır. Eğer şeker hastası iseniz potansiyel kalp hastası olduğunuz anlamına gelmektedir.

7. Yaşlanma faktörü ve şeker: İnsanlar genç kalabilmek adına çeşitli ürünler, ilaçlar, besin takviyeleri kullansa da şeker yaşlanma faktörünün temel nedenlerinden birisidir. Glikoz kan dolaşımına girdiğinde bir kısmı aminoasitlere bağlanır ve serbest radikaller oluşur. Bunlarda cildi sertleştirir ve zarar verir. Dolaysıyla ciltte erken yaşlanmalara neden olur.
9. Dişleriniz: Şekerli besin tüketimin direk olarak etkilerinin birisi de ağız ve diş sağlıdır. Diş çürümeleri sonucu vücutta iltihap seviyesi arttığı ve hastalıklara bile neden olduğu bilinmektedir. Bu nedenle çocuklarınıza şeker tüketimini bıraktırmak dışında ağız ve diş sağlığı eğitimi de vermelisiniz.
10. Diş etleri: Şeker sadece dişleri değil diş etlerini de olumsuz yönde etkiler. Şekerli besinler, diş etleri de dahil olmak üzere vücutta oluşan kronik enfeksiyonlar, aynı zamanda kalp sağlığını olumsuz etkileyecek etkilere sahiptir.

11. Kolesterol ve şeker: Kolesterolün yüksek olması direk olarak yağlı besinler tüketimi gibi düşünülse de temelinde şekerin yattığı durumlarda söz konusu olabilir. Çünkü fazla şekerin vücutta yağ olarak depolandığı unutulmamalıdır.
12. Davranış ve bilişsel performans: Amerika’da yapılan bir çalışmada, bazı devlet okullarında öğle yemeğinde ve kahvaltıda şeker ve şekerli besinlerin tüketilmesinin kesilmesi sonucu akademik başarı %15,7 artmıştır. Şekerli besinler yerine çocuklarınıza proteinli besinler temel alınmak üzere doğru yağ içeriği olan besinleri tükettirmelisiniz.
13. Artan stres seviyesi: Şekerli besin tüketimi sonucu kan şekeri hızlı yükselir ve hızlı düşer. Bu durumda adrenalin ve kortizol hormonları gibi hormonların salgılanmasına neden olur. Bu hormonların salgılanması bireyleri sinirli ve huzursuz hissetmelerine neden olacaktır. Ayrıca bu hormonların seviyelerinin uzun süre yüksek kalması uzun vadeli başka sağlık problemlerine de neden olabilmektedir.

14. Boş kalori: Şeker ve şeker içeriği yüksek besinleri tüketiyorsanız gün içerisinde almanız gereken protein ve yağ besin öğelerini yeteri kadar almıyorsunuz anlamına gelmektedir. Yani boş enerji kaynağı tüketiyorsunuz. Çünkü şekerli gıdalar genellikle besin fakiridir. Yeterli düzeyde diğer besin öğelerini almamanızda hastalıklara yakalanma riskinizi arttıracaktır.
15. Depresyon ve şeker: Yapılan bazı çalışmalar, çok fazla şekerli besin veya abur cubur tüketen bireylerde depresyon gelişme riskinin yüksek olduğunu göstermiştir.
16. Gut dysbiosis: Çok fazla şekerli besin tüketimi barsak florası ortamında değişikliğe neden olur. Candida albicans gibi fırsatçı patojenlerin büyümesini teşvik eder. Barsak florasının dengesinin değişmesi sonucu sindirim sistemi ve bağışıklık sistemini zarar görür.

http://www.hurriyet.com.tr/galeri-40229217?p=1

