Führer'in Bilinmeyen Yönleri_3

Diğer bölümler ile alakasız konular buraya
Cevapla
Kullanıcı avatarı
trwe
Terabyte3
Terabyte3
Mesajlar: 4886
Kayıt: 25 Eyl 2013, 13:38
cinsiyet: Erkek
Konum: Düzce/Akçakoca

Führer'in Bilinmeyen Yönleri_3

Mesaj gönderen trwe » 30 Kas 2013, 00:51

Führer'in Bilinmeyen Yönleri_3
--------------------------------------------------------------
Resim

Rausching’in kitabında konuyla ilgili son derece önemli ipuçları bulunuyordu:
“Düşmanlarımdan çok şey öğrendim. Katoliklerden, Marksistlerden veya masonlardan.Masonlar hakkında bir rapor hazırlattım. Simgeler, esrarlı törenler. Bu adamlarda tehlikeli olan tek şey, benim de kullandığım tarikat sırrı yöntemidir. Bir tür ruhani aristokrasi oluşturuyorlar. Hiyerarşik bir örgüt kuruyor, simgeler kullanıyor ve ayrı ayrı ibadetler yapıyorlar, yani zekayı yormadan, alıştırarak simgelerin büyüsel etkilerini kullanıyorlar. İşte masonların en tehlikeli yönü budur. Dünyada birkaç örgüte yer yoktur.Ya masonlar ya biz…” “Zaman Gezmenleri” adlı kitapta da konuyla ilgili ilginç bazı ayrıntılar bulunuyordu: “Bilimsel tüm yasalara karşı amansız bir savaş açan Nazilerin şefi Adolf Hitler bu gücü nereden bulmaktaydı? Yeni bir bilim ve hayat görüşünü on sene gibi kısa bir zaman sürecinde ortaya konması imkansızdı.

Adolf Hitler’in arkasındaki güç gizemli ve büyülü bir kimliğe sahipti. Bu gizli gücün ismi “Thule Örgütü” idi. Bu örgütün en önemli ismi Karl Haushoffer adlı bilim adamıydı. 1923 sonbaharında Münih’te,şair Dietrich Eckardt ciğerleri iperit gazıyla kavrulmuş olarak öldü. Komaya girmeden önce, “İşte benim Hacer-i esved’im” dedi ve astronomik bilimin kurucularından Prof Oberth’e miras bıraktığı siyah bir göktaşı önünde kendine özgü tapınarak dostu Houshoffer’e uzun bir el yazması postalamıştı. Ölüyordu ama içi rahattı. Thule örgütü
yaşamaya devam edecekti; çok geçmeden hem dünyayı, hem de hayatı köklü şekilde değiştirecekti.” D. Eckardt’la aynı gizli örgütün üyesi olan mimar Alfred Rosenberg,1920’lerde Hitler’i tanımışlar, üç yıl boyunca zorlu bir eğitime tabi tutmuşlardı. Adolf Hitler’e doğu bilgisinin gizemlerini, gizli dili ve konuşmayı öğreten Eckard’tı.

Öğretisini iki ayrı planda yürütmüştü. Gizli öğreti ve propaganda planları. 1923 yılının Temmuz ayında kurulan Nasyonel Sosyalist Parti’nin yedi kurucu üyesinden biriydi. Thule tarikatının amblemi Kitaba göre Thule örgütünün ardında Cermen kökleri yatıyordu.

Dünyanın gizli tarihinde kuzey kutup bölgesinde batmış bir ada olduğu rivayet ediliyordu.Kökleri Mu uygarlığına dayanıyordu. Öğretinin temel taşlarını “insan psikolojisinin bilinmeyen yanları” ve “zaman boyutları” oluşturmaktaydı. Eckardt ve dostları Thule’un dünyadaki temsilcileriydi. Amaçları dünyanın kaderini değiştirip üstün bir ırk meydana getirerek “üst zekalılara” diyaloğa geçmekti. Thule’nin temsilcileri Karl Haushoffer ve Dietrich Eckardt, medyum özelliğine sahip Adolf Hitler ve Rudolf Hess’i kendi amaçları
için kullanmışlardı.

1926 yılında Berlin ve Münih’e küçük bir Tibet kolonisi yerleşti.Ruslar Berlin’e girişler sırasında cesetler arasında rütbesi olmayan 1000 kadar Tibet ölüm gönüllüsüne rastladı. Nazi hareketi başarıya ulaşır ulaşmaz Tibet’e heyetler göndermiş ve bunu 1943’e kadar kesintisiz devam etmişti. Thule grubu üyeleri uzlaşmayı
bozacak bir hata işleyecek olurlarsa intihar etmeye yemin etmişlerdi ve 14 Mart 1946’da Karl Haushoffer, karısı Martha’yı öldürüp, Japon usûlü harakiri yaptı.

Mezarına hiçbir anıt ya da haç dikilmedi. Oğlu, Hitler’e karşı düzenlenen suikaste karışanlardan biri
olarak idam edildi. Ceketinin cebinde şiir şeklinde yazılmış olan şu yazı bulundu: “Babam kötülüğün sesi duymadı. Şeytan’ı dünyaya saldı.” Atatürk Uyarmıştı! İşin ilgi çekici yanı Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk eşsiz öngörü kabiliyetiyle Hitler ile ilgili şaşırtıcı ileri görüşlerde bulunmuştu. Ali Bektan’ın “Atatürk’ün Kehanetleri” adlı kitabında Atatürk siyasi ve askeri kimliğinden farklı olarak bu kez geleceğie dair öngörülerde bulunan, önsezi kabiliyetiyle inceleniyor.

Kitapta Atatürk’ün sayısız ileri görüşlülere yer verildiği gibi olayları önceden sezmesiyle gelişmeleri
etkilediği vurgulanıyor. Atatürk’ün bu kehanetlerinden biri de Hitler ile ilgili olanıydı:
“O, yıllar öncesinden Avrupa’da olacak kanlı bir savaştan söz ediyordu. Hatta bununla da kalmıyor bu savaştan kimlerin karlı çıkacağını da açıklıyordu… O, bütün bu açıklamalarını, Almanya’da Nazilerin henüz daha iktidara gelmediği 1932 yılında yapıyordu. Atatürk, Mac Arthur ile olan bir görüşmesinde şöyle diyordu: “Versay Antlaşması I. Dünya Savaşı’na sebebiyet vermiş olan nedenlerden hiçbirini halletmediği gibi, dünün başlıca rakiplerinin arasındaki uçurumu büsbütün derinleştirmiştir. Zira galip devletler mağluplara sulh şartlarını kabul ettirirken, bu memleketlerin etnik,jeopolitik ve iktisadi özelliklerini asla nazarı itibara almamışlar ve sadece intikam hisleri ile hareket etmişlerdir. Böylelikle bugün içinde yaşadığımız sulh devresi sadece mütarekeden ibaret kalmıştır. Eğer siz Amerikalılar, Avrupa işleri ile ilgilenmekten vazgeçmeyerek Wilson’un programını tatbik etmekte ısrar etseydiniz, bu mütareke devresi uzar ve bir gün devamlı sulha müncer olabilirdi. Bence dün olduğu gibi, yarın da Avrupa’nın geleceği Almanya’nın alacağı vaziyete bağlı olacaktır. Fevkalade bir dinamizme sahip olan bu 70 milyonluk çalışkan ve disiplinli millet üstelik milli ihtiraslarını kamçılayabilecek siyasi akıma kendisini kaptırdı mı, er geç Vesray Antlaşması’nın tasfiyesine gidilecektir.” Atatürk Almanya’nın İngiltere ve Rusya hariç bütün Avrupa kıtasını işgal edebilecek bir orduyu kısa bir sürede oluşturabileceğini, savaşın 1940-46 yılları arasında başlayacağını ve sona ereceğini, Fransa’nın ise kuvvetli bir ordu yaratmak için lazım gelen nitelikleri artık kaybettiğini ve İngiltere’nin adalarını
savunmak için bundan sonra Fransa’ya güvenemeyeceğini önceden bildirmişti
.


O yıllarda dünyanın büyük devletleri olarak kabul edilen ABD, İngiltere ve Fransa’daki yöneticiler
I. Dünya Savaşı gibi bir savaşın asla olamayacağını iddia ediyorlardı. Atatürk ise yeni bir dünya savaşının çıkacağını ve bu savaşı da Hitler’in başlatacağını söylüyordu.

“Savaşı o başlatacak, insanlığın başına bela olacak.” diyordu. Hitler’in Astrolojiye ilgisi Hitler’in ikinci adamı olarak bilinen Herman Georing’in yine Hitler’in en yakınında bulunan Nazi ideoloji ve aynı zamanda partinin resmi yayın organının yayın yönetmeni olan Alfred Rosenberg ile aynı günde doğmuş olması konunun araştırmacıları tarafından her zaman şüpheyle karşılanmıştı. Ama olayı daha da ilginç kılan her ikisinin de hemen hemen aynı anda 16 Ekim 1946 tarihinde intihar ederek ölmüş olmalarıydı.

Bu durum Hitler’in astroloji ile yakından ilgilendiği ile ilgili yorumları da beraberinde getirmişti. 10 Eylül 1940 tarihli Look dergisi “Hiç Kimsenin Bilmediği Hitler” (The Hitler Nobody Knows) adlı bir makale yayınladı. Makalede Hitler ile ilgili şu ifadelere veriliyordu: “Hitler’in gizemciliğe ve astrolojiye duyduğu şaşırtıcı ilgisi, kabaca bilinen Hitler efsanesinin önemli bir kısmı haline gelmeye başlıyor.

Hitler Bavaria’daki dağında bulunan özel gözlemevinde bulunan onca teleskoplar ve benzeri aletler Hitler’in
astrolojiye tıpkı diğer insanların pul, madeni para ya da kelebek topladıkları gibi bir hobi olarak ilgilendiğini düşündürtüyor. Dahası Hitler’in farklı fal yöntemlerini uygulayan astrologların görüşlerini aldığı ve de onlara yüklüce para ödediği biliniyor.”
(
9-10-1940, Look, Hitler Nobody Knows) Hitler’in kendisini önceden belirlenmiş bir geleceğin uygulayıcısı olarak seçildiğini düşündüğü biliniyordu. “Kehanetler Kitabı” (The Book of Predictions) adlı eserde arkadaşlarına şu sözleri söylediği nakledilir:

“Hakkımda çok şey duyacaksınız. Sadece vaktimin gelmesini bekleyin.” Hitler I. Dünya Savaşı sırasında oturduğu yerin birkaç dakika sonra havaya uçmasından önce “oturduğu yeri terk etmesini söyleyen” sözleri duyduktan sonra söylemiştir. Bu olay 1915’te, I.Dünya Savaşı sırasında da Hitler henüz bir onbaşı iken gerçekleşmiş, Hitler’in anlattıklarına göre kendisine oturduğu yerin 60 metre ötesine gitmesi söylenmiş, geride kalanlarsa ölmüştür.

Bu olay Hitler’in özel bir amacı uygulamak için seçildiği düşüncesinin pekişmesine neden olmuştur. Kitab-ı Mukaddes’in Esinlemeler bölümünde Şeytan ile ilgili bilgiler verilirken Şeytan’ın sayısının 666 olduğu belirtilerek insanlar uyarılır.

Hıristiyanlar söz konusu ayetlerden yola çıkarak bazı araştırmalara girişmiş, dünya politikalarını etkileyen bazı önemli şahsiyetlerin isimlerinin rakamsal karşılığının 666’yı verdiği ortaya çıkmıştır.

Buna göre Hitler’in yanı sıra, Napolyon ve Stalin’in rakamsal karşılığı da 666’dır. Daha da şaşırtıcı olan ise Microsoft İmparatorluğu’nun sahibi William Henry Gates’in rakamsal karşılığının da 666 olmasıdır. William L. Shirer’e göre, Hitler 1940 Temmuzunda Paris’e gittiğinde Napolyon’un mezarına gitmiş ve neredeyse tam bir saat öylece mezara bakmıştır.İşin şaşırtıcı tarafı Hitler’in Paris’te sadece bir saat kalmış olmasıdır.


ARAŞTIRAN_DERLEYEN
MURAT AYDEMİR
MADEN MÜHENDİSİ


Herkese İyi Günler
TRWE_2012
Düzce_Akçakoca
:oops: :oops: :) :) :)
TRWE_2016
FEDAKARLIK OLMADAN ZAFER OLMAZ....!
-----------------------------
LINUXMASTER 2018
ZAFER'E GİDEN YOL,FEDAKARLIKTAN GEÇER...!
-----------------------------



Cevapla