Uzay boşluğunda Türk isimleri..
Gönderilme zamanı: 18 Eki 2007, 01:09
Günes sistemindeki gök cisimlerinin ve üzerlerindeki yapıların adlandırılmalarında Türk isimleri de yaygın olarak kullanılıyor.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Ögretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Özel, astronomların her gün yeni kesfedilen yıldız, gök tası, kuyruklu yıldız, gezegencik (asteroid) ile bu gök cisimleri üzerindeki daglar, vadiler kraterler ve yapıların isimlendirildigini bildirdi.
Prof.Dr. Özer, Uluslararası Astronomi Birliginin (IAU) belirli yıllarda gerçeklestirdigi genel kurul çalısmalarında, “isimlendirme alt komisyonu” sayılabilecek çalısma gruplarından gelen önerilerin görüsülüp, kabul edildikten sonra bu isimlerin resmiyet kazandıgını söyledi.
İsimlendirmeleri kolaylastırmak için uyulması gereken bazı genel kuralların olmasıyla birlikte, tarihi birikimin de önemli olduguna isaret eden Prof.Dr. Özel, isimlendirmelerde politik ya da askeri isimlerin kullanılmadıgını, ismin tek kelime olmasının ve kolayca okunabilirliginin önem tasıdıgını, 16 harften fazla olmaması gerektigini kaydetti.
İSİMLENDİRMEDE ROMA MİTOLOJİSİ ÖN PLANDA
Prof.Dr. Mehmet Emin Özel, gezegen gibi sayıca az ve önemli gök cisimlerinin isimlendirilmesinde Roma mitolojisinin ön planda oldugunu, gezegenlerle ilgili daha ayrıntılı isimlendirmelerin genelde söz konusu gezegenin eski Yunan (Grek) ve Roma mitolojisindeki konumuna bakılarak yapıldıgını söyledi.
Mitolojideki Ask Tanrıçası’nın adını tasıyan “Venüs” gezegenindeki yapıların yeryüzünde her ulustan tanınmıs kadınlara atfedildiginin kabul edildigini anlatan Prof. Dr. Özel, sanatçıların koruyucusu ve tanrıların habercisi “Merkür” gezegenindeki isimlendirmelerde ise her ulustan sanatçının (yazar, sair, müzisyen, mimar, ressam, heykeltıras) adının kullanıldıgını kaydetti
Prof. Dr. Özel, bu kapsamda “Venüs” gezegeni üzerindeki kraterlerden ikisine tanınmıs Türk kadın yazarlardan Halide Edip Adıvar ile 15. yüzyılda yasamıs sair Mihri Hatun’un adının verildigini, Adıvar adlı kraterin Afrodit kıtasının kuzeyinde, Mihri Hatun kraterinin de İstar kıtasına yakın Tetus bölgesinde bulundugunu bildirdi.
“Merkür” gezegenine ait ayrıntılı görüntünün yalnızca Amerikan uzay aracı Mariner-10 tarafından 1974-1975 yıllarında yapılan ziyaretlerde elde edildigini anımsatan Prof. Dr. Özel, bu uzay aracının yolculugu sonunda ortaya çıkan krater ve yapılara tanınmıs sanatkarların adlarının verildigini, bu kapsamda Merkür’ün büyükçe kraterlerinden birine Mimar Sinan’ın adının atfedildigini söyledi.
Prof. Dr. Özel, Mars gezegenindeki bir dizi küçük kraterlere yeryüzündeki bazı bölgelerin adının verildigini, Hellespontos (Çanakkale Bogazı) Dagları, Tarsus Vadisi ve Arda Vadisi’nin bu gezegende yer aldıgını bildirdi..
GÖK TAsLARINA 2 TÜRK İSMİ
Gökyüzünde Günes’in bir gezegeni gibi onun çevresinde dolanan fakat boyutları bir gezegeninkinden çok küçük olan gök cisimlerine “gök tası” adı verildigini anımsatan Prof. Dr. Özel, gök taslarının çogunlukla Mars ve Jüpiter gezegenleri arasındaki bölgede yogunlastıgını söyledi.
Uzun vadede dünya ile çarpısma olasılıgı bulunan bu cisimlerin gök bilimciler tarafından ayrıca takip edilip, incelendigini ifade eden Prof. Dr. Özel, söyle konustu:
“Gök tası isimler listesinde Türkiye’den verilen 2 ad bulunuyor. 1948 yılında Ankara Üniversitesi Astronomi Bölümü’nde ögretim üyesi olarak çalısan Alman Gök bilimci Prof. Reinmuth tarafından bulunan asteroide ‘Ankara’ adı verildi. 2003 yılında IAU’da görevli Muazzez Kumrucu Lohmiller tarafından bulunan bir asteroide ise 4 Nisan 1953 yılında bir İsveç gemisiyle çarpısarak Çanakkale Bogazı’nda batan ‘Dumlupınar’ gemisinin adı kondu.”
Alıntıdır..
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Ögretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Özel, astronomların her gün yeni kesfedilen yıldız, gök tası, kuyruklu yıldız, gezegencik (asteroid) ile bu gök cisimleri üzerindeki daglar, vadiler kraterler ve yapıların isimlendirildigini bildirdi.
Prof.Dr. Özer, Uluslararası Astronomi Birliginin (IAU) belirli yıllarda gerçeklestirdigi genel kurul çalısmalarında, “isimlendirme alt komisyonu” sayılabilecek çalısma gruplarından gelen önerilerin görüsülüp, kabul edildikten sonra bu isimlerin resmiyet kazandıgını söyledi.
İsimlendirmeleri kolaylastırmak için uyulması gereken bazı genel kuralların olmasıyla birlikte, tarihi birikimin de önemli olduguna isaret eden Prof.Dr. Özel, isimlendirmelerde politik ya da askeri isimlerin kullanılmadıgını, ismin tek kelime olmasının ve kolayca okunabilirliginin önem tasıdıgını, 16 harften fazla olmaması gerektigini kaydetti.
İSİMLENDİRMEDE ROMA MİTOLOJİSİ ÖN PLANDA
Prof.Dr. Mehmet Emin Özel, gezegen gibi sayıca az ve önemli gök cisimlerinin isimlendirilmesinde Roma mitolojisinin ön planda oldugunu, gezegenlerle ilgili daha ayrıntılı isimlendirmelerin genelde söz konusu gezegenin eski Yunan (Grek) ve Roma mitolojisindeki konumuna bakılarak yapıldıgını söyledi.
Mitolojideki Ask Tanrıçası’nın adını tasıyan “Venüs” gezegenindeki yapıların yeryüzünde her ulustan tanınmıs kadınlara atfedildiginin kabul edildigini anlatan Prof. Dr. Özel, sanatçıların koruyucusu ve tanrıların habercisi “Merkür” gezegenindeki isimlendirmelerde ise her ulustan sanatçının (yazar, sair, müzisyen, mimar, ressam, heykeltıras) adının kullanıldıgını kaydetti
Prof. Dr. Özel, bu kapsamda “Venüs” gezegeni üzerindeki kraterlerden ikisine tanınmıs Türk kadın yazarlardan Halide Edip Adıvar ile 15. yüzyılda yasamıs sair Mihri Hatun’un adının verildigini, Adıvar adlı kraterin Afrodit kıtasının kuzeyinde, Mihri Hatun kraterinin de İstar kıtasına yakın Tetus bölgesinde bulundugunu bildirdi.
“Merkür” gezegenine ait ayrıntılı görüntünün yalnızca Amerikan uzay aracı Mariner-10 tarafından 1974-1975 yıllarında yapılan ziyaretlerde elde edildigini anımsatan Prof. Dr. Özel, bu uzay aracının yolculugu sonunda ortaya çıkan krater ve yapılara tanınmıs sanatkarların adlarının verildigini, bu kapsamda Merkür’ün büyükçe kraterlerinden birine Mimar Sinan’ın adının atfedildigini söyledi.
Prof. Dr. Özel, Mars gezegenindeki bir dizi küçük kraterlere yeryüzündeki bazı bölgelerin adının verildigini, Hellespontos (Çanakkale Bogazı) Dagları, Tarsus Vadisi ve Arda Vadisi’nin bu gezegende yer aldıgını bildirdi..
GÖK TAsLARINA 2 TÜRK İSMİ
Gökyüzünde Günes’in bir gezegeni gibi onun çevresinde dolanan fakat boyutları bir gezegeninkinden çok küçük olan gök cisimlerine “gök tası” adı verildigini anımsatan Prof. Dr. Özel, gök taslarının çogunlukla Mars ve Jüpiter gezegenleri arasındaki bölgede yogunlastıgını söyledi.
Uzun vadede dünya ile çarpısma olasılıgı bulunan bu cisimlerin gök bilimciler tarafından ayrıca takip edilip, incelendigini ifade eden Prof. Dr. Özel, söyle konustu:
“Gök tası isimler listesinde Türkiye’den verilen 2 ad bulunuyor. 1948 yılında Ankara Üniversitesi Astronomi Bölümü’nde ögretim üyesi olarak çalısan Alman Gök bilimci Prof. Reinmuth tarafından bulunan asteroide ‘Ankara’ adı verildi. 2003 yılında IAU’da görevli Muazzez Kumrucu Lohmiller tarafından bulunan bir asteroide ise 4 Nisan 1953 yılında bir İsveç gemisiyle çarpısarak Çanakkale Bogazı’nda batan ‘Dumlupınar’ gemisinin adı kondu.”
Alıntıdır..