Osmanlıca Terimler Ve Anlamları

Diğer bölümler ile alakasız konular buraya
Cevapla
Kullanıcı avatarı
trwe
Terabyte4
Terabyte4
Mesajlar: 5276
Kayıt: 25 Eyl 2013, 13:38
cinsiyet: Erkek
Konum: Düzce/Akçakoca

Osmanlıca Terimler Ve Anlamları

Mesaj gönderen trwe » 20 Kas 2013, 02:41

Osmanlıca Terimler Ve Anlamları
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
Acemi oglanı: Acemi ocagına yeni alınmış,henüz egitim görmekte ve yetişmekte olan genç yeniçeri adayı.

Akaga: Sarayın haremindeki zenci olmayan hadım harem agası.(Darüssaade agası)

Arpa Emini: Saraydaki padişah ahırının en üst düzeydeki yöneticisi. Ahır masraflarını ken disine emanet edilen paradan yapan kişi.

Arz odası: Padişahların devlet büyüklerini ve yabancı elçileri kabul edip dinledikleri oda.

Askeri Rüşdiye: Askeri ortaokul.

Aşçıbaşı: Saray mutfaklarındaki aşçıların başı.

Babıâli: ( Yüksek kapı anlamında) Osmanlılarda Sadaret (Başbakanlık),Dahiliye ve Hariciye (İçişleri ve Dışişleri Bakanlıgı) ve Şurayı Devlet (Danıştay) dairelerinin bulundugu bina.

Babüssaade Agası: (Kapuagası/Sarayagası) Saraydaki hadım Darüssaade agaları ile Akagaların ve Enderun memuriyetlerinin genel amiri.

Baltacı: Sarayda harem muhafızlarına verilen ad. / Seferler sırasında askeri birliklerin önünde giden ve yolların kapanmasına neden olan agaçları kesen eli baltalı olan,uzun sakal bırakıp meşin önlük giyen özel seçilmiş iri yapılı askerler.

Baruthane Nazırı: Barut imalatı ile ugraşan baruthane nezaretinin yöneticisi.

Başçıbaşı: Saraya ait inşaat işlerinde çalışan işçi başlarının (Başçı) başı olan kişi.

Baş Çuhadar: Sarayda padişahın kaftan ve kürklerine bakan büyük memur. / Sadrazam ve vezirlerin ve diger üst düzey görevlilerin yanında çalışan ve evrak iletme,mektup taşıma işi yapan görevlilerede çuhadar denirdi.

Berberbaşı: Saray berberlerinin başı,yöneticisi.

Beylerbeyi: Genel vali,Sancak beylerinin başı.Osmanlı imparatorlugunun Asya kıtasındaki sancak beylerinin başına "Anadolu Beylerbeyi",Avrupa kıtasındaki sancak beylerinin genel valisinide "Rumeli Beylerbeyi" denirdi.

Bimarhane: Akıl hastanesi.(Tımarhane)

Bina Emini: Osmanlılarda büyük ve resmi binalar yapılırken,inşaat masraflarını tutan,malzemeyi satın alan ve ustalarla işçilerin ücretlerini ödeyen,biri katip digeride Ruznameci (Muhasebeci) olmak üzere iki yardımcısı bulunan görevli.

Bostancıbaşı: Padişahın mülkü olan bostanların ekilip,biçilme işini yürüten bostan işçilerinin başı. / Sarayın muhafazasına ve şehrin güvenligine bakan askeri teşkilatın başı.

Cariye: Düşman ülkelerine yapılan akınlarda ele geçirilerek veya yabancı ülkelerden kaçırılarak,mal gibi para ile alınıp satılan kız,kadın,kadın köle. ( Halayık,odalık,yataklık)

Çelebi: Efendi,kibar,görgülü ve ince kişi.Eskiden "bay"yerine kullanılan bir ünvan.

Çerakçı: Kandilleri ve mumları yakıp söndürmekle görevli kişi.

Çeşnigir: Darphane-i Amire'de (darphane) çalışan ve basılan gümüş ve altın paraların ayarını kontrol eden kişi.

Darül kurra: Cami,mescit gibi yerlerin hemen yanında yapılan kuran okuma yeri.

Darüssaade Agası: Osmanlı saraylarında harem dairelerindeki hadım edilmiş harem agası.

Darüşşafaka: Eski "Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye"(İslami E itim Cemiyeti) tarafından kurulmuş olan yetimler okulu.

Defterdar: Osmanlı devletinin maliye işlerine bakan kişi, Devletin çeşitli resmi kurumlarının maliye işlerine bakan görevliler.

Defter Emini: Osmanlılarda Defter-i Hakani idaresinde (Tapu ve kadastro genel müdürlügü) çalışan ve tapu işlerine bakan yüksek görevli.

Delme Mecra: Yerin altından giden ve insan eli ile yapılmış olan su galerisi,yer altı su isale hattı.


Derviş: Tarikatlardan birine ba lı olan ve tekkede çile ile ugraşan,giyim ve yaşayışında tarikatının adetlerini güden kişi.

Devşirme: Yeniçeri ocagına alınan gayri müslim çocuklar.

Divan: Padişah ile devlet büyüklerinin bir araya gelerek devlet işlerini görüşmek üzere yaptıkları toplantı.

Divanı Hümayun: Padişahın başkanlıgında toplanan ve sadrazam,şeyhülislam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin katıldıgı ve devlet işleri ile halkın sorunlarının görüşüldügü meclis.

Ebced hesabı: Arab alfabesindeki her harfin bir sayıyı göstermesi kuralı ile harflerden seçilerek düzenlenmiş anlamlı dizilerle bir olayın meydana geldigi yılı belirtme yolu.

Enderun: Saray teşkilatı.

Erkânı harb: Kurmay sınıfından olan yüksek rütbeli asker.

Evkaf: Vakıfların hepsi,tümü.Bu günkü Vakıflar Genel Müdürlügü.

Eyercibaşı: Padişahın ve saraydaki diger yüksek görevlilerin atlarının eyerlerini yapan sınıfın yöneticisi.

Fodla: Bir cins çörek,kurabiye.

Gümrük Emini: Gümrüklerin hesap işlerine bakan yönetici.

Hafız: Kur'an'ı ezberlemiş olan kişi.

Harbiye Nezareti: Osmanlılarda milli savunmanın kara kısmı ile ugraşan nezaret.

Harem-i Hümayun: Sarayların kadınlara mahsus olan kısmı,Harem dairesi.

Harik havuzu: Yangın havuzu.Yangınlara müdahale etmek için gerekli olan suyun depo edildigi havuzlar.

Hasodabaşı: Sarayda padişaha ait olan bölümlerin hizmetini gören kişilerin yöneticisi.

Hattat: Meslegi Arap harfleri ile güzel yazı yazmak olan kimse.

Hazine-i Hassa: Padişahın şahsi gelir ve malları.

Hazine Kethüdası: Osmanlı devletinde sarayın Enderun dairesindeki hazinede bulunan de erli eşyanın korunması ve yönetimi ile görevli kimse.

Haznedar: Saray hazinesini bekleyen,yöneten kimse.

Hekimbaşı: Sarayda görev yapan hekimlerin başı,başhekim.

Horasan Harcı: İçerisine yumurta akı katılarak yapılan bir çeşit harç.

Humbara: Tunçtan yapılmış ve içindeki oyuga patlayıcı doldurulmuş bomba.

Humbaracı: Yeniçeri ocagının havan topu sınıfına ait topçu eri.

İbnülemin: Güvenilir dost kişi.

İhramcı: Hacıların Kâbe'ye giderken giydigi ve geniş beyaz yünlü çarşaftan ibaret olan ihram'ı üreten kişi.

İmaret: Çogunlukla bir cami bünyesinde yapılan, bazen bir camiden ayrı olarakta oluşturulan ve fakirlere özellikle yemek yardımı yapmak amacı ile kurulan ve vakıf niteliginde olan kuruluş.

İzam: Bir yerin büyügü,büyük kişi,yönetici.

Kadı: İslam hukuku olan şeriat'a göre hüküm veren yargıç.Tanzimata kadar askeri davalarla devleti ilgilendiren davalar hariç tüm davalara bakmışlardır.Tanzimattan sonra ise yalnızca evlenme,boşanma,nafaka ve miras davalarına bakmışlardır.Kadılık müessesesi medeni kanunla kaldırılmıştır.

Kaldırımcı: Yol yapımından sorumlu olan esnaf.İşlerini genellikle götürü usülde yaparlar ve kullandıkları taşların temin edilmesini ve taşların kesim işlerinide kendileri yaparlardı.

Kaldırımcı Kethüdası: Götürü usülde taş döşeyerek yol yapan kaldırımcı esnafının yaptıgı işi denetliyen ve ölçümleme yaparak yapılan yolun bedelini tesbit edip,parasını kaldırımcı esnafına ödeyen kişi.

Kalfa: Saraylarda ve büyük konaklarda halayıkların (Cariye) başı olan kadın.Padişah tarafından tayin edilirler,sarayda kendilerine ayrılan yerde otururlar ve sarayın iç hizmetlerinde çalışan cariyelere buyruk verirler ve özel günlerde cariyelerden farklı giyinirlerdi.

Kapı Agası: Padişahın sarayındaki akagaların en büyügü.

Kapıcıbaşı: Saray kapılarını bekleyen sınıfın yöneticisi.

Kapıcılar Kahyası: Bir ilin veya bir resmi dairenin babıâli'de görülecek işlerini takip eden memur.

Kapı Kethüdası: Valilerin,sancak beylerinin ve patrikhanenin babıâli ve diger resmi dairelerdeki işlerini takip eden memur.

Kapıkulu: Osmanlı devletinde Padişahın kumandası altındaki piyade ve süvari sınıfından olan ve bahşiş ve ulufe ile geçinen askerler.

Kaptan-ı Derya: Donanmanın başı,deniz kuvvetleri baş kumandanı.

Kasabbaşı: Sarayda hizmet gören kasabların başı.(Kethüdayı Kassaban)

Kaside: Onbeş ila yüz beyitten oluşan ve tek kafiye düzenine göra kurulan ve ünlü kişilere övgü niteligi taşıyan nazım eser.

Kassam: Kadı ve kazaskerlerin hizmetindeki görevlilerden biri.Ölen bir kişinin mal varlıgını varislerine şeriat kurallarına göre paylaştıran görevli.

Katip: Sarayda veya herhangi bir devlet kurumunda çalışan ve görevi yazı işlerine bakmak olan kişi.

Kavas: Osmanlılarda vezirlerin yanında bulunan silahlı koruma görevlileri.1908 yılında kavas sistemi kaldırılmıştır.

Kavasbaşı: Vezirleri korumakla görevli kavasların başı.

Kazasker: En yüksek ilmi rütbe,günümüzün adalet bakanı.İmparatorkugun Asya ve avrupa bölümlerindeki kadıların başı (Rumeli Kazaskeri,Anadolu Kazaskeri.)Kadı ve müderrislerin atama ve tayin işleri ile ordu mensupları ile ilgili davalara ve devleti ilgilendiren davalara bakmaktan sorumlu olan kişi.

Kemankeş: Ok atıcı,okçu,yay kullanıp ok atan kişi.

Kethüda: Kahya,yardımcı,üst düzey devlet görevlilerinin yardımcısı,saray hizmetinde çalışan belirli esnaf (Arabacılar, şamdancılar,kilerciler vs.) gruplarının başı olan kişi.

Kıble taşı: Açık alanlarda oluşturulan namazgahlarda kıblenin yönünü belirtmek için dikilen taş.

Kızlar Agası: Saray hareminin agası.(Darüssaade agası)

Kiler Kethüdası: Saraydaki Kilercibaşının emrinde çalışan ve vazifesi kiler görevlilerini teftiş etmek olan kahya.

Kubbe: Yarım küre şeklinde olan ve bir yapıyı örten dam.

Küfeki taşı: Basınç altında kaynaşmış kum taneciklerinden oluşmuş,işlenmesi nispeten kolay olan ve su geçirmeyen bir taş cinsi.

Külliye: Medrese,hamam,imaret,şifahane ve çarşı gibi ek yapıları ile birlikte inşa edilen cami.

Künk: Su nakli için isale hatlarında kullanılan pişmiş toprak tada çimentodan yapılmış boru.Osmanlılar döneminde toprak künkler kullanılır ve şebekeden su kaybını azaltmak için iç yüzeyleri sırla kaplanırdı.

Kürkçübaşı: Padişahın kürklerini muhafaza etmekle görevli kişi.

Lagımcı: Düşman kalelerini feth etmek için tünel kazıp,içine barut ko***** patlatan ve kale duvarlarının yıkılmasını saglayan asker sınıfı.Su yollarının inşaatında su galerilerinin açılması işlerindede çalıştırılmışlardır.

Lökün: Zeytinyagı ile kireç karışımından dövülerek yapılan bir çeşit sızdırmazlık macunu.( Çeşme musluklarının takılmasında ve su künklerinin birleşme yerlerinde suyun sızmaması için kullanılan macun)

Mahlas: Eskiden bir şiirin son beytinde kullanılması adet olan,şairlerin kullandıgı takma ad.

Maksem: Su dagıtma sandıgı ve lüleler yardımıyla suyun çevredeki çeşmelere ve diger yapılara da ıtımının yapıldıgı yer.

Maliye Nazırı: Osmanlılarda devletin gelir ve giderlerinin tutuldu u maliye teşkilatının yöneticisi.

Maslak: Ana su isale hattının kollara ayrıldıgı yer.

Medrese: Gelenek ve görenekçi usullerle e itim yapan ve özellikle din ve hukuk adamı yetiştiren ve genellikle külliye şeklindeki camilerin bünyesinde yer alan ve bir avlu etrafına dizilmiş çok sayıda odadan oluşan okul.

Mescit: İçinde cuma namazı ve bayram namazı kılınmayan küçük mahalle cami.

Matbah Emini: Saray mutfaklarının hesabını tutan görevli

Mevkufat: Bir zaman için tutulup alı konulmuş olan mal yada para.Bir şeyin gelirinden artıp hazineye mal edilen para.Bu görevi yerine getiren kişilerede mevkufatçı denirdi.

Mevlevihane: Mevlevilik tarikatına baglı olanların, tarikat kurallarına göre toplandıkları ve içinde özel odaları ve tören yerleri bulunan bina.

Mihrap: Camilerde kıble yönünde bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yer.

Molla: Büyük kadı, kadı'nın bir üst derecesi,eyalet kadısı.

Mutasarrıf: Osmanlı yönetimindeki sancakların ( Vilayet ile kaza arasındaki yer.) en büyük mülki ve idari amiri. Derece olarak kaymakamdan büyük validen küçüktürler.

Muvakkithane: Saat imali ve tamiri yapılan yer.

Müderris: Eskiden medresede ögretmen,sonraları profesör anşamında kullanılmıştır.

Müşir: Osmanlılarda askerlikte en yüksek rütbe,mareşal.

Müştemilat: Eklenti-Ek bina.

Nafia: İnşaat işleri.

Naib: Vekil olarak birinin yerine geçen ve yerine geçtigi kişi adına işleri yürüten kişi.

Nakkaş: Binaların duvar ve tavan gibi yerlerine ve kitaplar süslemeler yapan resimci,süsleme ustası.

Nalıncı: Hamam gibi ıslak zeminlerde giymek için tahtadan yapılan yüksek tabanlı bir çeşit terlik olan nalın'ı (Takunya) imal eden kişi.

Namazgah: Açıkta namaz kılmak için hazırlanmış yer

Nazır: Osmanlılarda bir idare bölümünün yada kurumun başında bulunan görevli.

Nişancı: Osmanlı devletinde Padişah kaynaklı her türlü yazıya,padişahın imzası olan nişanını koyan veya padişahın tugrasını çeken divanı hümayun üyesi memur.

Reis-ül küttap: Tanzimattan önce Osmanlı imparatorlugunun dışişleri bakanına verilen ad.Sonraları Divanı hümayun'da yazı işlerini yürüten kalemlerin ve katiplerin şefi.

Reis-ül ûlema: Şeyhülislamlık dairesinde ilmiye sınıfının başı olan memur.

Rikab Kaymakamı: Sadrazam ordunun başında sefere çıktıgı zaman kendisine vekalet eden görevli ( Sadaret kaymakamı )

Ruzname: Günlük olayların yazıldı ı defter,günlük gazete,günlük masrafların yazıldıgı defter hazineye girip çıkan eşya yada paraların günlük işlendigi defter,askeri seferler sırasında olayların günlük yazıldıgı defter.

Ruznameci: Günlük defterleri kaleme alan kişi. / İnşaat masraflarının günlük hesabını tutan muhasebeci.

Sadaret: Sadrazamlık makamı.

Sadaret kaymakamı: Sadrazam,Serdarı ekrem ünvanı ile ordunun başında sefere çıktıgı zaman onun yerine istanbulda kalıp vekaleten sadrazamın işlerini yapan vezir düzeyindeki görevli.

Sadaret kethüdası: Sadrazamın birinci derecede yardımcısı.

Sadrazam: Osmanlılarda padişahtan sonra gelen ikinci adam,en yetkili devlet görevlisi.Günümüz başbakanı.

Sahilhane: Devlet ileri gelenlerine ait deniz kenarındaki konak,yalı.

Saka: İşi,çeşme ve sarnıç gibi yerlerden su alarak evlere dagıtmak olan kişi.

Saka başı: Osmanlılarda sarayda bulunan ve sarayın su ihtiyacının karşılanmasında ve seferler sırasında ordunun su ihtiyacının karşılanması işinde görev yapan saka'ların yöneticisi.

Saka gedigi: Sakalara verilen, çeşmelerden su alma imtiyazı.Bu imtiyaz yazılı bir senede baglanır ve bu senet alınıp satılabilir veya varislere intikal edebilirdi.Sakaların su alabilece i çeşmelerde belirtilir ve sakalar her çeşmeden su alamazdı. Sakalara verilmiş olan bu imtiyaz 1869 yılında kaldırılmıştır.

Sakalar kethüdası: Sakalar ocagının kahyası olup derece olarak sakabaşından sonra gelir.Görevi divan toplantılarında vezirlere ibrik ve havlu tutmaktır.

Salma mecra: Kanalet şeklindeki üstü açık olan su isale hattı.

Sarnıç: Su ihtiyacını karşılamak amacı ile yapılan özel su toplama havuzu,su deposu.Üstü açık yada kapalı olabilir.

Serasker: Padişah ve sadrazam sefere çıkmadıgı zaman ordunun başında seferi yöneten vezire verilen ünvan. / 1826 yılında yeniçeri ocagının kaldırılmasından sonra kurulan Asakiri Mansurei Muhammediye ordusunun kumandanı.

Serçavuş: Baş çavuş.

Serdar: Ordu kumandanı.

Serdarıekrem: Padişah sefere katılmadıgı zaman ordu baş kumandanı olarak seferi idare eden sadrazama verilen ünvan.

Sermimar: Mimarların başı,baş mimar.

Seyyid ( seyit ): Bir toplulugun ileri gelen kişisi,efendi.

Sıbyan mektebi: Osmanlılarda ilkögretim okulu.

Silahtar: Padişah ve vezir gibi devlet ileri gelenlerinin silahlarını koruyan ve bakım ve onarımını yapan görevli.

Sipahi: Kapıkulu süvarilerinin birinci bölü ünü oluşturan askeri ocak.

Sipahi agası: Kapıkulu süvarilerinin birinci bölügünü oluşturan sipahi ocagının kumandanı.

Solak: Osmanlı kapıkulu teşkilatı bünyesinde yer alan ve görevi padişahın muhafızlıgını yapmak olan koruma görevlisi.

Su nazırı: Su işlerinin organizasyonundan sorumlu olan ve devşirme ve acemi oglanlarından adam topla***** gerekli işleri yaptıran görevli.

Su nezareti: İlk defa Kanuni Sultan Süleyman döneminde kurulan ve su işlerinden sorumlu olan idare.Önceleri padişaha baglı iken sonradan şehremaneti bünyesinde bir müdürlük haline sokulmuştur.

Su yolcu: Su tesislerinin isale hatlarının bakım ve onarımından sorumlu olan kişi.

Su yolcubaşı: Su yolcuların idaresinden ve çeşmelerin bakım ve onarımından sorumlu olan kişi.

Sülüs: Arap alfabesi ile yazılan yazının bir çeşidi.

Şadırvan: Halkın abdest alması için cami avlularına yapılan ve çok sayıda muslugu olan çeşme.

Şamdancılar kethüdası: Saraydaki şamdanların bakım ve onarımından ve yakılıp söndürülmesinden,saraydaki ışık işlerinden sorumlu olan şamdancıların yöneticisi.(Şamdancıbaşı-Serşamdani)

Şehzade: Padişah oglu veya padişah ailesinden olan diger erkeklerin ogullarından biri.

Şehremaneti: Bu günkü belediye teşkilatının osmanlılar döneminde kurulan ilk şekli,şehrin temizlik ve güzelligi ile ilgilenen mahalli idare.

Şehremini: Şehremaneti teşkilatının (Belediye) başında olan kişi.

Şeyh: Tekke başkanı,tarikat lideri.

Şeyhülislam: Osmanlılarda kabinede sadrazamdan sonra yer alan ve din işleri ile birlikte dünya işlerinede dini bakımdan karışan kimse.
Şıkk-ı evvel defterdarı: 1.kısım ve 2. kısım olarak ikiye ayrılan defterdarlık teşkilatının 1.kısmı. 2. kısımada Şıkk-ı sani adı verilirdi.

Tabaklar ahibabası: Deri imalatçılarının esnaf loncası başkanı.

Tarikat: Tasavvufa dayalı olan çeşitli islam doktrinlerine verilen ad.

Tekke: Belli bir tarikata üye olan kişilerin toplanıp ayin yaptıkları yer.

Tersane çavuşu: Gemi yapılan yerin işçi başı.

Tersane emini: Gemi yapılan yerin mali işlerinin sorumlusu.

Tersane kethüdası: Gemi yapılan yerin yöneticisi.

Topçubaşı: Topun yapımı,bakımı,taşınması,ikmali ve savaşlarda kullanılması ile görevli olan askeri oca ın komutanı.

Tophane nazırı: Topların imal edildigi ve topçu askerlerin egitiminin yapıldıgı yerin komutanı.

Tugra: Padişahın adının yazılı bulundugu ve karmaşık yazı teknigi ile yazılmış olan sembol.

Tulumbacı: Yangın söndüren kişi,bu günkü itfaiyeci.

Türbe: İçinde çogunlukla ünlü kişilerin gömülü bulundugu anıtsal mezar.

Türbedar: Türbede hizmet gören ve türbeyi bekleyen kimse.

Vakanüvis: Zamanın olaylarını kayıt etmekle görevli resmi devlet tarihçisi.

Vakıf: Bir hizmetin sürekli yapılabilmesi için belli koşullarla resmi bir yoldan herhangi bir kimse tafından bırakılan mülk yada para.İlgili hizmet bu mülk yada paranın getirisi ile halka bedelsiz sunulur ve vakfın idaresi mütevelli denen bir kişi tarafından yürütülür.

Valide Sultan: Padişah annesi.Padişah tahta çıkınca anasıda valide sultan ünvanını alır ve eski saraydan bir tören ile Topkapı sarayındaki özel dairesine taşınırdı.

Vezir: Bakanlık ve valilik gibi önemli görevleri yerine getiren ve paşa ünvanlı olan kişi.

Veziri azam: Sadrazam,günümüz başbakanı.

Voyvoda: 17.asırda kullanılmaya başlanan ve reis,subaşı,aga gibi çeşitli manalara gelen bir ünvan.

Yaver: Devletin ileri gelenleri ile komutanların yanında bulunup onların emirlerini yazmakla ve yerine iletmekle görevli kimse.

Yeniçeri: Orhan Gazi tarafından kurulan piyade sınıfı asker ocagının erleri.Başlangıçta çok başarılı hizmetler gören yeniçeri ocagı zamanla dejenere olmuş ve defalarca baş kaldırarak devletin başına dert olmuştur. Yeniçeri ocagı 1826 yılında II.Mahmud tarafından başka bir askeri ocak kurularak ( Nizami cedid) ortadan kaldırılmıştır.

Yeniçeri Agası: Yeniçeri ocagının komutanı.

Yesari: Solak, sol elini kullanan. / Yesarizade ; Solak kişinin soyundan gelen.

Zaviye: Küçük tekke.


Herkese İyi Günler
TRWE_2012
Düzce_Akçakoca
:oops: :oops: :) :)
TRWE_2016
FEDAKARLIK OLMADAN ZAFER OLMAZ....!
-----------------------------
LINUXMASTER 2018
ZAFER'E GİDEN YOL,FEDAKARLIKTAN GEÇER...!
-----------------------------



Cevapla