ATATÜRK'Ü AĞLATAN AĞAÇ :)
Gönderilme zamanı: 11 Ara 2007, 12:54
ATATÜRK'Ü AĞLATAN AĞAÇ
Eskiler, yaslı agaçları kesmek için ormanlara giderken baltanın agzını bir kumas parçasıyla sıkıca örtermis. Bunu biliyor muydunuz? Çünkü agaçların bizim bilmedigimiz yasama gücü, oduncunun elinde o kesici aleti görünce korkudan bir salgı yapar, bu salgı, genç fidanların öz suyunu zehire dönüstürürmüs. Bir efsane bile olsa (ki bilim bugün bu efsanelerin aslını meydana çıkarıyor) evet, bir efsane bile olsa... bu gelenek bir çok gerçegi gün ısıgına çıkarıyor.
Siz Atatürk'ün agaç sevgisi hakkında neler duydunuz, neler okudunuz bilmiyorum. Bir konu var ki okuma kitaplarının bas yazısı olarak neden onu seçmiyorlar, neden bütün çocuklarımıza anlatmıyorlar, ben bunun yanıtını veremiyorum. Ankara, Kurtulus Savası'mızın essiz önderine kollarını açtıgı günlerde, Çankaya'dan sehre inen yol üzerinde tek bir igde agacı varmıs; agaç olarak. Mutafa Kemal, o agacın önünden geçerken her sefer, yanındakilere gösterir o igde agacını, ''Bak, dermis, bu benim igde agacım''. Bu sevgiyi bilmeyenler, haberli olmayanlar, bir gün yolu genisletmek amacıyla igde agacını kesmisler. Ve Mustafa Kemal onu selamlamak üzere basını çevirdiginde agacın yerini bombos görmüs. Heyecanla sormus ''ne oldu benim agacıma'' diye... Kesildigini ögrendigi zaman da iki elini yüzüne kapayarak aglamaya baslamıs. Bugün koca bozkırın ortasında binlerce agacın yeserip göverdigi bir Ankara ve bir Gazi Orman Çiftligi varsa eger... Bunu Mustafa Kemal'in o günkü göz yaslarına borçluyuz. Bir igde agacı yerine bir orman... Binlerce agaç, binlerce sevgi.
İki bin yılının çocukları, dogayı böylesine algılamayı ögrenmezse eger... Böylesine sevmezler ve saymazlarsa... Yalnız topraklarımız degil, yüreklerimizde, boz bulanık bir sevgisizligin içinde, bir bokır yalnızlıgını yasamaktan öte hiçbir sey yapamayacaktır. Teknik ne kadar ilerlerse ilerlesin... Güçlenirse güçlensin! Canlıya sevginin ve saygının her çagda, her zaman ve her mekanda bir baska anlamı ve bir baska degeri olacaktır.
KAYNAK; Nezihe ARAZ, 1989. Panel Orman'89
Eskiler, yaslı agaçları kesmek için ormanlara giderken baltanın agzını bir kumas parçasıyla sıkıca örtermis. Bunu biliyor muydunuz? Çünkü agaçların bizim bilmedigimiz yasama gücü, oduncunun elinde o kesici aleti görünce korkudan bir salgı yapar, bu salgı, genç fidanların öz suyunu zehire dönüstürürmüs. Bir efsane bile olsa (ki bilim bugün bu efsanelerin aslını meydana çıkarıyor) evet, bir efsane bile olsa... bu gelenek bir çok gerçegi gün ısıgına çıkarıyor.
Siz Atatürk'ün agaç sevgisi hakkında neler duydunuz, neler okudunuz bilmiyorum. Bir konu var ki okuma kitaplarının bas yazısı olarak neden onu seçmiyorlar, neden bütün çocuklarımıza anlatmıyorlar, ben bunun yanıtını veremiyorum. Ankara, Kurtulus Savası'mızın essiz önderine kollarını açtıgı günlerde, Çankaya'dan sehre inen yol üzerinde tek bir igde agacı varmıs; agaç olarak. Mutafa Kemal, o agacın önünden geçerken her sefer, yanındakilere gösterir o igde agacını, ''Bak, dermis, bu benim igde agacım''. Bu sevgiyi bilmeyenler, haberli olmayanlar, bir gün yolu genisletmek amacıyla igde agacını kesmisler. Ve Mustafa Kemal onu selamlamak üzere basını çevirdiginde agacın yerini bombos görmüs. Heyecanla sormus ''ne oldu benim agacıma'' diye... Kesildigini ögrendigi zaman da iki elini yüzüne kapayarak aglamaya baslamıs. Bugün koca bozkırın ortasında binlerce agacın yeserip göverdigi bir Ankara ve bir Gazi Orman Çiftligi varsa eger... Bunu Mustafa Kemal'in o günkü göz yaslarına borçluyuz. Bir igde agacı yerine bir orman... Binlerce agaç, binlerce sevgi.
İki bin yılının çocukları, dogayı böylesine algılamayı ögrenmezse eger... Böylesine sevmezler ve saymazlarsa... Yalnız topraklarımız degil, yüreklerimizde, boz bulanık bir sevgisizligin içinde, bir bokır yalnızlıgını yasamaktan öte hiçbir sey yapamayacaktır. Teknik ne kadar ilerlerse ilerlesin... Güçlenirse güçlensin! Canlıya sevginin ve saygının her çagda, her zaman ve her mekanda bir baska anlamı ve bir baska degeri olacaktır.
KAYNAK; Nezihe ARAZ, 1989. Panel Orman'89