İnternete resmi değil kişisel filtre

PC ve Teknoloji dünyasından son haberlere buradan ulaşabilirsiniz.
Cevapla
uçs
Petabyte4
Petabyte4
Mesajlar: 8074
Kayıt: 15 Mar 2006, 18:06
cinsiyet: Erkek
Konum: Akçay

İnternete resmi değil kişisel filtre

Mesaj gönderen uçs » 25 Haz 2008, 17:39

Bir sitenin “sakıncalı” olup olmadıgına kim karar vermeli, nasıl engellenmeli? Kanuna göre bu isi devlet yapıyor. Uzmanlara göre ise herkes kendi güvenligini saglamalı.

Devletin internette kisilerin güvenligini saglamak amacıyla “erisimi engellemesi” son günlerin en sıcak tartısma konularından. 5651 sayılı İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla islenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanuna göre bir internet sitesinin “sakıncalı” olup olmadıgı kararını, vatandasların ihbarları, emniyetin rapor etmesi ve savcının da talep etmesi sonucu, mahkeme veriyor, söz konusu siteye erisim engelleniyor. Ancak bu durum “sansür” olarak nitelenirken, öte yandan bu tedbirlerin teknik açıdan “delinebilir” olması nedeniyle de amacına ulasmadıgını gösteriyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilisim Teknolojisi Hukuku Uygulama ve Arastırma Merkezi’nin kurucu ve direktörü Yrd.Doç. Leyla Keser Berber ile Leeds Üniversitesi Hukuk Fakültesi ögretim görevlisi Doç. Yaman Akdeniz, konuyu NTVMSNBC’de tartıstılar. Berber ve Akdeniz, devletin filtreleme yapmasının “sansür” oldugunu, internet kullanıcılarının kendi güvenliklerini kendilerinin saglaması gerektigini savunuyor.

Doç. Yaman Akdeniz ve Yrd.Doç. Leyla Keser Berber’in konuya iliskin görüsleri söyle:

Leyla Keser: Gözetilmesi gereken temel ilke; “herkesin internette kendi güvenliginin tek takipçisi olması, kendisine en uygun filtreleme-sifreleme çözüm veya yöntemine yine en iyi bizzat kendisinin karar vermesi” olmalı. Dolayısıyla bireysel çıkar ve menfaatlere dayalı bir egitim ve bilinçlendirme politikası izlenmeli. Devletin bu anlamda birey adına ön plana çıkarak önlemler almaya çalısması, 5651 sayılı kanunun uygulamasında görüldügü gibi, bireysel menfaatlere ve internetin özgürlükçü dogasına ters sonuçlar dogurabilmektedir.

Yaman Akdeniz: 5651 gibi bir kanun çıktıktan sonra uzmanlar dogal olarak filtrelemenin ve engellemenin ne sekilde yapılması gerektigini tartısmaya baslıyorlar. Halbuki tartısılması ve konusulması daha dogru olan bu kanunun ne kadar dogru oldugu. Kanun çıkmıs ve yürürlüge girmis olabilir fakat filtreleme internet servis saglayıcılar (ISS) seviyesinde veya ülke çıkıs noktasında yapılmamalı. Böyle olursa, erisimi engelleme özellikle YouTube ve Geocities uygulamalarında gördügümüz gibi sadece kanuna aykırı olarak görülen içerik için degil bütün web sitesi için yapılıyor. Bu tip bir uygulama, gerekçesi ne olursa olun sansürdür ve demokratik toplumlarda kabul edilemez.

İNTERNET KURULU NE YAPMALI?
Leyla Keser: 18-19 Haziran 2008 tarihleri arasında Abant’ta düzenlenen ve site kapatma olaylarının analiz edildigi, çözüm yollarının tartısıldıgı Çalıstay’da, üniversiteler, bilgi ve iletisim teknolojileri konularında faaliyet gösteren sirketler, kurumsal ve bireysel kullanıcılar, STK’lar, medya ve içerik saglayıcılarının katılacagı bir Özdenetim Kurulu olusturulması benimsendi. Ancak bu kurula yüklenen “medya etigi konusunun tartısmaya açılması, internet güvenligi konusunda tedbir alma, içerik ihbar, filtreleme ve degerlendirme sisteminin kurulması ve site içeriklerinin degerlendirilmesi gibi görevler için ayrı bir platform olusturmaya gerek yok. Çünkü, söz konusu amaçları Ulastırma Bakanlıgı bünyesindeki İnternet Kurulu (5651 sayılı kanunun 10. maddesinin 5. fıkrası uyarınca) zaten gerçeklestirebilecek durumda. Bu nedenle gerekiyorsa İnternet Kurulu kapsamında bu görevleri yerine getirecek ayrı ve özel bir çalısma grubu olusturulması yeterli olacaktır.

Yaman Akdeniz: Kanaatimce İnternet Kurulu bu tür bir görevi ifa edebilecek yapıda degil. Sadece danısmanlık yapabilir, belli konularda. Onun dısında genis bir yelpazade faaliyet göstermesini beklemek dogru bir yaklasım degil.

Leyla Keser: Uluslararası düzeyde gelismelerin takibi ve olusumlara etkin katılım gibi aktivist hareketleri yine İnternet Kurulu gerçeklestirebilir. Ancak söz konusu çerçevede gerçeklestirilecek olan bu eylem ve hareketlerin amaçlarının, bu amaçlar dogrultusunda elde edilecek sonuçların ne ise yarayacagı ve nasıl degerlendirilecegi konusunda analizler yapılmalıdır.

SAKINCAYA KARAR VERME HAKKI
Yaman Akdeniz: Abant toplantı notlarından anladıgım kadarı ile filtreleme yetkisinin İnternet Kurulu’na verilmesi gibi bir fikir ortaya atılmıs. Özel sektör veya sivil toplum örgütleri hangi sitenin “sakıncalı”, hangi sitenin ve içerigin “sakıncasız” olduguna karar veremez. Kanuna aykırılık ancak mahkemelerin karar verecegi bir durumdur. Demokratik toplumlarda aksi düsünülemez. Avrupa’da INHOPE semsiyesi altında çalısan ihbar merkezleri (hotline) Avrupa Birligi’nin Elektronik Ticaret Direktifi bazında uygulanması öngörülen “ihbar et-kaldır” sistemi ile, kanuna aykırı içeriklerin (özellikle çocuk pornografisi ve ırkçı içerik) kendi bulundukları ülkelerdeki ISS ve yer saglayıcıların server’larından kaldırılmasını saglama konusunda çalısıyor. AB’deki uygulamalarda erisim engellenmesi genel olarak yok. Benim 10 senedir savundugum gibi filtreleme sadece kullanıcı asamasında yapılmalıdır ve filtreleme kullanma kanuni mecburiyete dayanmamalıdır. Kullanıcı asamasında isteyen istedigi filtreleme yazılımını kullanabilir, hatta birden fazlasını kullanabilir, ama devlet politikası olarak filtreleme ve erisim engelleme yanlıstır.

Leyla Keser: İnternette kendi güvenliklerinin takipçisi olma yetkisi yine bireylere bırakılmalı. Hiçbir kamu kurumu, organ veya kisilerin kendi hak ve menfaatlerini onlar kadar iyi koruyamaz. 5651 sayılı kanunun açık bıraktıgı ve ikincil mevzuat ile de düzenlemedigi bu çok önemli konunun “sansür” uygulaması yaratmayacak sekilde çözüme baglanması gerekir.

Yaman Akdeniz: Abant’ta alınan kararlarda “Alan adından engelleme ancak çok özel kosullarda ve o alan adında bütün içerik zararlı ise uygulanmalıdır” diyor. Ben de hemfikirim. 5651 sayılı kanun dısında kapatmalar konusunda da Telekomünikasyon İletisim Baskanlıgı’nın yetkilendirilmesini istemisler. Buna katılmıyorum. 5651 dısı kapatmalar genelde medeni hukukla (kisisel haklar, hakaret) ve fikri haklarla ilgili. Bu tip kisisel sorunlara çözümü ancak mahkemeler bulabilir. Mahkemelerin de bu kararları hangi gerekçelerle verdiklerinin karardan anlasılabilmesi, dünyadaki uygulama dogrultusunda site erisimiyle ilgili hakim ve savcıların egitilmesi gerekir.

5651 SAYILI KANUN DEĞİsMELİ
Leyla Keser: 5651 sayılı kanun yüzünden bugün yasadıgımız sıkıntılar dikkate alınarak, bilisimle ilgili olarak yapılacak yasal düzenlemelerin “24 saatlik” olmaması, yasama sürecinin demokratik, seffaf ve katılımcı olmasının saglanması gerekli. Hiçbir kanun ilelebet yürürlükte kalmaz. Adalet Bakanlıgı’nın bu kanunun degismesi için bir an önce harekete geçmesi, bu kanundan önce kurdugu komisyona hazırladıgı ve bazı hükümleri de 5651 sayılı kanuna “kes-yapıstır” edilen “Bilisim Agı Hizmetlerinin Düzenlenmesi ve Bilisim Yoluyla İslenen Suçlar Hakkında Kanun Taslagı”nı yeniden gündeme getirmesi gerekir.

Yaman Akdeniz: Mevcut uygulamada açıklık-seffaflık yok. Savcılar, hakimler, mahkemeler ve Telekomünikasyon İletisim Baskanlıgı (TİB) re’sen erisimi engelleme kararı alıyor. Ama o kararın neden alındıgını ve engelleme gerekçesini biz bilmiyoruz. Bazı Youtube engellemeleri ve mesela Geocities.com engellemesinde oldugu gibi... TİB tarafından re’sen alınan kararlarda engellemenin hangi nedenlerden yapıldıgı da her zaman belli olmuyor. Bazen erisimi engellenmis sitenin adından içerigin ne oldugunu kestirmek mümkün. Ama uygulama daha açık ve seffaf olmalı. Bilmedigimiz bir sey için ne yorum yapabiliyoruz, ne harekete geçebiliyoruz. Ana problem aslında 5651 sayılı kanunun Meclis’ten geçisiyle basladı. Adalet Bakanlıgı bir an önce uygulamayı tekrardan gözden geçirmeli.

Doç.Dr. Yaman Akdeniz:

Yrd.Doç.Dr. Leyla Keser Berber:
İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilisim Teknolojisi Hukuku Uygulama ve Arastırma Merkezinin Kurucusu ve Direktörü.. E-Dönüsüm Liderleri Kurulu üyesi. İngiltere’de Leeds Üniversitesi Hukuk Fakültesi ögretim görevlisi. BilgiEdinmeHakki.Org ve cyberlaw.org.uk sitelerinin direktörü. “İnternette çocuk pornografisi ve hukuk” (Internet Child Pornography and the Law: National and International Responses) kitabı geçen mayıs ayında yayınlandı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ögretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak ile İnsan Hakları Ortak Platformu (http://ihop.org.tr/) için “Türkiye’de İnternet İçerik Denetimi ve Sansürü Konusunda Elestirel Bir Degerlendirme” adlı rapor hazırlıyor. Rapor, Eylül 2008 tarihinde yayınlanacak.



Cevapla