Rusların Dünya Dışı Zekı Canlılrla İlişkisi

Diğer bölümler ile alakasız konular buraya
Cevapla
Kullanıcı avatarı
trwe
Terabyte4
Terabyte4
Mesajlar: 5270
Kayıt: 25 Eyl 2013, 13:38
cinsiyet: Erkek
Konum: Düzce/Akçakoca

Rusların Dünya Dışı Zekı Canlılrla İlişkisi

Mesaj gönderen trwe » 19 Kas 2013, 20:21

Rusların Dünya Dışı Zekı Canlılrla İlişkisi
------------------------------------------------------------------------------------------------------
Rusların uzay çalışmaları bugün çok büyük bir gizlilik içinde yürütülmektedir. Amerikalıların uzaylılarla yaptığı söylenen anlaşmanın akıl karışıklığı halen dünyada büyük bir soru işaretidir. Rusların uzayda yaptıkları çalışmalar ise Amerikalıların ortaya çıkan UFO belgeleri kadar büyük gizem taşımaktadır.

Rusya’ya düşen UFO’lar, Sovyet askerlerinin uzaylılarla karşılaşmaları, Rus bilim adamlarının dünya dışı zeki canlı formları ile beraber yürüttükleri bilimsel operasyonlar, Baykonur Uzay Üssü’nün ve Uzay Gözlem Evleri’nin durumu, Baykal Gölü olayı, Rus denizatlısının karşılaştığı 6 bilinmeyen obje ve dahası yazıda enine boyuna anlatılmıştır.

UFO konusu Sovyetler Birliği’nin gündemine ancak 2’nci Dünya Savaşı sonrasında geldi. Gerçekte ise 30 Haziran 1908 günü gelmişti. O gün Sibirya’nın Tunguzya bölgesinde çok şiddetli bir patlama meydana geldi. İnanılmaz bir gürültü ve ışık eşliğinde patlayan nesneden gökyüzüne mantar şeklinde bir bulut çıktı. Patlama o kadar güçlü bir ışık yaydı ki Sibirya ile İngiltere arasındaki hat üzerinde geceleri sokaklarda kitap okunacak kadar aydınlık oluşmuştu. Hatta Londra’da yaşayan bir çok İngiliz bu aydınlık karşısında geceleri sokaklarda kitap ve gazete okuyabiliyordu. O dönem yaşayan ve karanlığı aydınlatan bu ışık yüzünden milyonlarca insanın aklına kıyametin kopmak üzere olduğu düşüncesi gelmiştir.

Tunguzya’ya giden Rus bilim adamlarının gördüğü manzara ise çok korkunçtu. Milyonlarca ağaç yanmış, patlama nedeniyle derin çukurlar oluşmuş, bitki örtüsü yok olmuş, hayvanlar ölmüş. Yazdıkları rapor ile durumu devrin yöneticisi Rus Çarı’na bildirmişlerdi. Sonra olay unutuldu ve ancak 2’nci Dünya Savaşı sona erip, soğuk savaş dönemi başladığında yeniden gündeme geldi. 1960’lar da, bölgeyi incelemeye giden Sovyet bilim adamları bölgede hala var olan yüksek radyasyonu tespit ettiler. Hatta çevrede bitki ve ağaç bile yetişmiyordu. Tüm veriler 30 Haziran 1908 günü bir Nükleer Patlama’nın olduğunu gösteriyordu.

Varılan sonuç ise o tarihte başka bir gezegenden gelen uzay gemisinin düştüğü ve patlamaya neden olduğuydu.Bunun bir meteor patlaması ile ilgisinin olmadığı da tespit ediliyordu. Çünkü meteor düşmüş olsaydı, bölgede meteor parçalarının bulunması söz konusuydu.

Uçan Daire’den elde kalan parçaların toplanarak Leningrad yakınlarındaki bir teknoloji araştırma üssüne götürüldüğüne dair ciddi söylemler oluşturuldu, ama her hangi bir kanıt bulunamadığı için bu sav hep desteksiz kalmıştır.

Stalin 1947 yılında bilim adamı S. Korolev’i çağırarak UFO konusunu derinliğine araştırıp rapor hazırlamasını istedi. Çünkü ne kadar sosyalist olsa bile Stalin ülkede yapılan Parapsikoloji deneylerinden ve görülen UFO’lardan haberdardı. Yakından da izliyordu.

Korolev üç gün içinde tüm UFO haberleriyle ilgili raporunu yazdı. Uçan Dairelerin dünya insanlığı için bir tehlike teşkil etmediğini belirterek, bunların başka bir ülke tarafından hazırlanan gizli silahlar olmadığını da bildirdi. Raporun dikkat çekici başka bir yönü ise Amerika’da Roswell bölgesine düşen UFO’yu da yazmasıydı. Ruslar, Amerikalıların tüm yalanlamalarına karşın, Roswell’da bir UFO düştüğünü biliyorlardı. Rus askeri yetkilileri 2001 yılında 51. bölgedeki UFO hangarlarının ve iniş alanlarının fotoğraflarını dünya ile paylaştı.

Sovyetler Birliği’nde UFO Araştırmaları 1960’lı yıllara kadar ciddi biçimde südürerek günümüze kadar gelmiştir. 1960 yılında garip bir olay meydana gelmiştir. Rusya topraklarında Sibirya bölgesine yakın bir yerde –kesin konum belirtemiyoruz- düşen UFO yüzünden Sovyetler UFO araştırmalarını bıçak gibi keserek, halka bu konu ile ilgili fazla bilgileri olmadıklarını deklare etmişlerdir. Elde edilen UFO’nun görüntüleri bugün dünya ile paylaşılmış, ama kazadan sonra ele geçirilen canlılarla ilgili hiçbir bilgi verilmemiştir.

Soğuk Savaş’ın hızla sürdüğü bir dönemde 1965 yılında iki önemli olay gerçekleşti. Uluslar arası bir kongrede, dünyanın çevresinde dolaşmakta olan kimliği belirsiz üç adet uydudan söz edildi. 12 Nisan 1965 gününde ise, Pegasus Takımyıldızı’ndan gelen zeki bir radyo dalgasının varlığı saptandı.

1920’li yılların başlarında Almanya’da bulunan ve gizli ilimleri araştıran Thule Örgütünün yaptıkları Rusların dikkatinden kaçmamıştır. Parapsikolojik deneyler sonucunda Aldebaran Yıldız Sistemi’ndeki akıllı varlıklarla yapılan temaslar sonucu bilimsel bulgular ele geçirildi. Almanlar bu bilgilerle uçak, füze ve Uçan Daire yapabilmişlerdi. 2. Dünya Savaşı sonrası bu bilimsel çalışmaları yürüten bilim adamlarının nerede oladukları daha şaşırtıcıdır. Baykonur Uzay Üssü’nün kuruluşunda aktif olarak yer almışlardır

18 Ekim 1965 tarihinde ise Rusya “Stoljarov Komitesi” adı verilen UFO araştırma birliğini kurdu. Bir takım Rus bilim adamları evrende zeki uygarlıklar olduğunu kabul ettiler. Ruslar’da tıpkı Amerikalılar gibi Dünyadışı Akıllı Varlıklarla temasa geçip bilgiyi ele geçirmek istediler. Bunda başarılı da oldular. Pleiadeslilerle kurulan birebir bağlantılar aslında 1940’lı yıllara dek dayanıyordu. Fakat düşen UFO’dan canlı ele geçirilen Pleiadesli canlılarla bu durum yüzyüze görüşmeye kadar dayandı.

Sovyet Roket Biliminin kurucusu Konstantin Tsiolkovsky’ nin şu görüşlerine bakmakta fayda var:

Kod: Tümünü seç

“Evrenin başka yerlerinde, gezegenden gezegene yolculuk yapabilen ve kendilerinden istendiği takdirde, kendilerininkinden daha az gelişmiş olan dünyalara yardım edip onlarla temas kurabilen uygar varlıkların mevcut olduğundan eminim.”
 Gelecekteki havacılık çağında insanların telepatik yeteneklerine acilen ihtiyaç olacaktır. Bunlar insanlığın genel gelişimine hizmet edeceklerdir. Kozmik roketim makro kozmosun yüzce sırlarının çözümüne ulaşabilirken, seni teorinde yaşayan mikro kozmosun kutsal esrarlarının çözümüyle sonuçlanabilir. Makro Kozmos ile Mikro Kozmos, evrenin tek bir mahiyetinin parçalarıdır. Mikro kozmos bilmecesinin çözümü insanlık için gerçekten yüce başarıları müjdeler. Geleceğe ait şaşırtıcı ihtimalleri açıklayan düşünce ne kadar cesur olursa olsun, bilim kılığına bürünerek etkinlik gösteren gericilerin gösterdiği karşı koyma da o denli dehşetli olur.”

Rusya Byurakan’da yer alan uzay gözlemevinde üzerinde hayat bulunan gezegenlere yönelik araştırmalar yapılmaya devam edildi. 1971 ile 2009 yılları arasında yılında gözlemevi’nin 17 (1982) ile 44 (2009) metrelik radyo teleskopu elli kadar yıldızı inceledi. Ve birden fazla yıldızda –kesin sayıyı veremiyorum- dünya dışı yaşamların olduğu kesinleşti.

Rus Uzay Bilim Uzmanı Zaitsev’e göre ise, dünya dışı zeki canlılar ilk insandan günümüze dek bizleri incelemeye devam etmektedirler.Dr. Zaitsev’e göre dünya insanının aydınlanma yolunda uzaydan gelen ziyaretçilerin çok büyük katkısı olduğuna inanmaktadır. Zaitsev şöyle diyordu:

Kod: Tümünü seç

”Kozmik ziyaretçiler, gezegenimizin ilkel sakinlerine doğaüstü güçlere sahip olan ilahi varlıklar gibi görülmüş olmalıdırlar. Bu tanrıların bir uzay gemisinden çıktıklarını varsayarsak, belki de söz konusu araca benzeyen tapınakların, inşasına yol açan da bu özellik olmuştur. Bu tüm dinler ile kültlerde rastlanan bir özelliktir. Bir araç ya da roket, tanrıların kendileri için barınmaya uygun olmayan bu dünyada pratik şekildeki kullandıkları evleri olabilirdi. Tapınaklardaki resimlerde ve küçük heykelciklerde işlenmiş olarak günümüze kadar gelen imajların bu Tanrılara ait olması da mümkündür. Varsayalım ki, içinde Tanrılar’ın bulunduğu bir araç gökten inmiş ve tekrar havalanmış olsun. 
Tüm destanların göklere göze çarpıcı şekilde yer vermelerini ve tapınaklarının görünüşlerinde, döşenme biçimlerinde ve gerçek ruhların göğe doğru uzanma eğiliminde olmasının nedeni bu olabilir miydi acaba?”
Dr. Josif Skhlovky ise bir kitabında Dünya’ya ilk kez yirmi bin yıl önce bir uzay aracının indiğinden söz ederken; Pegasus Takımyıdlızı’ndan gelen radyo dalgalarının zeki kaynaklı olduğunu da resmen belirtmiştir.
Beyaz Rusya Bilimler Akademisi Başkanı Dr. Vasily Kuprevich, uzaydaki uygarlıkların bizden çok üstün olabileceğine inanıyor ve şöyle diyordu:

Kod: Tümünü seç

“Uzaydan gelen varlıklar, insanlarla temas etmeden dünya ziyaretlerine devam diyor olabilirler. Bu varlıkların entelektüel gelişimleri öyle bir seviyeye ulaşmış olabilir ki, onların bizim hakkımızdaki görüşümüzden daha yüksek olmayabilir.”
Ruslar uzay araştırmalarına devam ederken Baykonur Uzay Üssü’nün gizemi de kat be kat önemini arttırmaktaydı. 1961 yılında Kozmonot Yuri Gagarin’in Baykonur üssünden uzaya fırlatılmadığı gerçeği ABD tarafından ortaya çıkarıldı. Üssün 300 km uzağından bilinmeyen bir yerden uzaya gönderilen Gagarin’in bindiği uzay aracı da halen büyük bir sırdır. Tip olarak tek kişilik ve çok küçük olarak tasarlanan uzay aracı, elips yapıda olması da çok gariptir. Amerikalı bilim adamı (k.thomson) bu uzay aracının dünya dışı canlılardan temin edildiğini üzerine basa basa vurgulamıştır. O güne dek uzayla ilgili kısır bilgilere sahip olan Rusların uzay atağı ABD’de şok etkisi yaratmıştır. Ama kaynaklardan elde edilen bilgiler ışığında bu hamlenin Ruslar tarafından gerçekleştirilmediği gerçeği idi.

Baykonur uzay üssünün bulunduğu bölgede hayli ilginçtir. Issız bir arazide teknolojik bir üs olarak halen dünyaya meydan okuyan yapı, Pleiades takım yıldızının en rahat gözlenebildiği alandır. Üssün Rusya topraklarına değil de Kazakistan’ın sınırları içerisine kurulması da ayrı bir soru işaretidir. Bunların dışında Türkmenistan’a kurulan uzay gözlem merkezleri Bakonur uzay üssü kadar kafa karıştırıcıdır. ABD’li bilim adamlarına göre bu gözlem evlerinin görünür kısmı hiçbir şeydir. Gizli gözlem merkezleri diye de adlandırılan yer altı şehirlerinde bir çok uzaylı canlının bilimsel çalışmalara katkı sunduğu söylenmektedir. Rus Bilim Adamı Yuri Kournikov, bir çok uzaylı canlı ile görüştüğünü itiraf etmiştir. Fakat şu an Kournikov’un hayatta olup olmadığı belirsizdir.

Son dönemde Rus donanmasının Atlas Okyanus’un en derin bölgelerinde, Bermuda Üçgeni’nin güneyinde ve Karayib Denizi’nde UFO’lar gördüğü Russia Today adlı İngilizce yayın yapan yayın organı tarafından dünyaya duyurulmuştur. Rus nükleer deniz altısı, denizin içinde kendisini takip eden 6 ayrı bilinmeyen obje uyarısını tüm dünyaya geçmiştir. Denizaltı bu objelerden kurtulmak için suyun üstüne çıktığında 6 objenin saatte 400 km hızla denizden çıkarak gökyüzünde kaybolduğu radarlarca tespit edilmiştir. Ayrıca Roswell kadar önemli bir olay 1982 yılında dünyanın en derin gölü olan Baykal Gölü’nde meydana gelmiştir. Eğitim amaçlı dalan askeri dalgıçların yaklaşık 50 metrede ‘gümüş rengi kostümler içindeki bir grup insansı yaratıklarla’ karşılaşmışlardır.

Ruslar bu ziyaretçileri yakalamaya çalışmış, ama 7 kişilik ekibin üçü ölmüş, dördü ciddi bir şekilde yaralanmıştır. Olayın ifşa olmasından sonra Rus makamları dünya dışı canlıların ele geçirilmediği deklare etmişse bile, gölde avlanan balıkçıların ifadeleri hiçte öyle değildir. Rus donanmasına ait bir geminin olay bölgesine gelerek, insanımsı canlıları gemiye aldığına dair görgü şahitleri bulunmaktadır. Ve şahitlerin sayısı onlarcadır.

Sovyet uzay yolculuğunun iki önemli dalı olarak kabul edilen telemekanik bilimi ve otomatizma konusunda uzman olan Dr. Juri Afomin uzayın çok boyutlu olmasından ve paralel dünyalar kavramlarından da söz ediyordu. Tüm bu araştırmaların tek temel nedeni Uzay’daki Başka Medeniyetler ile tanışmak ve temasa geçtikten sonra bilgiye sahip olmaktı. Tıpkı Amerikalıların yaptıkları gibi. Ki bu iki ülkede dünya dışı zeki canlılarla iletişime geçerek inanılmaz teknolojik bilgiler elde etmişlerdi.

Rusların 2006 ile 2015 yılları arasında uzayda yapacakları çalışmalarla ilgili yayınladıkları uzay raporunda şöyle bir ifade geçmektedir. “…Dünya dışı zeki canlıların kültürel, bilimsel yaşamlarına ulaşma ve yaşam formları hakkında detaylı bilgi sahibi olma…” buradan şu sonuca varırız. Acaba bir takım zeki canlılarla iletişime geçildi mi? Bu kesin ifadenin nedeni nedir? http://www.roscosmos.ru/, http://www.federalspace.ru/ adlı sitelerden bu rapora ve Rusya’nın uzayda yapmak istediklerini ulaşabiliriz.

Dünya dışı zeki canlı formlarına ulaşmak için Avrupa ülkelerinin kurdukları ortak Avrupa Uzay Ajansı’na, Çin ve Hindistan da eklendi. Çin ve Hindistan’ın uzay çalışmalarına ortak olma çabası ne Rusların ne de Amerikalıların hoşuna gitmemiştir.

Hatta Hindistan’ın Ay’a insanlı uzay aracı gönderme kararından sonra NASA’ nın Ruslarla ortak hareket ederek Ay’ı su bulma bahanesi ile bombalaması, Hindistan’a büyük bir meydan okumadır. Zaten bu olaydan sonra Hindistan projeyi rafa kaldırmıştır. Dünya dışı zeki canlılara ulaşmak isteyen ülkelere bu iki ülke neden zorluklar çıkarmaktadır? Sorunun cevabı aslında çok basit ve yazının içinde açıkça belirmektedir.

Herkese İyi Günler
TRWE_2012
Düzce_Akçakoca
:oops: :oops: :) :)
TRWE_2016
FEDAKARLIK OLMADAN ZAFER OLMAZ....!
-----------------------------
LINUXMASTER 2018
ZAFER'E GİDEN YOL,FEDAKARLIKTAN GEÇER...!
-----------------------------



Kullanıcı avatarı
velociraptor
Yottabyte3
Yottabyte3
Mesajlar: 28510
Kayıt: 14 Mar 2006, 02:33
cinsiyet: Erkek

Re: Rusların Dünya Dışı Zekı Canlılrla İlişkisi

Mesaj gönderen velociraptor » 19 Kas 2013, 21:29

ilginç konular , herşey olasıdır neden olmasın ?
Knowledge determines destiny, And ye shall know the Truth and the Truth shall make you free

Cevapla