Atatürk elbiselerini neden yaktı...
Gönderilme zamanı: 21 Haz 2007, 21:31
ATATÜRK ÜN YERLİ MALINA VERDİĞİ ÖNEM
VE ELBİSELERİNİ YAKIsI
Aksamları Atatürk'ün sofrası yine konuklarla dolup tasıyor, birçok yurt sorunları bu sofrada görüsülüyordu. Bir aksam yerli malı kullanılması üstüne bir konusma oldu. Herkes düsüncesini söylüyor, yurtta yerli endüstrinin gelismesi için büyük bir kampanya açılması, herkesin yerli malı yemesi, yerli malı giyinmesi isteniyordu. Yerli Malı Haftası'nın açıklanısı da bu günlere rastlar. Atatürk, herkesin öne sürdügü düsünceleri, her zamanki dikkatiyle dinledikten sonra: "Bundan sonra önder olarak benim de yerli malı kullanmam gerek. Gardroptaki elbiselerimi getirin.Köskün önünde yakın" buyrugunu verdi. Herkeste bir sessizlik... O sen, gürültülü sofra sanki bir anda mezar sessizligine bürünmüstü. Herkes birbirinin yüzüne bakıyordu. Sessizligi ilk önce, konuklar arasında bulunan Ulus Gazetesi Basyazarı Falih Rıfkı Atay bozmaya cesaret edebildi: "Pasacıgım, elbiseleri yakmayın, birer tanesini bizlere verin. Biz de hatıra olarak saklayalım" deyince, Atatürk hafifçe gülümsedi: "Peki" dedi. Orada hazır bulunan herkese birer kat elbise verildi. Bir gün sonra Beyoglu'nun tanınmıs terzilerinden Arman, Yalova'ya getirildi. Atatürk, Kösk'tekilerin gözleri önünde yerli kumastan elbiselerini kestirdi ve diktirdi. O olaydan sonra Atatürk, elbiselerini hep yerli kumastan seçip Arman'a diktirmistir. Bir daha İsviçre'den kumas gelmedi.
Alıntıdır
Saygılarımla
VE ELBİSELERİNİ YAKIsI
Aksamları Atatürk'ün sofrası yine konuklarla dolup tasıyor, birçok yurt sorunları bu sofrada görüsülüyordu. Bir aksam yerli malı kullanılması üstüne bir konusma oldu. Herkes düsüncesini söylüyor, yurtta yerli endüstrinin gelismesi için büyük bir kampanya açılması, herkesin yerli malı yemesi, yerli malı giyinmesi isteniyordu. Yerli Malı Haftası'nın açıklanısı da bu günlere rastlar. Atatürk, herkesin öne sürdügü düsünceleri, her zamanki dikkatiyle dinledikten sonra: "Bundan sonra önder olarak benim de yerli malı kullanmam gerek. Gardroptaki elbiselerimi getirin.Köskün önünde yakın" buyrugunu verdi. Herkeste bir sessizlik... O sen, gürültülü sofra sanki bir anda mezar sessizligine bürünmüstü. Herkes birbirinin yüzüne bakıyordu. Sessizligi ilk önce, konuklar arasında bulunan Ulus Gazetesi Basyazarı Falih Rıfkı Atay bozmaya cesaret edebildi: "Pasacıgım, elbiseleri yakmayın, birer tanesini bizlere verin. Biz de hatıra olarak saklayalım" deyince, Atatürk hafifçe gülümsedi: "Peki" dedi. Orada hazır bulunan herkese birer kat elbise verildi. Bir gün sonra Beyoglu'nun tanınmıs terzilerinden Arman, Yalova'ya getirildi. Atatürk, Kösk'tekilerin gözleri önünde yerli kumastan elbiselerini kestirdi ve diktirdi. O olaydan sonra Atatürk, elbiselerini hep yerli kumastan seçip Arman'a diktirmistir. Bir daha İsviçre'den kumas gelmedi.
Alıntıdır
Saygılarımla