Sorularla atatürk

Cumhuriyet ve Atatürk ile ilgili bilgi paylasim forumudur
Cevapla
Kullanıcı avatarı
yazgüneşi
Kilobyte4
Kilobyte4
Mesajlar: 677
Kayıt: 13 Şub 2007, 08:56
Konum: Arizona/Finiks

Sorularla atatürk

Mesaj gönderen yazgüneşi » 22 Tem 2008, 19:03

1- Nutuk Ne Zaman ve Nasıl Verilmistir ?
---------------------------------------------------------
NUTUK, bundan tam 60 yıl önce, 1927 yılının 15-20 Ekim günlerinde,Cumhuriyet Halk Fırkası'nın Ankara'daki ikinci TBMM binasında toplanan ikinci Kongresi'nde (kurultayında) okunmustur. Cumhuriyet Halk Fırkası (Sonraki CHP)ilk kez Sivas'ta bir araya getirilen Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin devamı sayıldıgından, Sivas Kongresi, bu kurulusun birinci kongresi sayılırdı.Mustafa Kemal Atatürk, bu kurulusların hepsinin kurucusu ve baskanı idi. Nutuk'un okundugu toplantı, bu yüzden "İkinci Kongre" sayılıyordu. Mustafa Kemal, Nutuk'unu, bu toplantının baskanı olarak açıs konusması niteliginde, ancak günde 6saatte 6 gün boyunca toplam 360 saat boyunca okudu. toplantıda, Meclis üyelerinin(milletvekillerinin) büyük çogunlugu bulundugu gibi, Fırka'nın (CHP'nin) birçok örgüt üyesi ve delegesi de bulunuyordu, ayrıca toplantı halka da
-----------------------------------------------------------------------
2- Nutuk Nasıl Bir Amaç Tasır, Niteligi Nedir ?
Nutuk, bir yandan M. Kemal'i "öz yasam öyküsü" bir yandan da Türk Kurtulus Savası'nın öyküsüdür. Bu "özyasam" ile "Tarihsel öykü"nün çakısması,anlatılan olayların hemen hepsinin planlayıcısı ve yürütücüsünün M. Kemal Atatürk olmasından ileri geliyordu. söz konusu süre, M. Kemal'in Samsun'a çıktıgı 19 Mayıs 1919 tarihinden baslıyor, yaklasık olarak 1927 yılına kadar geçen olayları anlatıyor, ancak ayrıntılı anlatım olarak, Ekim 1924 tarihine, yani Kurtulus Savası'nın sona ermesine dek geliyor. Atatürk, bu Nutuk'la amacının ne oldugunu söyle belirtiyor: "Bu Nutuk'umla, ulusal varlıgı sona ermis sayılan büyük bir Ulus'un, bagımsızlıgını nasıl kazandıgını; bilim ve teknigin en son verilerine dayalı ulusal ve çagdas bir devleti nasıl kurdugunu anlatmaya çalıstım" der. Yani, Nutuk, aslında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulusunun bir öyküsüdür. Nitelik olarak da tarihte büyük siyasal isler gerçeklestirmis, eski Yunanlı Perikles, ya da Romalı Sezar gibi büyük siyaset adamı ve komutanların "Anı"ları gibi bir eserdir. Ancak, son derece titiz bir belge toplanma ve birinci el kaynaklarla dayandıgından, aynı zamanda tarih için vazgeçilmez bir basvuru eseridir.

3- Mustafa Kemal Samsun'a Çıktıgında Ülke Ne Durumdaydı ?

Söylev, "1919 senesi Mayıs'ının 19'uncu günü Samsun'a çıktım" cümlesiyle baslar, ülkenin içinde bulundugu durumun bir genel degerlendirmesini içerir. 1.Dünya Savası'ndan sonra, Osmanlı devletinin yer aldıgı tarafın yenilmesi sonucu içine düsülen bu durum, "ülkeden kaçanlar" erlerini Lapseki'ye getirdi. Yurtsever tutuklanarak Malatya'ya sürüldü.
-----------------------------------------------------------------------------

4- Ali Rıza Pasa Hükümeti Nasıl Çekildi ?


18-20 subat günleri Yunanlılar İzmir'e yeni kuvvetler, tasıtlar ve pek çok cephane getirerek, 3 Mart günü saldırıya pek çok cephane getirerek, 3 Mart günü saldırıya geçerek Gölcük yaylası ile Bozdagı ele geçirdiler. Bunun üzerine Ali Rıza Pasa hükümeti istifa etti. Bunu Atatürk söyle yorumluyor: "Ali Rıza Pasa'nın düsünebildigi tek çıkar yol, yerinde daha uzun kalmaktan vazgeçerek, hemen çekilip bu sorumlu isten yakayı sıyırmak olmustur." Hemen harekete geçen M. Kemal, Anadolu'dan İstanbul'a telgraflar yagmasını saglayarak, Yunan saldırısına karsı çıktı.


5- Telgrafçı Manastırlı Hamdi Efendi Kimdi?
----------------------------------------------
İstanbul'un isgaliyle ilgili anısını M. Kemal söyle anlatıyor: "Baylar, 1920 yılının Mart'ının 16'ncı günü ögleden önce saat 10:00'da makine ilahlarla cephaneyi yurt içine yolladıktan sonra Fransız erlerini geri gönderdi."

6- İstanbul'un İsgali Üzerine Olaylar Nasıl Gelisti?
-----------------------------------------------------------------
Atatürk, ilk önlemler olarak, bütün illere ve komutanlara gönderdigi tellerle, Hıristiyan halka karsı bir tepki olmamasını sagladı, sonra da isgal olayını bütün dünyada lanetleyerek, İstanbul'daki elçilikler nezdinde de protesto etti. Bu arada, isgalci güçlerin yayınlandıgı bildirilerin de telgrafhanelerden geri çevrilmesini sagladı.

7- Meclis'in Ankara'da Toplanma Kararı Nasıl Alındı ?
-----------------------------------------------------------------------
İstanbul'un isgaliyle Ankara ve M. Kemal ülkede söz sahibi tek yetkili olarak kalmıstı. Atatürk, ilk is olarak Ankara'da bir meclis toplanmasını düsündü. Buna baslangıçta, devlet seklini de degistirme yetkisi olsun diye, bir "Kurucu Meclis" olarak toplanmak istiyordu. Ancak bunun yanlıs anlasılacagını düsünerek, "Olaganüstü Yetkili Meclis" deyimini kullandı.


8- Meclis'in Toplanması Karsısında Zorluklar Ve Direnmeler Nelerdi?
------------------------------------------------------------------------------

M. Kemal'in Meclisi toplamak konusunda basvurdugu kisiler hep, eski Meclis'in devamı olacak bir meclis düsünüyorlardı. Oysa Atatürk, söyle düsünüyordu: "Mebuslar Meclisi'nin eski biçim ve niteligiyle toplanmasını hiç aklıma getirmedim. Tersine, büsbütün baska nitelik ve yetkide sürekli bir meclis kurmayı ve bu meclisle, tasarladıgım devrim evrelerini birlikte geçirmeyi düsündüm.

9- M. Kemal'e Göre, Meclis Nasıl Bir Yol İzlemeliydi ?

---------------------------------------------------------------

M. Kemal, Meclis'le ilgili görüslerini anlattıgı açılıs konusmasını Nutuk'da söyle özetliyor: "Bilindigi gibi Osmanlılar zamanında türlü siyasal yöntemler izlenmis ve izleniyordu. Ben, bu siyasal yöntemlerden hiçbirinin, yeni Türkiye Devleti'nin yöntemi olamayacagı kanısına varmıstım. İslamcılık ve Turancılık siyasasının basarı kazandıgına ve dünyayı uygulama alanı yapabildigine tarihte rastlanmamaktadır. "Baskıncı ve yagmacı" olmak hevesleri, konumuzun dısındadır. İnsanlara her türlü özel duygularını ve baglantılarını unutturup, onları kardeslik ve tam esitlik içinde birlestirerek, insancı bir devlet meydana getirme kuramının da kendine özgü kosulları vardır. Bizim aydınlık ve uygulanabilir gördügümüz siyasal yöntem, "ulusal siyaset" tir. Bu ulusal sınırlarımız içinde, her seyden önce kendi gücümüze dayanarak varlıgımızı koruyup ulusun ve yurdun gerçek mutluluguna ve bayındırlıgına çalısmak; gelisi güzel ulasılamayacak istekler ardında ulusu ugrastırmamak ve zarara sokmamak: uygarlık dünyasının uygarca ve insanca davranısını ve karsılıklı dostlugunu beklemek."
---------------------------------------------------------
10- İlk Ulusal Hükümet Nasıl Kuruldu ?


M. Kemal'in Meclis'e verdigi bir önergenin kısa bir tartısmadan sonra kabuluyle, bir dizi ilke konuldu, bir hükümet kurulması öngörüldü. Bu ilkeleri Atatürk, "Ulusal Egemenlik temeline dayalı halk hükümetidir, Cumhuriyettir" diye nitelendiriyor. Gerçekten de, Cumhuriyet'in adının konularak ilan edilmesinden çok önce, zaten Meclis'in toplanarak kendi hükümetini kurması üzerine, Türkiye Cumhuriyeti fiilen kurulmus oluyordu. Bu arada, kabul edilen ilkelere konan bir "not" ta söyle deniyordu: "Padisah ve Halife, baskı ve zordan kurtarıldıgı zaman, Meclis'in koyacagı yasal kurallar uyarınca durumunu alır." Bu ifadeyle, Meclis'in Padisah ve Halife'nin de üstünde bir yasal güç oldugu belirtiliyordu.

------------------------------------------------------------------------------


11-Damat Ferit Hükümeti'nin Ankara'ya Karsı Baslattıgı Ayaklanmalar Hangileriydi ?


Bu arada İstanbul'da Damat Ferit isgalci ülkelerin bir tür "kuklası" olarak yeniden is basına getirildi. İlk is olarak Ankara'daki hareketin Padisah'a karsı "isyan" oldugunu bildiren bir "Fetva"nın düsman uçaklarıyla Anadolu'ya havadan yagdırılması oldu. Bunun sonucu olarak birçok isyan çıktı. Atatürk söyle diyordu: "Hainlik, cahillik, düsmanlık ve bagnazlık dumanları bütün yurt göklerini yogun karanlıklar içinde bırakıyordu. Ayaklanma dalgaları, Ankara'da karargahımızın duvarlarına dek çarptı. Karargahımızla kent arasındaki telefon ve telgraf tellerini kesmeye dek varan kudurgan saldırılar karsısında kaldık." Bu ayaklanmalar özetle sunlardır:
· 21 Eylül 1919'da Balıkesir'de birinci Aznavur ayaklanması.
· 16 subat 1920'de aynı yörede, ikinci Aznavur ayaklanması.
· 13 Nisan 1920'de Adapazarı, Hendek, Bolu,Düzce ayaklanmaları.
· 11 Mayıs 1920'de Geyve dolaylarında üçüncü Aznavur ayaklanması.
· Süleyman sefik Pasa komutasındaki "Hilafet Ordusu"nun saldırısı ve Kuvayi Milliye güçleri tarafından yenilisi.
· 14 Mayıs 1920'de Yenihan'de baslayan, Zile'ye ve Bogazlayan'a yayılan ayaklanma.
· 13 Haziran 1920'de Sorgun ve Yozgat'ta Çapanoglu ayaklanması.
· 29 Temmuz 1920'de Düzce ayaklanması.
· 7 Eylül 1920'de ikinci Zile ve Erbaa ayaklanmaları.
· Haziran 1920'de güney bölgelerindeki "Milli" asiretinin ayaklanması.
· 24 Agustos'da ikinci "Milli" ayaklanması.
· 21 Haziran 1920'de Çivril'de Çopur Musa ayaklanması.
· 5 Mayıs 1920'de Konya ayaklanması.

Atatürk bu ayaklanmalardan kimisinin kısa sürede, kimisinin de aylarca ugrasmalar sonunda güçlükle bastırıldıgını ve Yunanlılarla çatısma içindeyken ordunun gücünü yıprattıgını belirtir.
-----------------------------------------------------------------

12- M. Kemal İstanbul'un Arabulucusu Nurettin Pasa İle Neler Konustu ?


Bu arada da İstanbul'daki isgalci güçler ve Damat Ferit, Ankara ile temas etmek istedi. Önce "Leon" adlı birisinin bir teli, sonra da "Hükümet ve İngilizler" adına görüsmek üzere eski İzmir valilerinden Nurettin Pasa Haziran ortalarında Ankara'ya geldi. İstanbul M. Kemal'den sunları ögrenmek istiyordu:
1) Halifelige ve Padisahlıga karsı düsünce ve görüsümüz;
2) Bolseviklik konusunda görüsümüz;
3) İtilaf devletlerine karsı, özellikle İngilizlere karsı dahi savas verip vermedigimiz. Atatürk görüsmeyi söyle özetler: "Nurettin Pasa birinci ve ikinci sorulara aldıgı yanıtları pek doyurucu bulmadı. Ama özellikle üçüncü sorunun yanıtı uzun ve atesli tartısmalara yol açtı.Çünkü, biz demistik ki, amacımız ulusal sınırlarımız içinde toprak bütünlügümüzü ve ulusun tam bagımsızlıgını saglamaktır. Buna engel olmak üzere karsımıza çıkacak kuvvet kim ve ne olursa olsun, hiç durmaksızın çarpısırız ve basarı kazanırız."
----------------------------------------------------------------

13-Meclis'in Açıldıgı Günlerde Kurtulus Hareketinin Cepheleri Nerelerdeydi ?

Meclis yönetiminin karsısındaki en önemli cephe, Yunanlılar ilk İzmir'e çıkıslarından sonra hiçbir askeri direnme görmeden, yalnızca sivil çatısmalar içinde, ilerlemislerdi. İlk- kez, Ayvalık'taki alayın komutanı yarbay Ali Bey (Çetinkaya), 28 Mayıs 1919'da Yunanlılarla çatısmaya girmis ve onları durdurmustu. Bunun üzerine Soma'da, Akhisar'da, Salihli'de ulusal cepheler kurulmaya baslanmıstı. Bunlar sonradan Kuzey Cephsi altında birlesti. 1919 yılı Haziran'ında Demirci Mehmet Efe'nin komutanlıgında Aydın cephesi kuruldu. Bu arada, güneyde Fransızlara karsı bir cephe vardı. Daha çok sivil milislerden olusan güçler, Fransızları Pozantı'da kusatarak geri püskürtmüslerdi. Ayrıca Maras'ta, Antep'de, Urfa'da önemli çatısmalar oldu. Sonunda düsman kuvvetleri buralardan çıkarıldılar.

----------------------------------------------------------------

14-Fransızlarla Varılan "Ateskes" Neydi ?

Bu arada, Atatürk, Fransızların da kötü durumda olmalarından yararlanarak bunlarla 20 günlük bir ateskes imzaladı. Bundan amacı, hem zaman kazanıp ulusal birlikleri düzenlemek, hem de Fransızların Ankara yönetimini resmen tanımalarını saglmaktı.

---------------------------------------------------------------------

15-Yunanlıların İlk Genel Saldırısı Nasıl Gerçeklesti ?

Komuta zincirini güçlendirdi. Bu arada Atatürk ve ordu Meclis'te agır elestirilere ugradı. İzmir'e çıktıktan sonra ilerleme ve yayılmalarını sürdüren Yunanlılar, 22 Haziran 1920'de Milen Hattı'nda genel saldırıya geçtiler, iki koldan Akhisar-Soma yönünden, ayrıca da Salihli ve Aydın cephelerinden saldırdılar. Kuzey kolları Karacabey'e kadar geldi, buradaki 61. ve 56. tümenlerimizi Bursa'ya dogru çekilmeye zorlayarak, ileri kollarını, Bursa'nın da ötesine, Dimpos-Aksu kesimine dek uzattı. Çok sarsılan kuvvetlerimiz Eskisehir'e dek çekildi. Bu arada, İngilizler 25 Haziran'da Mudanya'ya, 2 Temmuz'da da Bandırma'ya birer birlik çıkardılar. Bu gelismeler üzerine M. Kemal Eskisehir'e giderek kuvvetlerimizi düzenledi.
--------------------------------------------------------
Ermenilerin Yenilgisi Ve Gümrü Antlasması Nasıl Gerçeklesti ?

Dogu'da Ermeniler bos durmuyorlardı. M. Kemal Dogu olaylarını söyle anlatıyor: "Ermeniler Türkleri toptan öldürmekten vazgeçmiyorlardı. 1920 yılı sonbaharında Ermenilerin yaptıgı kötülükler dayanılmaz bir kerteye geldi. Ermeniler üzerine yürümeye karar verdik... Ermeniler 6 Kasım'da savası bırakmak ve barıs yapmak için bize basvurdular. 26 Kasım'da baslayan barıs görüsmeleri 2 Aralık'ta sona erdi ve 2/3 Aralık 1920 gecesi Gümrü Antlasması imzalandı. Baylar, Gümrü Antlasması, Ulusal Hükümet'in yaptıgı ilk antlasmadır. Bu antlasma ile, düsmanlarımızın ta Harsit Vadisi'ne dek olan türk ülkelerini kendisine bagıslamayı tasarladıkları Ermenistan, Osmanlı Devleti'nin 1877 Savası'nda yitirmis oldugu yerleri bize, Ulusal Hükümet'e bırakmıs ve böylece saf dısı edilmistir."
---------------------------------------------------

17-Bu Sırada Trakya'da Durum Nasıldı ?

Düsman elinde bulunan İstanbul'a yakın olan Trakya, Ankara'nın etki alanının dısında kalıyordu. Ancak, aynı zamanda TBMM Edirne Milletvekili olan Cafer Tayyar Pasa, "Dogu Trakya'nın varlıgını yalnız basına koruyamayacagı" kanısına vararak, kendisini çagıran İstanbul'a uyarak, kuvvetlerinin basından ayrıldı. Bu konuda Cafer Tayyar Pasa'yı suçluyan M. Kemal, söyle diyor: "Tarihte, bütün bir ülkeyi çok üstün düsman kuvvetleri karsısında son avuç topragına degin karıs karıs, yigitcesine ve namuslucasına savunmus ve yine de varlıgını korumus ordular görülmüstür. Türk ordusu o nitelikte bir ordudur. Yeter ki ona komuta edenlerde, komuta edebilme niteligi bulunsun!"
---------------------------------------------------------------

18-M. Kemal "Komutanlık" Konusunda Ne Diyor ?

Atatürk, bu durumdan çıkardıgı tarih dersini anlatmayı söyle sürdürüyor: "Baylar, komutanlar, askerlik görevi ve gereklerini düsünürken ve uygularken, kafalarını siyasal düsüncelerinin etkisi altında bulundurmaktan sakınmalıdırlar. Siyasal durumun gereklerini düsünen, baska yetkilerinin bulundugunu unutmamalıdırlar. Baylar, bir komutanın tutsak olması da suç sayılmayabilir; ancak askerlik ödevinin gereklerini yapıp uygulayarak, elindeki kuvvetin sonuna dek, son süngü ve son soluga dek kullandıktan sonra, kanını akıtmak fırsatını bulmaksızın düsman eline düserse, bir Türk komutanının, ordusunu kullanmaksızın, herhangi bir kötü rastlantı ve mutsuzluk sonucu da olsa, düsmana tutsak olmasını biz suç saymasak bile, tarih bunu hiç bagıslamaz ve bagıslamamalıdır."

--------------------------------------------------------
19-İsmet Pasa'nın Batı Cephesi Komutanı Olması Nasıl Gerçeklesti ?

İlk Yunan basarısı, düzenli ve güçlü bir ordunun hemen kurulması, özellikle de suvari birliklerinin gelistirilmesi geregini ortaya koymustu. Bu amaçla, 8 Kasım günü "Örgütü" ("çete" ve "milis" kuvveti) yerine tam anlamıyla bir devletin gücünü temsil edecek bir ordu kurulması için karar veren Atatürk, cepheyi ikiye ayırdı, daha önemli olan bölümünü "Batı Cephesi" diye adlandırarak, aynı zamanda Genelkurmay Baskanı olan İsmet Pasa'nın komutanlıgına verdi. Güney kesimlerini de, Konya'ya gönderdigi Refet Pasa'ya verdi, her iki cepheyi de dogrudan Genelkurmay Baskanlıgı'na bagladı.

------------------------------------------------------

20-"Çerkez Etem Olayı" Nedir ?

Batı'da düzenli bir ordu kurulmaya baslayınca, buradaki gezici kuvvetler'in "komutanı" durumunda olan Etem ve Tevfik kardesler, gizli çeteler de kurarak, İsmet Pasa ve düzenli ordunun basına bela oluyorlardı. Sonunda isi ayaklanmaya kadar götürdüler hatta Yunanlılar ile isbirligine bile girdiler. Bu konuda Atatürk söyle diyor: "Baylar, askerligi çapulculuk sanan; devlet kurup yönetmeyi sunun, bunun suçsuz çocuklarını kurtarmalık istemek için daga kaldırma haydutlugu sanan; sarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk yurdunu tedirgin eden ve Türk Ulusu'nun Büyük Meclisi'ni kendileriyle ugrastıran utanmaz, kendi bilmez, saygısız ve herhangi bir düsmanın bogaz tokluguna casuslugunu, usaklıgını yapacak kertede alçak ve asagılık yaratılıslı olan bu kardesleri, ellerindeki bütün kuvvetler ve kendilerini destekleyen düsmanlarla birlikte tepeleyip yola getirmek, Devrim Tarihimizde etkili bir örnek göstermek zorunlu görüldü." Ordu, Etem kuvvetlerinin üzerine yürüyerek, 29 Aralık günü Kütahya'ya girdi. Etem, hiçbir yerde kuvvetlerini durdurma ve direnmeyi göze almadan, Gediz üzerine çekildi. Ordu, 5 Ocak

Etem ve kardesleri Yunanlılara sıgındı.

---------------------------------------------------------------
21-
Yesil Ordu" Neydi ?

Atatürk'ün düzenli bir devlet ordusu kurma çabalarının karsısındaki bir baska engel de "Yesil Ordu"ydu. Bu Meclis'in olusmasından sonra Ankara'da kurulan, bir tür "gizli örgüt" olarak yaygınlık kazanan bir "milis" gücüydü. Ve yer yer dinsel ve Halife yanlısı tutumlar takınan sonradan M. Kemal'e cephe alarak faaliyet gösteren dernege Atatürk kapattırdı, ancak dernek üyelerinin yıkıcı faaliyetleri sürüp gitti.

-----------------------------------------------------------------

22-İkinci Yunan Saldırısı Nasıl Gerçeklesti ?

Yunan ordusunun tümü, 6 Ocak 1921 günü bütün cephe boyunca her noktadan saldırıya geçti. M. Kemal bu saldırıyı söyle anlatıyor: "İznik'ten Gediz üzerine Usak'a uzanan bir çizgi tasarlayınız. Bu çizginin Gediz kuzeyinde kalan parçası ikiyüz kilometredir. Gediz'den Usak'a kadar olan parçası da, yaklasık olarak otuz kilometredir. Düsman üç tümenle bu kesimin kuzey ucundan Eskisehir üzerine dogru yürüdü. Bizim Gediz'de bulunan kuvvetlerimiz, Eskisehir üzerinden bu düsman tümenlerini karsılamak zorundaydı."

-----------------------------------------------
23-Çerkez Etem'in İhaneti Nasıl Belli Oldu ?

Artık yunanlılarla açık bir isbirligi içinde yer alarak Kütahya'da bulunan ulusal tümene saldırdı. Bu tümen sayıca zayıf oldugu halde Etem'in kuvvetlerini yendi ve kaçmak zorunda bıraktı. ikinci bir hareketle 14 Ocak'tan 22 Ocak'a kadar kovalanan Etem kuvvetlerinin tamamı yakalandı ancak Etem, Tevfik ve Resit kardesler Yunanlılara sıgınarak kurtuldu.
------------------------------------------------------------
24-Birinci İnönü Zaferi Nasıl Gerçeklesti ?

Yunanlıların yeni genel saldırısı üzerine, Batı Cephesi Komutanı İsmet Pasa'nın komutasındaki Türk kuvvetlerini Eskisehir yakınlarında durdurarak yendi ve geri çekilmek zorunda bıraktı. Atatürk, kısaca söyle diyor: "Karsıladı, yendi; Devrim Tarihimiz'e Birinci İnönü Zaferi'ni yazdı: 10 Ocak 1921."
-------------------------------------------------
25-Damat Ferit Hükümeti Nasıl Çekildi ?

M. Kemal söyle diyor: "İç ayaklanmalar ve Yunan cephesi için saglam karsı önlemler almakta oldugumuz görülüyordu. İçten ve dıstan gelen silahlı saldırıların, özellikle Ankara'daki Ulusal Hükümet'i sarsamayacagı anlasılıyordu. Bundan dolayı İstanbul'un silahlı saldırı planları suya düsmüstü. Bunu degistirmenin, yeniden uzlasma siyasetine döner gibi görünerek, bizi içerden çökertme politikası gütmenin daha yararlı olacagına inandıkları yargısına varılabilir." İstanbul'da, Damat Ferit hükümeti çekiliyor, onun yerine Tevfik Pasa hükümeti kuruluyordu...
---------------------------------------------------------
26-Yeni İstanbul Hükümeti Ankara'ya Nasıl Yaklastı ?

Tevfik Pasa Hükümeti isbasına gelir gelmez, Dahiliye Nazırı Ahmet İzzet Pasa aracılıgıyla, İstanbul ve Ankara'nın anlasarak bir barıs planı hazırlamaları için iliskiye geçti. İstanbul'un bu tutumu yaygın olarak olumlu karsılandı. Ancak, M. Kemal'in kuskuları vardı. Gene de, görüsmede bir yarar görmedigi halde, İstanbul'dan gelecek İzzet ve Salih Pasa'larla bulusmayı kabul etti. Ama, basından beri aklına bir plan koymustu.
----------------------------------------------------
27-Atatürk Bilecik'te Ne Yaptı ?

İzzet ve Salih Pasalar ile M. Kemal, 5 Aralık 1920'de Bilecik'te bir araya geldiler. Olayı Atatürk'ten dinleyelim İlk olarak: "TBMM ve Hükümeti Baskanı" diyerek kendimi tanıttıktan sonra, "Kimlerle tanısıyorum?" diye sordum.Salih Pasa benim ne demek istedigimi kavramayarak, kendisinin Bahriye ve İzzet Pasa'nın Dahiliye Nazırı oldugunu anlatmaya kalkısırken, ben hemen, İstanbul'da bir hükümetin varlıgını tanımadıgımı ve kendilerini o hükümetin adamları olarak kabul etmedigimi, eger İstanbul'daki bir hükümetin nazırları olarak görüsmek istiyorlarsa, kendileri ile görüsemeyecegimi söyledim." Bundan sonra kimlik sorunu ortadan kaldırılarak yapılan görüsmelerde, Atatürk daha çok iki pasayı ikna etmeye çalıstı. Sonunda, İstanbul'a dönmelerine izin vermeyecegini, birlikte Ankara'ya döneceklerini söyledi. Ankara'ya dönünce de, resmi bir bildiriyle, İzzet ve Salih Pasaların Büyük Millet Meclisi Hükümetiyle görüsmek gibi bir sözde nedenle İstanbul'dan çıktıklarını, ülkenin iyilik ve esenligi ugrunda daha verimli ve etkili olarak çalısmak için Ankara'ya geldiklerini açıkladı. Sonradan bu iki Pasa İstanbul'da yeni bir görev almayacaklarına söz vererek, İstanbul'a döndüler, ama ikisi de İstanbul Hükümeti'nde Nazırlık aldılar.
----------------------------------------------------------------
28-İzzet ve Salih Pasaların Tutumu Üzerine M. Kemal'in "Ulusa Ögüdü" Neydi ?

M. Kemal bu olay üzerine, ulusa su ögüdü veriyor: "Baylar, sırası gelmisken saygıdeger Ulus'uma sunu ögütlerim ki, bagrında yetistirerek basının üstüne dek çıkaracagı adamların kanındaki, vicdanındaki öz mayayı çok iyi incelemeye dikkat etmekten hiçbir zaman geri kalmasın!"
--------------------------------------------------------------------
29-İlk Anayasa Neler İçeriyordu ?

Bu arada, Meclis'in içinde de bir "Anayasa" ("Teskilat-ı Esasiye Kanunu"), yani Meclis'in bütün yasa koyma islemlerine temel olacak bir yasanın tartısmaları yapılıyordu. M. Kemal söyle diyor; "Anayasa, 20 Ocak 1921 gününde Meclis'ten çıkmıstı. Meclis'in ve Ulusal Hükümetin durumunu, yetkisini, kurulusunu ve niteligini saptayıp belirleyen ilk yasadır. Meclis, 23 Nisan 1920'de açıldıgına göre, bu Anayasa'nın Meclis'ten çıkarılabilmesi için dokuz aylık bir zamanın geçmesi gerekmisti." Bu gecikme, büyük çapta, Padisah ve Halife'nin hala var sayılmasından üyelerin yeni bir devleti kurmakta olduklarının farkına varamamasından kaynaklanıyordu. 1921 Anayasası, çesitli degisikliklere bugüne dek hazırlanan Türkiye Anayasaları'nın hepsine temel teskil eden ve "Cumhuriyet İlkeleri"ni koyan belgedir.
-----------------------------------------------------------
30-Anayasa Nasıl Güçlüklerle Karsılasmıstı ?

Aylar süren tartısmalardan bir örnek vermek gerekirse temel tartısma, TBMM'nin "geçici" bir kurul sayılması alınabilir. "Geçici" olmaktan, bazı üyeler, "Padisah ve Halife kurtarılana dek" yetkili olmayı anlıyordu. Oysa Atatürk'ün amacı, "vatan kurtulana dek" idi. Bundan sonra, zaten, yeni bir devlet kurulacak, "Padisah ve Halife" tartısması ortadan kalkacaktı. M. Kemal, en son yaptıgı bir konusmayla, o gün söz konusu olanın "varlıgımızı ve bagımsızlıgımızı kurtaracak olan Büyük Millet Meclisi'ni ve Ulusal Hükümet'i güçlendirecek anlam ve yetki" oldugunu belirterek "Padisah ve Halife" tartısmalaına son verdi. Birkaç gün sonra Anayasa kabul edildi.
-----------------------------------------------------------
31-M. Kemal'in Londra Konferansı'na Katılmak Konusundaki Tutumu Neydi ?

Bu sırada 25 Ocak'ta Paris'te toplanan bir kurulun aldıgı kararla, "Dogu Sorunu"nun görüsülmesi için 21 subat'ta Londra'da bir konferans toplanacagı açıklandı. Konferans, İtilaf Devletleri ile Yunan ve Osmanlı delegeleri katılacaktı. Ankara Temsilcilerinin de bulunmasını sart kosmuslardı. Bunun üzerine Sadrazam Tevfik Pasa, Atatürk'e basvurdu. M. Kemal'in tutumu kesindi: "Türkiye'yi Londra'da yalnızca Ankara temsil edebilir..." İstanbul'un ve özellikle de İtilaf Devletleri'nin bunu kabul etmeyecekleri belli olunca, Atatürk konuyu Meclis'e götürdü, iki öneri verdi: "Birisi, yurdun ve ulusun tutum ve amacını İstanbul'a açık olarak bildirmek; ikincisi, ayrıca çagırılırsak Londra'ya bagımsız bir kurul göndermek. Her iki önerimde kabul edildi." Böylece Ankara temsilcileri, İtalya Dısisleri Bakanı Kont Sforza Ankara'nın Konferans'a resmi olarak çagırıldıgı bildirilince, Londra'ya gitti. 27 subat-12 Mart 1921 arasında yapılan Londra Konferansı, Ankara yönetimine yapılan ve ulusal iliskiler açısından kabul edilemeyecek önerilerin reddedilmesi üzerine, hiçbir sonuç alamadan dagıldı.
-------------------------------------------------------
32-TBMM'de Hangi Gruplar Ortaya Çıkmıstı ve "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Gurubu" Nasıl Kuruldu ?

Meclis'in çalısmaları içinde, temsil edilen çesitli görüsler ve anlayıslar, zamanla Meclis'in birlik içinde çalısmasını engeller hale gelmisti. Bunlardan bazıları da örgütlenmis, kendi guruplarını kurmuslardı. Bunlardan belli baslıları sunlardı: "Tesanüt (Dayanısma) Grubu", "İstiklal (Bagımsızlık) Grubu", "Müdafaa-i Hukuk (Hakları Koruma) Zümresi". "Halk Zümresi", "İslahat (Reform) Grubu." Atatürk, bunların yanında, Erzurum ve Sivas'tan bu yana gelen anlayısına uygun bir grup olusturmak kararını vererek, "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu" adında bir grup kurmaya karar verdi. Gurubun programı ve İlkeleri, ileride artık yakınlasan kurtulustan sonra, yeni devletin biçimlenmesini yavas yavas hazırlamaya yönelikti. Bu grubun kurulması, eski anlayısta olanlar arasında kusku uyandırdı.
-----------------------------------------------------------
33- Kazım Karabekir Pasa Yeni Grup Konusunda Ne Düsünüyordu ?

M. Kemal'in kurdugu "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk" Grubu konusunda kusku belirten kisilerden biri de Kazım Karabekir Pasa idi. Gurubun ileride bütün devlet yapısını degistirmeye yönelik oldugunu anlayan Karabekir, "devlet biçiminde büyük ve tarihsel degisiklikler yapmaya girismek için" grubun sayısal olarak yetersiz oldugunu söylüyordu. Ayrıca bunun bir "parti programında kalması gereken" ve bütün bir Anayasa biçimine girmemesi gereken bir hareket oldugunu söylüyordu. Atatürk verdigi yanıtta, Grup programın ortaya koydugu kuralın "Halkcılık" oldugunu belirterek, "Müdafaa-i Hukuk Grubu, ülkenin tam bagımsızlıgını saglamak için kısa ve kesin bir amaçla kurulmustur. Anayasa'nın uygulanması da amacı içindedir" diyordu. Ve anlıyordu ki, ülkede kendisinden baska hiçbir yetkili kisi, kendi en son amacı olan "Cumhuriyet" düsüncesini
------------------------------------------------------
34-Yeni Yunan Saldırısı ve Ordumuzun Sakarya'ya Çekilmesi Nasıl Gerçeklesti ?

İkinci inönü Zaferi'nden üç ay kadar sonra, Yununlılar yeniden saldırıya geçtiler ve 10 -25 Temmuz günleri arasında "Kütahya- Eskisehir savasları" adıyla bilinen bir dizi çok önemli olmayan savas yapıldı; ordumuz Sakarya'nın dogusuna çekildi. Bunun üzerine Meclis'te yeni bir elestiri dalgası ortaya çıktı, bir "sorumlu" arandı. Bu arada, "Bügünkü durumun yaratıcısını ordunun basında görmek isterdik" diyenlerde oldu. Kastedilen, tabii ki, M. Kemal'di. Bunun üzerine, Atatürk'ün zaten istedigi ve seve seve yüklenecegi sorumluluga yol açıldı; yani Baskomutanlıga...
---------------------------------------------------------------------
35-M. Kemal Ordunun Çekilisini Nasıl Açıklıyordu ?

M. Kemal'in Baskomutan olusuna geçmeden önce, ordunun Sakarya'ya dek çekilisinin nedenlerini Nutuk'dan okuyalım: "İkinci İnönü Savası'ndan sonra gelen seferberlik yapmıs olan Yunan odusu, asker, tüfek, makineli tüfek ve top sayısı bakımından bizim ordumuzdan önemli ölçüde üstündü. Yunan ulusunun bütün gücüyle yaptıgı bu saldırı karsısında bizim askerlik yönünden, temel ödevimiz Ulusal Mücadele'nin basından beri izledigimiz ödevdi, yani, her Yunan saldırısı karsısında, direnmek ve uygun manevralarla durdurmak ve bosa çıkarmak, bu arada orduyu kurmak için zaman kazanmak."
---------------------------------------------------------------
36-M. Kemal Nasıl Baskomutan Oldu ?

Ordunun Sakarya'ya çekilisi üzerine yogunlasan elestiriler üzerine, Atatürk ordunun bütün sorumlulugunu kendi omuzlarına almaya karar verdi. Bu amaçla, "TBMM Baskanlıgı'na" hitaben, "TBMM Baskanı M. Kemal" imzalı bir önerge verdi. Belki de garip görülecek bu "hitap" ve "imza"nın amacı, isin sorumlulugunu belirtmekti. Nitekim, Atatük önergesinde söyle diyordu: "Meclis'in sayın üyelerinin genel olarak beliren istek ve dilekleri üzerine, Baskomutanlıgı kabul ediyorum."
---------------------------------------------------------

37-M. Kemal Nasıl Baskomutan Oldu ?

Ordunun Sakarya'ya çekilisi üzerine yogunlasan elestiriler üzerine, Atatürk ordunun bütün sorumlulugunu kendi omuzlarına almaya karar verdi. Bu amaçla, "TBMM Baskanlıgı'na" hitaben, "TBMM Baskanı M. Kemal" imzalı bir önerge verdi. Belki de garip görülecek bu "hitap" ve "imza"nın amacı, isin sorumlulugunu belirtmekti. Nitekim, Atatük önergesinde söyle diyordu: "Meclis'in sayın üyelerinin genel olarak beliren istek ve dilekleri üzerine, Baskomutanlıgı kabul ediyorum."
----------------------------------------------------------------------
38-"Hattı Müdafaa Yoktur, Sathı Müdafaa Vardır" İlkesi Neydi ?

M. Kemal'in aldıgı önlemler daha etkili olamadan, Yunanlılar, 23 Agustos günü vargüçleriyle saldırıya geçtiler. Düsman ordusunun üstün grupları, savunma hattımızın birçok parçasını kırdı. Bu sırada Atatürk Polatlı'da savası bizzat yönetiyordu. Ordulara su emri verdi: "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır.O satıh (alan) bütün yurttur. Yurdun her karıs topragı, yurttasın kanıyla ıslanmadıkça düsmana bırakılmaz. Küçük büyük her birlik, bulundugu mevziden atılabilir, ama durabildigi ilk noktada yeniden düsmana karsı cephe kurup savası sürdürür." Bu ilke, özellikle II. Dünya Savası sırasında Avrupa'da yapılan savaslarda dogrulanmıs ve Atatürk'ün daha 1921'de ortaya koydugu "topyekün savas" ilkesi yerlestirmistir.
----------------------------------------------------------------------
39-Sakarya Savası Nasıl Kazanıldı ?

Yukarıdaki soruda belirttigimiz ilke uyarınca Sakarya Meydan Savası'nı yöneten Atatürk, yirmi iki gün, yirmi iki gece aralıksız süren bu savasla ilgili, söyle diyor: "(Sathı müdafaanın uygulanması sonucu) düsmanın üstün kuvvetlerini yıpratarak ve yok ederek en sonunda onu, saldırıyı sürdürme gücünden yoksun bir durum getirince, sag kanadımızla ve daha sonra cephenin bütün önemli noktalarında karsı saldırıya geçtik. Yunan ordusu yenildi ve geri çekilmek zorunda kaldı. 13 Eylül 1921 günü Sakarya ırmagının dogusunda düsman ordusundan hiçbir iz kalmadı." Sakarya Savası üzerine, Büyük Millet Meclisi M. Kemal'e "Maresal" rütbesini ve "Gazi" unvanını verdi
------------------------------------------------------------------
40-

Ankara Anlasması Nasıl İmzalandı ?

Atatürk'ün kazandıgı zafer etkilerini göstermekte gecikmedi. Fransızlar, Anadolu üzerindeki emellerinden vazgeçerek, barıs istediler. Ankara anlasması, 20 Ekim 1921'de imzalandı.
altın değerinde forum Resim
______________________
O kadar soru sordum bi kere bile ' O F ' demedin forum Sordum.com



Cevapla