GNU (GNU Not Unix)...?

PC hakkındaki genel bilgi ve ipucu paylaşım alanıdır.
Cevapla
Kullanıcı avatarı
trwe
Terabyte4
Terabyte4
Mesajlar: 5038
Kayıt: 25 Eyl 2013, 13:38
cinsiyet: Erkek
Konum: Düzce/Akçakoca

GNU (GNU Not Unix)...?

Mesaj gönderen trwe » 19 Eki 2013, 15:22

GNU (GNU Not Unix)

GNU'nun açılımı, 'GNU is Not Unix'tir. Yani GNU, 'GNU, Unix değildir' anlamına gelmekte olan özyinelemeli (rekürsif) bir kelimedir.

Richard M. Stallman, 1970'li yıllarda MIT (Massachusetts Institute of Technology'nin Yapay Zekâ laboratuarlarında serbest yazılımı bir yaşam şekli olarak benimsemiş bir grupla beraber 1980'li yılların başına kadar yazılım geliştirici olarak çalışmıştır. Bu grup ile olan birlikteliğinin sona erişinin ardından kendisini o dönemlerde ivme kazanan bazı akımlardan dolayı benimsenmeye başlanılmış yeni bir sosyal sistem içerisinde bulmuştur, Stallman bir röportajında o günleri şu şekilde nitelendirmekte:

"Kendimi özgür olmayan (kaynak kodu kapalı olan) yazılımların hâkim olduğu ve kullanıcıların yardımsız bırakıldığı, parçalanmış ve birlikte çalışmanın korsanlık olarak nitelendirildiği çirkin bir sosyal sistemin içinde buldum. Bu tür bir yaşantıyı reddettim. Ancak işimi özgürlüğe ve birlikte çalışmaya adadığım zaman yaptıklarımdan gurur duyabileceğime karar verdim."

Ve 1984 yılında tamamen özgür yazılımların meydana getirdiği bir işletim sistemi ve işletim sistemine ait araçların geliştirilmesi çalışması böylece başlamış oldu. İşte bu çalışmanın adı GNU idi. Yazılan özgür yazılımların bir şemsiye altında toplanması için 1985 yılında yine Stallman tarafından FSF (Free Software Foundation) kuruldu ve GNU yazılımları korumak üzere GPL (General Public Licence) adı verilen yazılım lisansı duyuruldu. GPL lisansı ile lisanslanan özgür yazılımların amaçları özgürlüklerini korumaktan başka bir şey değildir.

Serbest yazılımın kökleri, Richard Stollman'ın MIT'de yaptığı çalışmalarla başlıyor. Gunu felsefesinin babası Stollman'ın başlangıçta şöyle bir çıkarsaması var: Stollman diyor ki, "Bilimsel gelişim için herkes çalışmalar yapıyor ve yaptığı çalışmaların sonucunu akademik makalelerle, tüm detaylarıyla, hiçbir tarafını saklamadan, hiçbir köşesini saklamadan başkalarıyla paylaşıyor ve bu sayede biz, birbirimizin yaptığının üzerine bir şeyler koyarak daha iyisini yapmaya çalışıyoruz; scienstific innovation’u bilimsel gelişmeyi, birbirimizin yaptığının tüm detaylarını paylaşmak suretiyle sağlayabiliyoruz" diyor ve yazılım sektörüne bakıyor, "Hayır, bu yok. Herkes yaptığını, bir diğerinden gizlemeye çalışıyor" diyor. "Ben, bir başkasının yaptığı, örneğin kelime işlemciden daha iyisini yapmak için, onun yaptığı kelime işleyicinin önce aynısını yapmak zorundayım. Bu, benim için çok ciddi bir vakit kaybı, emek kaybı.

Bu, bizi bir toplum olarak daha hızlı ilerlemekten alıkoyuyor" diyor ve serbest yazılım felsefesini, Gunu felsefesini ortaya koyuyor. Bu felsefenin ortaya konduğu günden buyana gelen süreçte de, "Evet, yazılım serbest olmalıdır, dağıtılmalıdır. Başka şekillerle serbest yazılımdan da gelir elde edilebilir. Paylaşım yoluyla da bir ekonomik değer yaratmak mümkündür" felsefesi giderek yayılıyor.

Kim, niye serbest yazılım geliştirsin?

1- Bazı Firmalar, Pazar payını genişletmek, daha çok insana ulaşmak, daha çok insan tarafından bilinmek ve birtakım penetrasyonunu artırmak için, standartlarını yaygınlaştırmak ya da yalnızca rakibini zor durumda bırakmak için birtakım ürünleri serbest yazılım haline getirebiliyor; ama bu, daha seyrek gördüğümüz bir yöntem.

2- "Akademik dünyadan çıkıyor" diye tarif ettiğimiz yöntem aslında ihtiyaçtan doğuyor. Orada önemeli olan para verilmesi ya da verilmemesi değil, gerçekten beklenen ihtiyaçların bir biçimde mevcut yazılımlarla karşılanamıyor olması. Bir ihtiyacım var, bunu karşılayan bir yazılım yok. Bu, akademik bir ihtiyaç olabileceği gibi, ben yeni bir şey öneriyorum, bunu yapan bir program yok, olsaydı zaten yeni bir şey öneriyor olmazdım.

Bir, bunun için yazabilirim. İki; Washington Üniversitesinin IMF sunucusunu geliştirdiği gibi, ihtiyacım vardır. Gerçekten benim beklentilerimi karşılayan bir yazılım yoktur, yazılımı geliştiririm. Peki, niye serbestçe dağıtılmasına müsaade edeyim, ben bir emek verdiğim halde niye herkesin kullanımına açayım? Felsefe çok basit. Eğer ben bunu başkalarıyla paylaşırsam ve başkaları da gerçekten bunun uygun bir platform olduğunu, uygun bir yazılım olduğunu, kullanımlarına, işlerine yarayacak bir yazılım olduğunu görürse, onlar da kullanır. Onların kullanması benim için nasıl bir değer yaratır? Yazılım üreten benim için bir; hatalarının daha hızlı bulunmasıyla sonuçlanır. Benim belki aylar boyunca fark etmeyeceğim hatalar, yağmur gibi yağmaya başlar. Bunları düzeltmek ya da düzeltmemek yine benim elimdedir; ama kullananların bir kısmı, bu hataları düzeltemeyecek olanlar, "son kullanıcı" diye nitelendirebileceğimiz, yazılım teknolojisi konusunda az bilgiye sahip olan kullanıcılar, bunlar yalnızca hataları bana rapor etmekle yetinirler. Ben istersem, keyfim isterse, bu yazılımları düzeltebilirim, hatta benim için belki bir gelir kapısı olabilir.Yazılımın hatalarının düzeltilmesi, onlar tarafından istenilen yeni özelliklerin eklenmesi, bana yeni bir gelir kapısı da yaratıyor olabilir ya da eğer gerçekten kalifiye, bu yazılıma ekler, hata düzeltmeleri yapabilecek kullanıcılara da ulaşmayı başarabilirsem, buldukları hataları onlar düzeltip, bana gönderiyor olabilirler. Bu, hep birlikte daha iyiye giden bir saadet zinciri modeli oluşturmamız için, arayıp da bulamayacağımız bir şeydir. Ben, bunun için yazılımı paylaşmayı tercih edebilirim. Bu şekilde hem yazılımın desteğinin verilmesi, hem istenen yeni özelliklerin eklenmesi, yazılımın bambaşka bir platformda, daha büyük bir yazılımın parçası olarak çalıştırılması ya da hatalarının giderilmesi gibi işler için, ben yazılımın geliştiricisi olarak para kazanıyor olabilirim. Serbest yazılımdan, bugün, bu şekilde para kazanmak mümkündür.

Toplamda herkes için başarılı ve kaliteli bir çözümün oluşması mümkün. Fanatizm biçiminde, serbest yazılımın her yerde ve istisnasız her biçimde kullanılıyor olmasını tabii ki önermiyoruz; ama uygun olduğu şartlarda serbest yazılım, belli durumlarda, gerçekten birinci ticari alternatiflerinden daha etkin ve daha verimli çalışabiliyor. Ben, bilgisayar yüksek mühendisiyim, gerçekten daha beceriler sağladığı, daha yüksek performans gösterdiği durumda serbest yazılım kullanmayı tercih ediyorum. Sonuçta cepten çıkacak para, benim cebimden çıkmıyor; gene benim danışmanlık hizmeti verdiğim firma, eğer bir çözüm oluşturmaya çalışıyorsa, parasını o veriyor; ama onun adına da ekonomik bir çözüm oluşturmuş oluyoruz, o daha mutlu oluyor.

Ödediğimiz paralar yurtdışına gitmiyor, dolayısıyla yurtdışına olan teknolojik bağımlılığımız bir ölçüde daha azalıyor, bana ve yazılımı alan müşteriye daha esnek bir altyapı sağlanıyor. Nasıl bir altyapı sağlanıyor?
Bir firmanın ürününü aldınız. İşte Star Office örneğini verdik. Star Office daha önce bir Alman firması tarafından üretiliyordu ve destekleniyordu. Bir ticari yazılım alırsınız, mesela Sun Micro Systems Star Office örneğinde olduğu gibi firmayı satın alır ve daha sonra der ki, "Hayır, ben bu yazılıma artık destek vermeyeceğim. Bunun adı Sun Office" Bitti; yani bir yerden sonra destek alamama gibi bir şanssızlığınız var. İşte Dijital Firması Compact tarafından satın alındı, birtakım Dijital ürünleri çok kısa bir süre daha desteklendi ve çok az sayıda böyle ürün olmasına rağmen, ondan sonra desteklenemedi. Bu durumda ürünler de var.

Serbest yazılıma sahip olduğunuzda, en azından böyle bir şans yok. Orada temel felsefe, gene ücret ödenmiyor olması değil, yazılımın özgür olması. Yazılım serbest. Yazılımın limitleri yok. Limitleri yalnızca, onu o an sizin için kurgulayan kişinin limitleriyle sınırlı. Yazılımın kaynak kodu elinizde var. Eğer bir şekilde ticari bir yazılım aldığınızda firma ortadan kaybolursa açıkta kaldınız; yani başka bir yazılıma gidip, tekrar para ödemek durumundasınız.

Serbest yazılımda en azından, örneğin bugün LINUX'un babası Linus Torwelts ölse, inşallah gelmez; ama başına bir kaza gelse, bir başkası kaldığı yerden kolaylıkla devam edebilecek durumda ya da Linus Torwelts vazgeçti, -LINUX en iyi bilinen örneği diye söylüyorum- "Nasıl olsa LINUX benim bir treidmarkımdır. Kusura bakmayın, bundan sonra LINUX ücretsiz değildir" dedi. Bunu dediği anda LINUX'un geldiği bir nokta var. O noktada herkes bu kaynak kodunu alıp, istediği gibi değiştirebilir noktasına geldi mi? Bundan sonra bir yol ayrımı başlar.

Linus, bundan sonra yapacaklarını bıraktığı noktadan itibaren istediği gibi yapar ve bunları başkalarıyla paylaşmayabilir; ama o ana kadar yaptıklarını, artık başkalarıyla paylaşmıştır. Ondan sonra Buraklar, Serdarlar, Ahmetler, Mehmetler çıkar, başkaları çıkar, kaldığı yerden yazılımı alıp, götürmeye devam ederler. Bu şekilde, benim adıma, kullanıcı adına da sınırı olmayan, beni üç gün sonra zorda bırakmayacak çözümlerin oluşturulması, serbest yazılımla mümkün. İşte bu sayede birtakım serbest yazılım ürünleri, kilit noktalarda ticari alternatifleri tarafından geçilemiyor, ticari alternatifleri de değiştirilemiyor.

Bu noktada aklınıza şöyle bir düşünce takılabilir: – iyi güzel de, diyelim ki kendim bir yazılım yazdım, o kadar emek harcadım, gecelerim gündüzlerime karıştı ve sonunda programım ortaya çıktı, çokbir sonraki da acayip birşey, janjanlı, on numero :) Ben şimdi bu kadar emek harcadığım yazılımın bir de kodunu mu açıcam, kapalı kodda "sadece ben yaptım" edasıyla millete satarım çok para kazanırım.

Şimdi ben de bu düşüncenin üzerine yukarıda saydığım argümanlarla gideyim, bakalım ne olacak.

Birincisi, tamam iyi güzel, denediniz, test yaptınız ve bu programın iyi çalıştığına inanıyorsunuz.. Hiçbir sorununun olmadığını iddia ediyorsunuz.. Peki, acaba haklı mısınız yoksa yanılıyor musunuz bu hususta? Biraz spagetti-western filmlerindeki kovboy replikleri gibi olacak ama "yazılım dünyasının mezarlıkları kendine güvenen mağrur programcıların çöpe atılmış kodlarıyla doludur" Şaka bir yana, her ne kadar yazılımınızı binlerce defa kontrol etmiş olsanız bile, yazılımınızda sorun çıkma olasılığı vardır.

Özgür Yazılım :) Veyahut kötü niyetli programcılar tarafından bir eksiği bulunup, o eksik üzerinden yazılımınızı çökertecek ya da kötü niyetle kullanılacak hale gelmesini engel olamama olasılığınız her zaman bulunur. Bu olasılık yazılımınızın hitap ettiği kitle arttıkça ve yazılımın kod yükü arttıkça daha da artacaktır.

İkincisi, yazılımınızı kullanacak insanların kaynak kodunuzu görmeden iş yapmaları bütün kaderlerini sizin elinize vermeleri demektir.. Yani sizin yazılımınızı kullanacaklar, ama o yazılım hakkında hiçbir şey bilmeyecekler, o yazılımın yaratabileceği herhangi bir sorun olduğunda elleri kolları bağlı sizin kapınıza koşacaklar..

Böyle bir koşulu kabul etmek için ya yazılımınızı sattığınız insanlar bunu önemsememeleri, ya da bir şekilde sizin yapacağınızı herhangi bir baskıya boyun eğmeleri gerekir :) Siz olsanız böyle bir riski kabul eder miydiniz? hele hele, bir ülkenin mali işlemleriyle alakalı, bir ordunun savunma sanayi ile alakalı ya da dünyanın sayılı şirketlerinden birine yönelik bir yazılımdan söz ediyorsak?

Herkese İyi Günler
TRWE_2012
Düzce_Akçakoca
:oops: :oops: 8) 8) :) :)
TRWE_2016
FEDAKARLIK OLMADAN ZAFER OLMAZ....!
-----------------------------
LINUXMASTER 2018
ZAFER'E GİDEN YOL,FEDAKARLIKTAN GEÇER...!
-----------------------------



Cevapla