[Youtube] "Ben kendi kendimi kapattım"

PC ve Teknoloji dünyasından son haberlere buradan ulaşabilirsiniz.
Cevapla
Kullanıcı avatarı
RealKiss
Kilobyte3
Kilobyte3
Mesajlar: 407
Kayıt: 15 Oca 2008, 18:01
cinsiyet: Erkek
Konum: Uşak
İletişim:

[Youtube] "Ben kendi kendimi kapattım"

Mesaj gönderen RealKiss » 10 Tem 2008, 12:20

Resim

YouTube'u 'kapatan' Savcı kararından kendisi de memnun degil.

Dünyanın en popüler video paylasım sitesi YouTube’u Türkiye’den izleyen okurlar, “Bu siteye erisim engellenmistir” yazısını ilk gördüklerinde, bu kararın altında Savcı Kürsat Kayral ve Hakim Yusuf Ziya Arıcan’ın imzası vardı. Savcı Kayral, aslında Türkiye’de bir internet sitesinin kapatılmasını talep eden ilk savcı; gerekçe “TSK’ya hakaret!” Ama 2003’teki bu talebi, YouTube’la ilgili ilk talebi kadar ses getirmedi. Kayral talep edince, Arıcan da “YouTube’a erisimin engellenmesi” kararı verince, “ünlü” oldular. Bu karar bundan sonraki “kapatmalar” için de emsal oldu. Bugün Google’da isimleri aranırsa, haklarında “YouTube’u kapatan hakim ve savcı” olarak binlerce sayfa çıkıyor. Oysa onlar ne bu ünden, ne de YouTube’un kapatılmasından memnunlar. Savcı sadık bir YouTube kullanıcısı; “Ben kendi kendimi kapattım” diyecek kadar yoklugunu hissediyor. Hakim Arıcan da en büyük tepkiyi kızından görüyor: “Baba ne yaptın!” Ama çaresiz olduklarını söylüyorlar: “Yasa böyle, uygulamak zorundayız!” Bu nedenle, yasanın yarattıgı çaresizlige çözüm bulmak için Ankara Barosu ve turk.internet.com sitesinin “site kapatmalara çare” bulmak amacıyla Abant’ta düzenledigi toplantıya, onlar da katıldılar.

Bir internet sitesine “erisimi engelleme”nin ya da kısaca “kapatma”nın gerekçesi, ‘zararlı içerik’. “Alelacele çıktı” diye elestirilen 5651 sayılı kanun, internet ortamında Atatürk’ün manevi sahsiyetine hakaret, intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyusturucu madde kullanımı tesviki, müstehcenlik, fuhus, Sansür gibi suçları “katalog suç” olarak tanımlıyor ve bu suçlara iliskin yazılı ve görsel yayın bulunan sitelere “erisimin engellenmesi” cezası veriyor. Ancak, söz konusu sitenin Türkiye’de veya baska bir ülkede hazırlanması fark etmiyor. Yasa, sanki Türk hukukunun, tüm dünyadaki internet sitelerine müdahalesi mümkünmüs gibi hazırlanmıs. Bu nedenle, örnegin YouTube’a, Atatürk’e hakaret içeren videoları yayından kaldırması söylendiginde, YouTube’un bu videolara Türkiye’ye ait bir IP numarasından erisimi engellemesi yetmiyor. Yasa, bu videoların tamamen kaldırılmasını, baska hiçbir ülkeden erisilememesini istiyor. Ancak bu da yetmiyor. Çünkü yasa, erisimi engellerken bu suçla mücadeleyi sürdürmek, cezasını vermek istiyor. Mücadeleyi sürdürecek adli makamlar da, karsılarında ceza verecek bir muhatap istiyor. Oysa YouTube’un Türkiye’de temsilciligi yok, açmayı da düsünmüyor. Gerekçesi, bugün Türkiye’de, yarın Çin’de, öbür gün Pakistan’da temsilcilik açarak, her ülkenin hukukuna uymak zorunda kalarak yayıncılık yapamayacakları... Türk devleti de, 24 Temmuz’a kadar süre tanıdı. Bu süre dolmadan, Türkiye’de temsilcilik açıp, faaliyet belgesi alıp, gerekirse Türkiye’de ulasılabilecek adres ve muhatap gösterecek. Peki göstermezse ne olacak? Yasa degismedigi sürece, YouTube’a Türkiye’den erisim sonsuza kadar engellenecek.

İlk “kapatma” kararı vererek, Türkiye’de YouTube’a ilginin daha da artmasına yol açtıkları gerekçesiyle “YouTube’u yaratanlar” olarak tanıtılan Savcı Kayral ve Hakim Arıcan, toplantıya verilen aralarda, NTVMSNBC’nin sorularını yanıtladılar.

“YouTube’u yaratan savcı ve hakim” olarak nam salmıssınız. Sizi “erisimi engelleyen” bir “öcü” gibi görme hali var. Yakın çevreniz ve ailenizden de tepki alıyor musunuz?

Kürsat Kayral (Ankara Cumhuriyet Bassavcılıgı Basın Savcısı): Hayır, benim kendi kendime karsı tepkim var. Çünkü ben YouTube’u çok kullanan birisiyim. Özellikle uçaklara karsı büyük bir zaafım var ve YouTube’da uçaklarla, savas uçaklarıyla ilgili çok güzel videolar var. Ve bu videolara simdi ulasamıyorum. Aslında ben kendi kendimi kapatmıs oldum. Bu arada sadece yergi degil, övgüler de var. Yanlıs yapmamaya özen gösteriyoruz. Çünkü yapılan yanlısın milyonlarca, milyarlarca kullanıcıyı etkilemesi sözkonusu.

YouTube’un açılması için sabırsızlanıyorsunuzdur o zaman...

Kayral: Açılması için aslında en çok istekte bulunan kisi benim. Biz, yasaların gösterdigi prosedür çerçevesinde hareket etmek zorundayız ve yasa bugün bize bunu emrediyor. Yüce Meclis yarın 5651 sayılı yasada bir degisiklige gider ve “uyar-kaldır” sistemini getirirse hiçbir site kapatılmaz. Cumhuriyet savcılıklarının ana görevi olan siteyi cezalandırmak degil, o videoyu koyan kisiyi cezalandırmak. Bunun bilgileri bize kısa yoldan dönecek olsa hiçbir site kapatılmaz. Kapatılmasına gerek de kalmaz.

Site kapatmalarda cezalandırılan tarafın kim oldugu tartısması yapılıyor. Siz de ‘suç’ unsuru tasıyan videoyu koyan kisiye ulasamadıgınızı söylüyorsunuz.

Kayral: Yurtdısı servis saglayıcılar bunu bize söylemiyor. Söylememe nedenleri degisik. Örnegin Türkiye’nin Uluslararası Siber Sözlesmesi’ne üye olmaması. Bizim buna en kısa zamanda üye olmamız gerekiyor. Bunun yanında diger ülkelerde Kisisel Verilerin Gizliligi Kanunu’na dayanarak da bu bilgileri vermiyorlar. Kisisel bilgilerin gizliligi hakkında TBMM’de de bir çalısma var. Bunların bir an önce çıkartılması gerekir. Hiç olmazsa yabancı ülkelerle kısa zamanda temasa geçerek suçlulara ulasmamız lazım. İnternet sitelerinin kapatılmasıyla ilgili degil, bugün ben Google’da adımı yazdıgım zaman tam 47 bin sonuçla falan karsılasıyorum, bunun 25 bini YouTube’un kapatılmasıyla ilgili. Biz de hosnut degiliz tabii ki.

Sizin bu konuda bir sikayetiniz var mı?

Yusuf Ziya Arıcan (Ankara 12. Sulh Ceza Hakimi): Savcı beyler talepte bulununca tabii dosya önümüze geliyor. Biz de görevimizi yasa çerçevesinde yapıyoruz. YouTube kapatılınca; ilk kapatma kararı mahkememce verildi. Zor bir konuydu gerçekten. Çünkü ben YouTube’un onbinlerce kullanıcısının oldugunun farkındaydım. Ancak o video bandın, özellikle maymun postu giydirilmis Atatürk portresinin yayınlanmasına seyirci kalamazdım. 5651 sayılı yasanın 8/b fıkrasına dayanarak “erisimin engellenmesine” diye hüküm kurdum. Eve dönünce kızım dedi ki; “Ya baba, YouTube’u kapatmıssın”. Nereden biliyorsun, diye sordum, “Girdim siteye, 12. Sulh Ceza Mahkemesi’nin su sayılı kararıyla erisim engellenmistir, sen ne yaptın?” diye sordu. Ben de, “Kızım, görevimi yaptım, Atamızla ilgili hakaret içiren yayın vardı, bu nedenle erisimi engelledim. Yakında kaldırırlar, sen de YouTube’a kavusursun” dedim. Gerçekten önemli bir olaydı. Ertesi gün basında, lehte-aleyhte, bilen-bilmeyen yazılar yazdı. Biz kanunları uygularken isin dogrusu kimseye yaranamıyoruz. Böyle bir derdimiz yok gerçi, kamu adına görevimizi yapıyoruz. Ama bu konuda pekçok elestiri aldık.

Kürsat Bey uçaklarla ilgili videolara ulasamadıgı için, YouTube’un kapatılmasıyla kendisinin de magdur oldugunu söyledi. Sizin bir magduriyetiniz var mı?

Arıcan: (Gülerek...) Beni çok etkilemedi. Geogle’den adımı girince benim de hakkımda bu dosyalar çıkıyor. “Biz bunu nasıl kaldırabiliriz” diye sayın Savcımla tartıstık. Savcım, “Bu bizim kanunları uygulama konusundaki sadakatimizin göstergesi ve iftiharımızdır. Elestirilere katlanmak zorundayız” dedi. Biz de sineye çektik. (Kahkahalar...)

YouTube ile ilgili ilk kapatma kararını hangi tarihte verdiniz?

Arıcan: Nisan 2007 sanırım.

İlk karar Atatürk’e hakaretle ilgiliydi...

Arıcan: Evet. Zaten 8/b fıkrasında da münhasıran Atatürk’e hakaret kesinlikle erisimin engellenmesini gerektiren bir suç olarak düzenlenmis. Biz dogrudan kanun metnini uyguladık. Kürsat Bey talepte bulununca üç-dört saatlik bir arastırma sürecine girdim. YouTube’un yurtdısından yayın yaptıgını ögrendim. Biz hakimler önümüzdeki metinlerle baglıyız, isin teknik yönünü çok bilemeyebiliriz. Teknik ve uzmanlıgı gerektiren islerde kesinlikle bilirkisiye basvururuz. Arastırdık, filtrelemenin mümkün olmadıgını görünce kanundaki deyimi aynen kullanarak, “Türkiye’den erisimin engellenmesine” seklinde hüküm kurduk. “Sözkonusu video bantlarının yayından kaldırılması halinde erisimin derhal tekrar savcılıkça saglanması” seklinde “terditli” bir hüküm kurduk. Tabii lehte ve aleyhte yorumlar oldu. Bugün yine aynı talep gelse, aynı sekilde davranırız. O kapatma kararı Türkiye’de emsal oldu.

Kayral: YouTube o videoları kaldırdıgını söyledigi anda internete baktık, kaldırılmıstı, aynı anda YouTube’u faksla açtık.

Türkiye’de internet alanında katı bir sansür uygulandıgı elestirilerine nasıl bakıyorsunuz?

Kayral: Türkiye’de katı bir sansür mü var? Dünya Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün yaptıgı açıklamada Türkiye’nin en sansürcü ülkeler arasında adının geçtigi söylendi ama katı bir sansür degil, sansür de yok. Atatürk’e karsı islenen suçlar bu sekilde islenmeye devam ettigi sürece, siteler kapatılmaya devam edecek.

Arıcan: Sınırsız özgürlük yok. Sizin özgürlügünüzün basladıgı yerde benim özgürlügüm bitiyor. Bu konuda site sahiplerine bir ayrıcalık tanınmamıs. Hepimiz hukukla baglıyız.

ÇİN SANSÜRCÜ, BİZDE YASALAR BUNA MÜSAİT DEĞİL

Kayral: Sansür, düsünce ve ifade özgürlügünün engellenmesi demek. Halbuki 5651 sayılı yasada düsünce ve ifade özgürlügünün engellenmesine yönelik bir suç yok. Biri su ideolojik fikirleri söyledi, diye yapılan bir basvuruda 5651 sayılı yasanın uygulanma imkanı yok. Zaten 5651 sayılı yasanın çıkıs amaçlarından biri çocukları, gençleri ve aileleri korumak. Yasanın gerekçesinde de bu yazıyor. Sansür, müstehcenlik, fuhus, saglıga aykırı gıdalar gibi özellikle aile, çocuk ve gençleri korumaya yönelik bir yasa. Ama bu yasanın içine 5816 sayılı Atatürk’e karsı islenen suçlar da monte edilmis. Uygulama tamamen bu yönde yapılıyor. Uygulamada sansür olması baska bir sey. Yine internetten ögrenebildigim kadarıyla Çin bu konuda 60 bine yakın kamu görevlisini sitelerin arastırılması için görevlendirmis, hatta bireysel kullanıcıların hangi sitelere girip hangi yazıları yazdıgına kadar incelemeye almıs. Ve yasaklı sitelere giren kullanıcıların bilgisayarlarını bloke etmeye kadar gitmis. Sansür, bu! Türkiye’de kesinlikle böyle bir olay yok. Çünkü yasa böyle bir olaya müsait degil.

YouTube ile ilgili son kapatma kararı 5 Mayıs’ta verildi. Hiç açılmayabilir de, deniyor. Siz yargı makamları olarak, “su videoları yayından kaldırın” dediniz. Bu kararı iletmekte gerçekten muhatap bulamamak gibi bir sıkıntıyı yasıyor musunuz?

Kayral: Türkiye’de kurulu olan internet servis saglayıcılarından, yasanın öngördügü faaliyet belgesi alınıyor. Önemli olan yurtdısındaki internet servis saglayıcıları. Bunlar müracaatta bulunmadılar. Yalnız burada bir tek muhatap bulabildigimiz yine YouTube. Avukatları bizim taleplerimizi anında yerine getiriyorlar, ancak onların da Amerika’yla, YouTube’la problemleri var.

NASIL KAPATILIYOR?

Kararla ilgili tebligat nereye yapılıyor?

Kayral: Cumhuriyet Savcılıgına “Herhangi bir sitenin içinde Atatürk’e karsı islenmis söyle bir video kaydı var. Hatta bu video kaydını CD’ye çektim, size gönderiyorum” seklinde ihbar gelir. Biz o kaydı öncelikle bilirkisiye veririz. Hakikaten böyle bir kayıt var mı, nereden diye bilirkisi marifetiyle zabıt altına alırız. Bu islem yapıldıktan sonra yasanın 8. maddesini kullanarak Atatürk’e karsı islenen suçlar dahilinde Sulh Ceza Mahkemesi’nden sitenin erisime kapatılması kararı isteriz, karar alınır. Bu karar da “Sitenin Türkiye’den erisimimin engellenmesine ve materyalin kaldırılmasına ve kaldırıldıgında derhal açılmasına” seklindedir. Kapatma kararını Telekomünikasyon İletisim Baskanlıgı’na gönderiyoruz. Onlar bu siteye erisimin engellenmesi kararını uyguluyor. Yasa kapatmayı hakim kararına baglamıs, ancak açmak için hakime gerek yok, savcı hemen açabilir. Aslında erisime kapatıldıgı falan yok sitenin, site orada duruyor. Ancak Türkiye’de bulunan kullanıcılar genellikle ADSL üzerinden, Telekom üzerinden, YouTube yazıp da sisteme girdikleri zaman sistem otomatik olarak kendilerini İletisim Baskanlıgı’nın linkine yönlendiriyor. O linkte de bir yazı görüyorsunuz, “su mahkemenin su sayılı kararıyla iletisime kapatılmıstır” diye. Kapatılan tek site YouTube degil. Mesela su anda YouTube’dan çok daha önce kapattıgımız ve halen açmadıgımız siteler var. Açılmamalarının nedeni, bize kimse gelip de basvurmadı. “Ben avukatım, ben bu sitenin sahibiyim, size bir dilekçeyle basvuruyorum, bunları kaldırdım”, demedi.

Böyle kaç site var?

Kayral: Bizim Ankara Cumhuriyet Savcılıgı’nda 10’a yakın var. Ama Türkiye’yle faaliyetlerini sürdürmek için İstanbul’da bir hukuk bürosuyla anlasmaları var. Onlar takip ediyorlar. Bize dilekçeyle basvurup sözkonusu videonun yayından kaldırıldıgını söyleyince...

PROKSY AYARINI DEĞİsTİRİP İZLİYORLAR

YouTube’la ilgili sorun neden çözülemiyor?

Kayral: Yasal bir sorun çıktı ortaya. Bize, “Biz bunları yayından kaldırdık” diye geldikleri zaman inceledik ki, bazı videolar komple video tabanından kaldırılmıs. Bazılarının üstüne ise söyle bir İngilizce ibare konmus: “Türkiye’ye erisimi engellenmistir”. Yani veri tabanında duruyor. Yani yurtdısındaki bütün yabancılar veya Türkiye’deki kullanıcılar proksy ayarlarını degistirerek bu videoları aynen görebilirler. Yasa “Yayın içerikten çıkartılır” diyor. Ama su anda yapılan uygulamada yayın içerikten çıkartılmamıs. Sadece Türkiye’den görülmüyor.

Bundan önceki kapatmalarda böyle olmamıstı...

Kayral: Bunda böyle oldu. Bu süreci uzattı. YouTube’un yayın politikası bu. Bilemem de, tartısmam da. Ben yasadaki düz çizgiye göre görevimi yapıyorum.

Yapılması gereken, herkesin erismesini engellemek mi, yoksa sadece Türkiye’den erisilmesini engellemek mi?
Kayral: Yasanın metninde “Türkiye’de” lafı yok, “Erisim engellenir” lafı var. Zaten TCK’nın 12 ve 13. maddeleri aslında yurtdısında Türkiye alehine islenen suçları da düzenlenmistir. Bu maddelerin içerigine göre de bu konudaki sorusturmalar yapılır.

Söylesimiz, YouTube YouTube diye gidiyor ama...

Kayral: Tabii YouTube diye gitmemizin nedeni, medyatik bir site olması.

YouTube dısında kaç sitenin kapatılmasını talep ettiniz? Türkiye’de ilk site kapatma kararını da 2003’te, TSK’ya hakaret gerekçesiyle vermissiniz; ekmekveadalet.com ve ekmekveadalet.org..
Kayral: Evet, o sekilde hatırlıyorum. 2003’ten beri aslında pek fazla yok. Ankara Basın Savcılıgı’nın aldıgı en fazla 20-25 kapatma kararı vardır. Her gelen ihbarı ayrı bir sorusturma konusu olarak yapmadık. 20 ihbarı aynı evrak içinde degerlendirerek hiç olmazsa tek bir erisimin engellenmesi ve muhatabın bunları sırayla kaldırmasını saglamaya çalıstık. Yani bu ihbarlar aslında toplu ihbarlar. Mesela su anda en son YouTube’un kapatılmasını gerektiren karardaki video sayısı 8 adet.

Hepsi de Atatürk’e hakaret mi?

Kayral: Evet, Atatürk’e hakaret.

Kaç ihbar?

Kayral: 11 veya 12 ihbar. İhbarlar genelde savcılıga degil, emniyete geliyor. Emniyetin Elektronik Muhabere Müdürlügü var. E-mail ile emniyete gönderiliyor. Emniyet bu konuda çalısmalarını yapıyor ve 8-10 tanesini birlestirerek bize gönderiyor.

Yani bir savcı YouTube’u kapatmak için internet sayfasının basında beklemiyor.

Kayral: Birisi bana “Sizin herhalde çok iyi bir ekibiniz var. Ekibiniz devamlı internet sitelerini tarıyor, bunlar içinden suç unsurlarını bulup getiriyor, siz de kapatma için hazırlıklarınızı yapıyorsunuz” dedi. Kesinlikle böyle birsey yok. İhbar yapılıyor. Emniyet de ihbarları toplayıp bize gönderiyor.

4 SAVCI SADECE ATATÜRK’E KARsI SUÇLARA BAKIYOR

Kendiliginizden harekete geçtiginiz olmuyor mu?

Kayral: Genelde hep ihbar üzerine harekete geçtik. Kamuoyu Atatürk’e karsı islenen suçlar konusunda çok hassas. Cumhuriyet savcılıkları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları, Avrupa İnsan Hakları Sözlesmesi ve Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca, Avrupa hukukuna uygun uygun bir çalısma sekliyle, elestiriyle hakareti, agır elestiriyle tehditi ayırmaya özellikle dikkat ediyor. Ancak Atatürk’e karsı islenen suçlarda bazen suçun içeriginde geçen cümleleri yazmaya bile utanıyoruz. Bu kadar agır. Genel ihbarlar sadece Atatürk’e karsı islenen suçlarla ilgili degil. Bunun yanında dine karsı hakaretler var, Türk bayragına hakaret, müstehcenlik, fuhus, TSK ve Genel Kurmay Baskanlıgı’na hakaret var. Bunların bir kısmı “katalog suçlar” içinde sayılmadıgı için zaten engelleme kararı verilmiyor, bu konuda talepte de bulunamıyoruz. Çünkü yasa sadece sunlar sunlar oldugu zaman erisimi engelleyebilirsin, diyor. Bizim bunun dısına çıkmamız mümkün degil. Ama asıl talebimiz devlete karsı islenen suçların da bu katolog suçların içinde yer alması. Özellikle terör suçlarının... Bunlar yasada olmadıgı için kapatmaya gidilmiyor. Sadece bunları sitelere koyan kisiler arastırılıyor. Ankara Cumhuriyet Bassavcılıgı’nda 4 tane Basın Savcısı sadece Atatürk’e karsı islenen suçları sorusturmakla görevli.

Arıcan: Savcıların taleplerini degerlendirip karara baglayan 10 tane de hakim var.

Sözünü ettiginiz maddeler neden yasaya konulmamıs olabilir?

Arıcan: Hassas bir konu. Bireysel hak ve özgürlüklerin çok önem arzettigi bir dönemden geçiyoruz. AB’ye entegre olma süreci var. Bireysel hak ve özgürlüklerle kamu güvenliginin çatıstıgı veya kesistigi noktadayız. Katalog suçlar TBMM’de nasıl tartısıldı, neye dayanarak kabul edildi bilmiyoruz. Biz yasalarla baglıyız.

Müstehcenlik ve çocuklarla ilgili suçlarda kim görevli?

Kayral: Ankara’da bir ihtisas bürosu daha var; Ankara Cumhuriyet Bassavcılıgı Bilisim subesi. TCK’da “bilisim suçları” diye tabir edilen suçlarla, 5651 sayılı yasanın Atatürk’e hakaret dısında kalan bütün idari ve cezai sorusturmaları Bilisim subesi tarafından yapılıyor. 5651 sayılı yasanın yürürlüge girmesinden sonra henüz tespit edilebilen bir sanık ve açılmıs bir dava yok. Bu evraklar elimizde, süphelilerin aranması seklinde devam ediyor.

Son olarak eklemek istediginiz birsey var mı?

Arıcan: Türkiye, bireysel özgürlükler konusunda ciddi bir mesafe aldı. Bu konuda yasa koyucunun da ciddi bir hassasiyeti var ve bu 5651 sayılı kanuna da yansımıs durumda. 8. maddede bu yasaklamaların sınırlandırılabilmesi için katalog sistemi benimsenmis. Yani 9 suçla sınırlı olarak bu tür yayınlara erisimin engellenmesi yetkisi verilmis. Bunun dısında sahsınıza yönelik kisisel hakaret, sövme, küçük düsürme varsa, sahsi haklarınız ihlal edilmisse 9. maddede düzenleme getirilmis. Kisi bu maddeye göre sulh ceza hakiminden bu haklarının ihlal edildigini ileri sürerek videonun kaldırılmasını isteyebiliyor. Ve 7 gün içinde cevapla düzeltme metninin yayınlanmasını isteyebiliyor. Mahkeme o kisinin talebi dogrultusunda inceleme yapıp karar veriyor. İlgili siteye gönderiliyor, sitede o cevap ve düzeltme metni 7 gün süreyle yayınlanıyor. Biz kesinlikle sayın savcımın bahsettigi gibi agır elestiri de olsa bu tür suçları çok iyi degerlendirdigimize inanıyoruz



Cevapla