Web’de Yeni Eğilimler:

PC ve Teknoloji dünyasından son haberlere buradan ulaşabilirsiniz.
Cevapla
Kullanıcı avatarı
lord_leo
Megabyte2
Megabyte2
Mesajlar: 1124
Kayıt: 25 Nis 2010, 08:39
cinsiyet: Erkek
Konum: internet
İletişim:

Web’de Yeni Eğilimler:

Mesaj gönderen lord_leo » 21 Mar 2011, 20:08

Web’de Yeni Eğilimler: Öğrenme Ortamlarına Entegrasyonu
Araş. Gör. Serkan ŞENDAĞ
Anadolu University, Faculty of Education
Department of Computer Education and Instructional Technologies, Eskişehir / Turkey

ssendag@anadolu.edu.tr




ÖZET

Çağımızın en etkili iletişim ve eğitim araçlarından birisi olan İnternet çeşitli yönleri ile sürekli bir değişim ve gelişim içindedir. İnternet teknolojileri içinde www, sunduğu esnek ve çekici yapılar sayesinde ekonomik ve sosyal açıdan güçlü bir etkiye sahiptir. Bu nedenle web, en yaygın internet teknolojilerinden birisi olarak görülmektedir.
Bu çalışmada, ortaya çıktığı ilk günden bu yana içerik, yapı ve tasarım felsefesi açısından büyük bir değişim ve dönüşüm yaşayan web teknolojisi ile ilgili yeni kavramlar ve ortamlar çeşitli yönleri ile değerlendirilerek, yaygın olarak kullanılan bazı web uygulamalarından eğitimde nasıl yararlanılabileceğine örnekler vererek açıklanmıştır. Özellikle web 2.0 olarak adlandırılan ve dünyada yaygın olarak kullanılan bazı uygulamalar etkileşim, tasarım, çokluortam, platform gibi bazı faktörler açısından değerlendirilmiştir. Ayrıca semantik web kavramının, web tabanlı eğitim sistemleri açısından meydana getirebileceği doğurgular tartışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Web 2.0, Nano Öğrenme, Semantik Web, Zeki Web.


ABSTRACT


The Internet, one of the best communicaiton and information tools for education, is contantly changing and growing. On the other hand www- an Internet service- has a major effect in terms of social and economical aspects because of the fact that web provides felexible and attractive tools for users. Therefore, web is seen as one the most popular İnternet technology.

In this study, some concepts and environments regarding the web technology that has great changes and transformations in terms of content, structure and desing philosophy since its first occurance were explained by giving samples of some common applications in education and evaluating in various aspects. Especially, some applications that are common in thruougt the world and called as web 2.0 were evaluated in terms of some factors such as interaction, design, multimedia, and platform. Additionaly, results that could be produced by semantic web in terms of web based educational systems were discussed.

Keywords: Web 2.0, Nano Learning, Semantic Web, Web Intelligence, Web Intelligence Services.





GİRİŞ

İlk bilgisayar ENIAC’tan günümüze kadar geliştirilen teknolojiler içinde İnternetten sonra belki de en önemli gelişme 1989 yılında Tim Berners-Lee tarafından www’nin bulunmasıdır. www, eğitim amaçlı bilgisayar kullanımında çok önemli bir dönüm noktası olmuştur. www, İnternetin yaygınlaşmasında ve hızının artmasında en büyük paya sahip olan teknolojilerden birisidir. www ile ses, görüntü ve resim gibi çokluortam özelliklerinin Internet’e taşınması, İnternetin daha çekici ve esnek bir yapıya kavuşmasını sağlamıştır. Günümüzde halen İnternet deyince pek çok insanın aklına ilk olarak web gelmektedir. Web teknolojisindeki bu gelişmelerin yanı sıra, eğitim alanında son yıllarda popülaritesi artan oluşturmacılık akımının doğasıyla İnternet’in kendine özgü çekici, esnek ve kullanıcı merkezli yapısının büyük anlamda örtüştüğü görülmektedir. Bu durum, alandaki araştırmacıları bu konuları araştırmaya yöneltmiştir. Bu nedenle İnternet ve www’nin eğitimde kullanılmasıyla ilgili pek çok çalışma yapılmıştır.

Bilgisayar teknolojisinin çok hızlı geliştiği aşikârdır. Günümüzde bilgisayarlar gittikçe küçülmekte, hızlanmakta, ucuzlamakta ve yaygınlaşmaktadır. Ülkemizde de boya, tekstil vb gibi bazı alanlarda yoğun olarak üzerinde çalışılan nano teknolojilerin daha da geliştirilerek deri altına yerleştirilecek nano bilgisayarların üretilmesi çalışmaları çok ta uzakta durmamaktadır. Bilgisayar teknolojisinde yakın ve orta vadedeki temel hedef bilgisayar-insan etkileşimini, insan-insan etkileşimine yaklaştırmaya çalışmak olarak görünmektedir. Örneğin bilgisayarla fare, klavye aracılığıyla iletişim kurmak yerine, ses, dokunma, duygular vb. ile insanlar arasındakine benzer bir iletişimin kurulduğu teknolojiler çok uzak gibi görünmemektedir. Bilgisayar teknolojileri ile ilgili bu gelişmelerin yanı sıra İnternet’in tehlike sinyalleri veren alt yapı sorunlarına rağmen web teknolojisi de çok önemli gelişmelere sahne olmaktadır. Günümüzde, www’nin ardından web 2.0 ve daha sonra da yapay zekâ ve zeki öğretim sistem çalışmaları kapsamında, semantik web (web) ve web 3.0 kavramları üzerinde durulmaktadır.

Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin biz eğitimcilerin en önemli konularından bir tanesi de gelişen bu teknolojilerin eğitim ortamlarına nasıl entegre edileceği olmuştur. Bu bağlamda bu çalışmada web 2.0 olarak adlandırılan ve dünyada yaygın olarak kullanılan bazı uygulamalar etkileşim, tasarım, çokluortam, gibi faktörler açısından değerlendirilmiş; eğitimcilerin bu uygulamalardan nasıl yararlanabilecekleri tartışılmıştır. Daha sonra semantik web, zeki web ve web’de yeni açılımlara değinilmiş ve eğitimsel faaliyetler açısından değerlendirmelerde bulunulmuştur.

WEB 2.0

Web 2.0 kavramı ilk olarak O’Reilly Media tarafından 2004 yılında ortaya atılmıştır. Web 2.0, sosyal ağ siteleri, web tabanlı özgür ansiklopediler, iletişim araçları gibi çevrimiçi araçlar sağlayan; sosyal ağlar ve öğrenme toplulukları ile paylaşıma olanak sağlayan ikinci nesil İnternet tabanlı web servislerine vurgu yapmaktadır.

Kimi tanımlamalara göre “yeni bir teknoloji”, kimi tanımlamalara göre ise “yeni bir çağ” olarak kabul edilen yeni versiyon web’in sunduğu en büyük getiri, içeriğin mikro boyutlara indirgenmesidir. Genel olarak Web 2.0 kategorisindeki sitelerin göze çarpan en önemli özelliği farklı kaynaklardan çok sayıda yararlı ve kullanılabilir bilgi toplayarak tek bir site altında birleştirmeleridir. Geçmiş yıllarda içeriği bulmak için referans sitelere gidilir ihtiyaç duyulan bilgiler yerinden sağlanır ve az sayıdaki içerik sağlayıcılar çok sayıdaki istemciye cevap verirdi. Ancak zaman geçtikçe istemciler de kendi içeriklerini yazmaya ve bunları insanlarla paylaşmaya başladılar. Bir ya da iki saat içerisinde öğrenilen HTML bilgisiyle yapılmaya çalışılan sitelerin yerine, kullanıcı için hiçbir tasarım bilgisi gerektirmeyen, kullanıcının tüm isteklerini düşünmüş uygulamaların ortaya çıkması, istemciler tarafından sağlanan içerik döneminin gelişmesine önemli derecede katkıda bulunmuştur. Bu uygulamalar sonucunda insanlar; web tasarımı ve teknikleri ile uğraşmak zorunda kalmadan sahip olduğu fotoğrafları, anlatmak istedikleri teknik ya da sosyal içerikleri, ziyaret ettikleri siteleri diğer insanlarla çok rahat bir şekilde paylaşır hale gelmişlerdir. Yayınlamanın yanında bu içeriklere ihtiyacı olanların, bu içerikleri arayanların istediklerini bulma konusunda işlerini kolaylaştıran arama motorları, portallar, geliştirilen API’ler (Application Programming Interface) kullanıcı hâkimiyetindeki yeni nesil web zincirine eklenen tamamlayıcı halkalardan sadece biri olmuştur. (O’Reilly,2005). Web 2.0’ın ne olduğuna ilişkin olarak yapılan tartışmaların sonunda; web 2.0’ın, yeni nesil web’in bir başka deyişle kullanıcı eğilimleri doğrultusunda ortaya çıkan gereksinimlerin karşılanmasına yönelik olarak geliştirilen yeni teknolojilerin ve tasarım karakteristiklerinin tamamına atıfta bulunan bir takma isim (lakap) olduğu söylenebilir.

Web 2.0’ın ne olabileceğine ilişkin olarak söylenebilecek pek çok şey var iken; bir dizi standart’ı ifade etmek için kullanılmadığı da söylenebilir. Web 2.0’ın oluşturmacı bir yapıya sahip olduğu söylenebilir.

“Web 2.0” kavramı, ortaya çıktığı ilki ilk günden itibaren bir buçuk yıl içerisinde Google’dan 9.5 milyondan fazla alıntı ile açık bir şekilde yer tutmuştur. Fakat hala Web 2.0’ın ne demek olduğu ile ilgili büyük bir anlaşmazlık vardır, bazı insanlar anlamsız bir pazar çekişmesi olarak kötülerken, diğerleri yeni bir geleneksel bilgelik olarak kabul etmektedirler (O’Reilly,2005). Fakat bir uygulamayı “Web 1.0″ yaparken, diğerini “Web 2.0″ yapan tanımlama nedir? Web 2.0 sitelerini genel olarak kullanıcının içeriğe müdahale etmesine olanak tanıyan siteler olarak tanımlama olanaklı olmakla birlikte aşağıdaki ortak karakteristiklere sahip oldukları söylenebilir.

Web 2.0’ın Karakteristik Özellikleri

Web 2.0 sitelerinin belirli yönlerden ortak bazı karakteristikleri sergiledikleri söylenebilir. Bu özellikler şu şekilde özetlenebilir:

1. “Network as platform” yani uygulamaları, tamamıyla tarayıcı tabanlı olarak ulaştırmak ve kullanılmasına olanak sağlamak

2. Kullanıcılara verileri kontrol etme olanağını sağlamak

3. Yapısı itibari ile kullanıcıların uygulamaya müdahale etmesini cesaretlendirmek.

4. Tasarım açısından, zengin, etkileşimli, kullanıcıya kolaylık sağlayan çoğunlukla AJAX tabanlı veya benzer arayüz sağlamak.

5. Sosyal ağlar ve öğrenme toplulukların oluşturulmasına olanak sağlamak

Tim O’Reilly, web 1.0 dan web2.0 a geçişi örneklemek için aşağıdaki tabloyu (Tablo 1.) örnek olarak verilmiştir.

Web’deki hangi uygulamaların web 2.0 olabileceğine karar vermek için en etkili yol web’in Tim Berners-Lee tarafından geliştirdiği ilk yıllardan günümüze kadar olan gelişimine göz atmak oldukça yararlı olacaktır.

Web 2.0 bir bakıma, web’de insan etkileşimi olarak nitelendirilebilir. Diyaloglar, bireyler arası ağlar, bireyselleşme ve benzeri kavramlar hep bu bağlamda ele alınabilir (Abram, 2005). Web 2.0’dan önceki dönemi incelediğimizde, ilk önceleri İnternet kullanıcıları, genellikle web’i var olan bilgileri elde etmek, çoğunlukla onlara çeşitli web sunucuları tarafından sağlanan içeriği okumak, program ve dosya indirmek için kullanmaktaydılar. İnsanların etkileşimde bulundukları İlk araçlar MIRC tarzında sohbet programlarıydı. Bireysel web sayfaları ise tasarım ve teknik bilgi yetersizlikten dolayı genellikle çok kötüydü. İnsanların okumak ve bilgi almak gibi gereksinimlerinin yanında deneyimleri paylaşmak, bilgi alış verişinde bulunmak, bir şeylere katkı sağlamak, kendini bir grubun üyesi olarak görmek, soysal statü kazanmak gibi doğal gereksinimleri de vardır. Web bu gereksinimleri pek çok açıdan karşılama potansiyeline sahip bir teknolojiyken bunu yapmakta belki de bir anlamda gecikmişti. Forumlar, bloglar çeşitli ses ve görüntü paylaşım siteleri vb. hepsinin bu kadar büyük ilgi görmesinin nedeni insanların yukarıda bahsedilen bu doğal gereksinimlerini karşılamasına yönelik olmasıdır. Bunun en önemli göstergesi ise insan-insan etkileşimine yaklaşan teknoloji-insan etkileşimin insanlar tarafından çok büyük ilgi görmesidir.

Bu bağlamda web’in yeni karakteristikleri olan açık iletişim ve şeffaflık, içeriğin paylaşılmasında ve yeniden düzenlemesinde özgürlük web’in yeni karakteristiklerini oluşturmuştur. İşte bu temel gereksinimlerin karşılanmasına yönelik çabaların bir sonucu olarak, blog, wiki, podcast, RSS, API AJAX, XML vb teknolojiler ve uygulamalar ortaya çıkmış ve yaygınlaşmıştır. Web 2.0 bütün bu teknoloji ve uygulamalarını kapsayan şemsiye bir kavram olarak değerlendirilebilir. Web 2.0 uygulamalarının öğrenme ortamlarına etkili bir şekilde entegrasyonunu sağlamak için bu teknolojinin öne çıkan özelliklerini tasarım, etkileşim ve çoklu ortam kavramları açısından değerlendirmek gerekmektedir.

Tablo 1. Web 1.0 ve web 2.0‘ın karşılaştırılması.

Web 1.0 Web 2.0
Double Click ===> Google AdSense
Ofoto ===> Flickr
Akamai ===> BitTorrent
mp3.com ===> Napster
Britannica Online ===> Wikipedia
Kişisel Web siteleri ===> Bloglama
Sakınma ===> Upcoming.org ve EVDB
Domain ismi Spekülasyonu ===> Arama Motoru Optimizasyonu
Sayfa görünümleri ===> Tıklama üzerinden ücretlendirme
Ekran parçaları ===> Web servisleri
Yayınlama ===> Katılım
İçerik yönetim sistemleri ===> Wikis
Klasörler (taxonomy) ===> Tagging (“folksonomy”)
Yapışkanlık ===> Sendikasyon (RSS)

Kaynak:http://www.oreillynet.com/pub/a/oreilly ... eb-20.html adresinden alınmıştır.


Tasarım

Eğer web 2.0, web’de insan yönelimlerinin tetiklediği doğal bir reform olarak ele alınırsa bu süreçte en çok öne çıkan karakteristiklerden bir tanesi tasarımdır. Sitenin içeriğine uygun olarak yapılan orijinal tasarımlar sitenin etkililiğini ve kullanışlılığını artırmaktadır. Web bloglar ortaya çıkmadan önce yapılan özellikle bireysel tasarımların rahatsız edecek derecede kötü olduğu gözlenmekteydi. Gereksiz efektler, göz yoran renkler ve sitenin amacından uzak tasımlar kişisel web sitelerinin amacının ve başarısının sorgulanmasına neden olmuştur. Neyse ki web bloglar, css teknolojisi ve myspace gibi web platformları kişisel web sitesi ve kişisel paylaşım sorununa estetik bir çözüm getirmeyi bir anlamda başarabilmiştir. Tasarım açısından görsellik, amaca yöneliklik ve sadelik web 2.0 tasarımlarında ön plana çıkan özellikler olarak göze çarpmaktadır. Amaca yöneliklik açısından Google, ekranın ortasındaki metin kutusu ve arama düğmesiyle amacının dışındaki unsurlardan arındırılmış tasarımıyla dikkat çekmektedir. Bu yönüyle kendinden önce çıkan rakiplerine büyük bir fark atmıştır. Tasarımda sadelik açısından dünyanın en büyük link deposu del.icio.us örnek olarak verilebilir.
Etkileşim

Etkileşim web 2.0’ın en önemli unsurlarından biridir. Artık kullanıcının pasif okuyucu ve izleyici olduğu günler geride kalmış gibi görünmektedir. Bireylerin üye oldukları site içinde kendilerine özgü bir yönetim paneli, profil sayfası, bilgilerin tutulduğu sosyal ağlar, alış veriş sepetleri, ürün karşılaştırmaları, kullanıcılar tarafından yazılan yazıların ve çekilen fotoğrafların kişisel sayfalar aracılığıyla paylaşılması ve diğer insanların da bu yazılar ve fotoğraflar hakkındaki yorumlarının alınması vb etkileşim özelliklerinin birbiriyle adeta yarıştığı bir web dönemini yaşamaktayız. Bu konuda verilebilecek en iyi örneklerden birisi facebook’tur. Bu siteye üye olduktan sonra kendi profilinize istediğiniz bilgileri, resimleri ve uygulamaları ekleyebiliyor, ayrıca kendiniz de uygulama geliştirebiliyor, isterseniz bütün dünya ile isterseniz sadece yakın çevrenizle ve arkadaşlarınızla paylaşabiliyorsunuz. Yine jimdo ve wikipedia etkileşim konusunda örnek olarak verilebilecek en önemli web 2.0 uygulamalarındandır.

Çokluortam

Çokluortam web’de resim, ses ve video gibi kullanıcıların farklı duyularına hitap eden özelliklerin bir amaca yönelik olarak bütünlük içerisinde kullanılmasıdır. Bu biçimdeki dosyalar genellikle diskte çok yer kapladığından eskiden çevrimiçi olarak çokluortam dosyalarına ulaşmak ve kullanmak çok zordu. İnternet bağlantı hızlarının artması ve gelişen yeni teknolojiler ile birlikte video ve ses dosyalarına çevrimiçi olarak ulaşmak oldukça kolaylaşmıştır. Örneğin youtube’da birkaç anahtar kelime girerek istenilen pek çok video rahatlıkla bulunabilmektedir. Flatcast.com’dan ise kendi radyo istasyonunuzu kurabilir ya da başka radyo istasyonlarını gerçek zamanlı olarak takip edebilirsiniz.

WEB 2.0 TEKNOLOJİLERİNİN ÖĞRENME ORTAMLARINA ENTEGRASYONU

Eğitimsel süreçlerde 20. yüzyılın sonlarına kadar hakim olan eğitim anlayışı pedagojik eğitim anlayışı idi. 20. yüzyılın başlarında eğitimsel süreçlere fabrika modelinden ortaya çıkmış olan temel varsayımları yine pedagojik model ile örtüşen bir eğitim anlayışını yansıtmaktaydı.

Pedagoji günümüzde de pek çok geleneksel öğretim anlayışında süre gelmiş; yedinci ve on ikinci yüzyıllar arasında Avrupa manastır ve katedral okullarında çocuklara temel bilgi, beceri ve deneyimleri öğretmekte kullanılan bir dizi ideolojik varsayım üzerine kurulmuş bir eğitim anlayışını yansıtmaktadır. Her ne kadar daha sonraki yüzyıllarda dini eksenli olmayan okullar açılsa da pedagojik model, eğitimi gerçekleştirmek için elde var olan tek model olarak görülmüştür. Bu nedenle yüksek öğretim de dahil olmak üzere ilk eğitim girişimleri pedagojik model üzerine inşa edilmiştir. Yetişkin eğitimine ilişkin geliştirilen ilk eğitim programları da bilinen tek yaklaşım olduğundan pedagojik model eksenli olmuştur. Böylece yetişkinler çok uzun yıllar aynen çocuklar gibi eğitim almak durumunda kalmışlarıdır. Pedagojik model ne öğrenileceği, nasıl öğrenileceği, ne zaman öğrenileceği ve öğrenilip öğrenilmediğine karar verme konusundaki tüm sorumluluğu öğretmene vermektedir. Bu, öğretici merkezli, sürecin yönetiminin tamamen öğretmenin elinde bulunduğu, öğrenenin öğretmenin direktifleri doğrultusunda kendisinden beklenen görev ve sorumlulukları yerine getirdiği bir yaklaşımdır (Knowles, 1980).

Pedagojik eğitim anlayışının bir yansıması olarak ortaya çıkan fabrika modeli kitlesel bir eğitim anlayışını yansıtmakta ve genellikle bir öğretici tarafından bilginin aktarılması şeklinde gerçekleşmekteydi. Aslında bu tarz bir eğitim anlayışı bilgiye ulaşmanın zor olduğu ve bilgiye sahip olmanın çok değerli olduğu günlerde oldukça etkili de olmuştur. Ancak zaman ilerledikçe ve teknoloji geliştikçe artık bilgiye ulaşmak çok kolaylaşmıştır. Bilgiye ulaşmadaki bu kolaylık eğitimin, öğreticinin bilgi aktarmasından ibaret olması durumu sorgulanmaya başlanmıştır. Bu anlamda öğrenme ortamlarında öğrenci ve öğretmen rolleri yeniden tartışılmıştır. 1960’lı yıllarda ortaya atılan, 1970 yıllarda gelişen ve yetişkin eğitimin temellerini oluşturan andragojik model, pedagojik temellere oturan geleneksel eğitim anlayışının sorgulanmasının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Artık öğrencinin dışa bağımlı ve pasif alıcı konumundan öğrenme sürecinde daha özgür ve aktif bir konuma geçmesi gerektiği ve öğreticinin ise bilgi aktarıcılığından çok öğrencinin öğrenmesine yardımcı ve bir rehber olması gerektiği üzerinde durulmuştur. Bu anlamda öğrenenin nasıl öğrendiği ve yeni bilgiyi nasıl özümsediğine ilişkin bir bilgi kuram olan oluşturmacı öğrenme yaklaşımı son 20–30 yılda eğitim araştırmalarına çokça konu olmuştur. Oluşturmacı yaklaşım bir anlamda pedagojik modele bağlı olarak öğretme yöntemlerine getirilen eleştirileri tasfiye ederken bir yandan da pedagojik modelin olumlu yanlarını etkili bir şekilde kullanmayı amaçlamıştır. Oluşturmacılığın temelinde yatan düşünce öğrenenlerin sürece aktif bir biçimde katılarak kendi bilgilerini yapılandırmaları ve bu sırada kendi deneyimlerinden de yararlanmalarıdır (Steffe ve Gale, 1995). Bu anlayışın bir sonucu olarak da öğrenme süreçlerinde öğrenciden öğrenene, öğretmenden kolaylaştırıcı/yardımcı öğrenene doğru bir paradigma kayması yaşanmıştır.

Oluşturmacılık anlayışı bir taraftan öğrenci, öğretmen, yönetici rollerini tanımlarken diğer taraftan da öğrenme ortamı ve mesaj tasarımına ilişkin ilkeleri ortaya koyuyordu. Oluşturmacı yaklaşımda öğrenenin teknoloji ile doğrudan etkileştiği, teknolojinin özgün araçlar, özgün içerik, özgün değerlendirme ve özgün etkinlikler hazırlamada aktif bir rol üstlendiği görülmektedir.

Bu çalışma teknolojinin öğrenene özgün içerik sağlamada temel rolüne web 2.0 penceresinden bakmaya çalışılacaktır. Yukarıda belirtildiği gibi Web 2.0 bir dizi teknoloji ve bunlara bağlı uygulamaları kapsamaktadır. Eğitimsel amaçlı web 2.0 uygulamalarının ön plana çıkmasındaki en önemli konulardan bir tanesi de özgün içeriğin oluşturulmasıdır. Bu anlamda özgün içeriğin hazırlamasında nano öğretimsel mesaj tasarımlarının yapılması oldukça yararlı olacaktır.

Web 2.0 Açısından Nano Öğrenmenin Önemi

Öğretim tasarımında projeler genelde orta veya büyük ölçekli çalışmalardır. En küçüğü bile en azından bir saatlik dersler veya öğrenme modelleridir. Ancak çok özel belirli alanlarda yapılmış küçük hedefli öğrenme amaçları için öğrenme modülleri genelde bir öğretim tasarımından uzaktır. Ancak ne yazık ki, büyük ölçekli çalışmaların büyük ölçekli öğrenmeleri sağlama garantisi yoktur. İnsan beyni her seferinde kısa süreli bellek kadar veri alıp birim zamanda çok kısıtlı işlemler yapabilmektedir. Bu nedenle öğretim tasarımında nano düzeyde tasarımlara gereksinim vardır (Şahin, 2007). Bir öğrenme içeriği ile birkaç saat etkileşime girmek ve zaman ayırmak günümüz öğrenen profilleriyle pek örtüşmemektedir. Böyle bir öğrenme ortamında muhtemelen öğrenilmesi gereken esas bilgi öğrenilmeden dikkat dağılacak ve etkili bir öğrenme gerçekleşmeyecektir.

Nano öğrenme;

•Zamandan tasarruf sağladığı,
•Doğrudan amaçlanan bilgiye ulaşmada daha başarılı olduğu,
•Günümüz öğrenen profiline daha uygun olduğu,
•Kişinin bilgiyi kendisinin almasının önünü açtığı ve dolayısıyla da oluşturmacı eğitim yaklaşımı ile de uyum içinde olduğu,
•Platform bağımsız olduğu ve teknolojinin özellikle de web’in doğasına uygun olduğu,
•Çağdaş bireylerin gereksinimleri doğrultusunda bireylerin kendi yöntemlerinin oluşturulmasına olanak sağladığı için teknolojiyle donanmış öğrenme ortamları açısından oldukça önemlidir.
Knowles’a göre nano öğrenme, küçük bir soruyla onun küçük yanıtının kesiştiği mükemmel öğretilebilir an’dır (Linder, 2006). Nano öğrenme bireyin herhangi bir konuya ait bilgiyi gereksinim duyduğu anda ya da gereksinim duyduğu ana en yakın zamanda sadece ihtiyaç duyduğu kadarını öğrenmesine işaret etmektedir. Bu anlamda nano öğrenmede üç tane önemli konudan bahsedilebilir.

1. Öğrenme odaklı olmasıdır. Yani birinin konuyu bireye/öğrenciye öğretmesine gerek kalmadan öğrenme isteğinin bireyin kendinden kaynaklanması ve öğrenme çabasına girmesi.

2. Öğrenmenin gereksinim duyulan anda ya da en yakın zamanda gerçekleşmesidir. Bu durum, öğrenmede mobiliteyi (Cep telefonu /web/PDA vb teknolojilerin sağladığı nispeten mekândan bağımsızlık) çok önemli kılmaktadır. Örneğin yolda, sokakta, evde vb.

3. Bireyin sadece ihtiyaç duyduğu kadarını (ne eksik ne fazla) öğrenmesidir. Yani bireyin ihtiyacı olan bilginin gereksiz ayrıntılardan arındırılmasıdır.

Nano öğrenmenin web tabanlı eğitim ile doğrudan ilgili söylenemez. Öğrenin karşılaştığı belirli bir problemi çözecek herhangi bir ipucu ya da işini kolaylaştıracak küçük bir bilgi parçası bir nano öğrenme süreci oluşturabilir. Örneğin bilgisayarına format atmak ve yeniden bir işletim sistemi kurmak isteyen ancak işletim sistemi cd’sini bilgisayar açılırken nasıl devreye sokacağını bir kişinin normal şartlarda başvurması gereken kaynak belki de yüzlerce sayfalık bios yapısını anlatan karmaşık bir kitaptır. Normal şartlarda böyle bir bilgiye ulaşmak tahmin edilenden çok daha uzun bir zaman alabilir.

Öğrencilere sayfalarca not dağıtan ve ya derslerde öğrencileri çok yoğun bilgi bombardımanına tutan bir öğretmen profilini düşünelim. Öğrenciler muhtemelen böyle yoğun bilgi bombardımanları karşısında dikkatleri dağılarak sıkılacak ve öğrenmeye konu olan esas içerikten çok çabuk kopacaklardır. Bunu yerine öğrenme içerikleri belirli köşe taşı kavramlar çıkartılarak anlamlı ancak küçük öğrenme birimlerine bölünse, ilgili derste işlenecek konu ile ilgili olarak blog sayfalarında yazılar yazılsa ve öğrenenlerin de bu yazılara görüşleri ve yorumları ile katılımları sağlansa, ilginç bulunan ve konuyla ilgili bağlantılılar öğrenenlerle paylaşılsa, belir konulara ilişkin kısa ve öz, ses ve video biçiminde dosyalar hazırlanarak web üzerinden paylaşılsa, öğrencilere zaman ve mekân özgürlüğü, sürece katılma fırsatı, eleştirme ve eleştirilme olanağı sunularak dijital demokratik ve şeffaf bir ortam sağlanmış olabilecektir. Bütün bu uygulamaların platform bağımsız çalışabileceği de ayrıca bir avantaj olarak göze çarpmaktadır (laptop, cep telefonu, pda).

Yukarıda bahsedilen özellikler göz önünde bulundurulduğunda nano öğrenmenin doğasıyla web 2.0’ın ne kadar örtüştüğü görülmektedir. Ancak gereksiz ayrıntılardan arındırılmış bilgiyi web’e koymak da çoğu zaman öğrenme süreçlerinde nano öğretimsel süreçlerin tam olarak işe koşulduğunun bir kanıtı olarak değerlendirilemez. Çünkü web’de o kadar yoğun bir bilgi patlaması var ki bütün içerikler nano öğretimsel tasarım süreçleri gözetilerek gerçekleştirilse bile yine de gereksinim duyulan bilgiye gereksinim duyulduğu anda ulaşılması çok zor gibi görünmektedir. Bu nedenle web’de oluşturulacak içeriklerin birbirleriyle anlamsal ilişkiler kuracak şekilde birbirlerine bağlanması esasına dayanan web servislerine gereksinim duyulması kaçınılmaz gibi görünmektedir. İşte bu noktadan itibaren web 3.0 olarak da adlandırılan Semantik (Anlamsal Web) kavramından bahsetmek yararlı olacaktır.

SEMANTİK WEB

Semantik web, kısaca insanlarla ve birbirleriyle anlamlı ilişkilendirmeler çerçevesinde anlaşabilen web sistemlerine işaret etmektedir. Semantik web kavramı, www’nin mucidi Tim Berners-Lee tarafından 1999 yılında şu sözlerle ortaya atılmıştır (Berners-Lee, 1999):

“Bütün verileri (içerikler, linkler, insanlar ve bilgisayarlar arasındaki etkileşimler) analiz edebilme yeteneğine sahip bir web rüyam var. Henüz ortaya çıkmamış olan bir “Semantik Web” bunu olanaklı kılacaktır. Ancak bu gerçekleştiğinde, günlük ticaret, bürokrasi ve günlük yaşantımız birbirleriyle konuşan makineler tarafından yürütülecektir. İnsanlar tarafından çağlar boyunca söylenegelen “zeki sistemler” sonunda gerçekleşecektir.”

Semantik web, İnternet üzerindeki tüm bilgilerin ve bunların birbirleriyle ilişkilerinin yalnızca insanlar tarafından değil, makinelerce de anlaşılabildiği; özellikle gereksinime odaklı bilgiye erişimin kolaylaştığı; amaca yönelik bağlamlarda bu veri ilişkilerinin rahatlıkla kullanılabildiği bir ağın takma adıdır (Henüz var olmayan). Nasıl mı? Örneğin bulunduğunuz yere kargo gönderilebilecek, mağaza stoklarında bulunan, bütçenize uygun, kamerası bulunan, ortalama bir cep telefonu almak istiyorsunuz. Bu koşulların hepsinin ne anlama geldiği ve bunları kullanarak bilgi arama olanakları günümüzde zaten İnternette bulunmaktadır; ama sorun bunların bir bilgisayar tarafından kolayca anlaşılamamasıdır. Bu yüzden, yeni bir kameralı cep telefonu almak için İnternette saatlerce belki günlerce zaman geçirmek; çeşitli kaynaklardan çeşitli sorgular yapmak gerekecektir. Oysa semantik web tüm bunları kolaylaştıracak ve kendisine “yeni bir kameralı cep telefonu almak istiyorum” denildiğinde size en uygun seçenekleri sunacaktır. Böylece ulaşılmak istenen bilgiye en kısa zamanda ulaşılabilecektir.

Web 2.0 ile ortaya çıkan etiketleme mantığı, yukarıdaki gereksinimlerin karşılanması konusunda bir nebze olsun çözüm getirmesi için düşünülmüştü. Ancak ne var ki çığ gibi büyüyen web’de bu çabalar yetersiz kaldı. Bir arama motoruna girilen bir başlıkla ilgili yüz binlerce sonuç gelmektedir. Kullanıcılar aramak istediklerini çoğu zaman bulamadan ya da gereğinden fazla zaman harcayarak bulabilmektedirler. Semantik web rüyası bu tür konuların çözümü konusunda kullanıcıları çok heveslendirmektedir.

Semantik web’in getirmek istediği yeniliği anlamak açısından şu örneği incelemek oldukça yararlı olacaktır. Diyelim A proteini üzerine çalışmalar yürütmektesiniz ve B proteinin sizin proteininizle etkileşimde bulunduğundan şüpheleniyorsunuz. Önceki deneylerde bununla ilgili bir bilgi olup olmadığını anlamak için A ve B‘yi beraber kullanarak makaleler arasında arama yapmanız gerekiyor. Şanslıysanız bu konuda bir şeyler bulabilirsiniz. Burada gözden kaçıracağınız şey, daha karmaşık ilişkiler olacaktır. Ya makale yığınının içinde bir tanesi A proteinin C ile etkileşimde bulunduğunu, bir diğeri ise C‘nin B ile etkileşimde bulunduğunu yazıyorsa? Bu durumda A -dolaylı da olsa- B ile etkileşime girme şansına sahip. Bu bilgi aslında orada duruyor, ama edinmesi neredeyse olanaksız; çünkü aradaki proteinin C değil de D olma, hatta E, hatta F… olma olasılığı da bulunuyor. Bunları tek tek inceleyemeyeceğinize göre (ya da buna zamanınızın yetmeyeceğini düşünürsek) aslında var olan bir bilgiden, tamamen eksik ilişkilendirmeler yüzünden mahrum kalıyorsunuz. Oysa semantik bir web’de A‘nın C ile olan ve C‘nin B ile olan ilişkisi A‘nın B ile olan ilişkisine erişimi kolay kılar. Şuan tüm yazılmış makaleler, sırf bu ilişkilerin kurulabilmesi için text-mining (metin madenciliği) teknikleri ile incelenmekte ama takdir edersiniz ki bu konuda oldukça büyük engeller bulunmaktadır (Armish,2007). web’in şuan ki durumu bir anlamda geçici hafıza kaybına uğramış bir insana çok benziyor. Orada sizin aradığınız bilgi var ancak o bilgiler arasında -beyindeki sinapslar arasında olduğu gibi- ilişki kurulamadığından ona erişmek neredeyse olanaksızdır.

Dünyada Semantik web konusuyla ilgilene pek çok kurum ve araştırmacı bulunmaktadır. Çoğu konuda kararları bulunan W3C’un bu konuda da bazı fikirleri ve uygulamaları bulunmaktadır. Örneğin sponsorluğunu üstelendikleri Semantic Web Education & Outreach Interest Group (SWEO) bu konu ile ilgili çalışmalar yürütmektedir. Semantik web ile ilgili olarak ele alınan üç temel teknik başlıktan söz edilebilir. Bunlar: OWL, RDF ve SPARQL’dir. Bunlar semantik web’in teknik altyapısının oluşturulmasına ilişkin standartlara işaret etmektedir. Bu teknik kavramlarla ilgili ayrıntılı bilgi vermek bu çalışmanın konusu olmadığından kısaca ne anlama geldiklerinden söz edilerek semantik web olgusunun öğrenme ortamları açısından sağlayabileceği doğurgulara değinilecektir.

OWL (Web Ontoloji Language):

Ontoloji, varlıklar ile aralarındaki ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. Web ontolojisi ise web’de bulunan bilgi ile web’deki bilgi parçaları arasındaki ilişkinin kesin bir şekilde tanımlanması ile ilgilenmektedir. Ontoloji genellikle belirli bir konu alanına yönelik olarak oluşturulur ve bilgisayarlar tarafından işlenilebilecek bir biçimde sunulur. OWL, web’de var olan bilgiyi doğrudan insanlara sunmak yerine, bilginin işlenerek kullanılmasına gereksinim duyan uygulamalar tarafından kullanılması için tasarlanan web standardıdır. OWL, XML dili kullanılarak yazılan ve RDF oluşturmakta kullanılan bir işaretleme dilidir.

RDF (Resource Description Framework):

Şuanda web’de bulunan verilerin pek çoğu bilgisayarlar tarafından çeşitli işlemlerden geçirilerek kullanılmaya uygun değildir. RDF bilgisayarların veriyi işlerken kullanabileceği şekle sokabilmek için metadata (verilere ilişkin tanımlama bilgileri) tanımlamaları yapmakta kullanılan standartlardır dizisidir. RDF World Wide Web Consortium (W3C) tarafından 1999 yılında tanımlanmıştır. Web siteleri standart metadata tanımlamaları kullanır hale geldiklerinde farklı web servisleri bu şekilde tanımlanmış verilere erişebilecek, aralarında bu verileri değiştirebilecek ve bu verileri akıllı sorgulamalar ve karar verme süreçlerinde kullanabileceklerdir. Bir başka ifade ile bu standartlaşma sayesinde web siteleri birbirlerinden sadece veri çekmek yerine birbirleriyle etkileşim kurarak mantıklı kararlar verebilecek bir konuma gelebileceklerdir.

SPARQL:

Daha öncede belirtildiği gibi RDF, bilgisayarların web’deki verileri anlayabilmeleri ve işleyebilmeleri ve verileri farklı web içeriklerine entegre edebilmeleri için metadata tanımlamaları ile ilgili standartlar getirmektedir. İşte bu anlamda RDF tasarım sürecini kolaylaştırmak için standart bir veri sorgulama diline gereksinim duymaktadır. SPARQL RDF verileri için kullanılan bir sorgulama dilidir.

Ancak biz eğitimciler açısından ele alınması gereken temel konu bu teknolojilerin öğrenme ortamlarına yansımalarının ve öğrenme ortamları açısından doğurgularını tartışılmasıdır.

Eğitim Amaçlı Semantik Web

Günümüzde eğitim amaçlı web servisleri kritik bir süreçten geçmektedir. Bu süreçte web’deki bilgi yoğunluğu çok kritik boyutlara ulaşmış, kullanıcıların bireyselleştirilmiş ve birbirleriyle uyumlu çalışabilen web platformlarına yönelik talepleri artmıştır. Web teknolojileri, bu talepleri karşılamak için yeni açılımlara yönelmek durumunda kalmıştır. Semantik web ile ilgili teknolojik gelişmelerin ileride hangi boyutlara doğru gideceğini tahmin etmek çok zor olmakla birlikte günümüzde semantik web, birlikte işlerlik, paylaşılabilirlik ve yeniden kullanılabilirlik konularına odaklanmaktadır. Hiç şüphesiz semantik web ile ilgili yukarıda belirtilen teknolojiler yeni nesil e-öğrenme ortamlarını büyük ölçüde etkileyecektir. Web sayesinde oluşturulacak zeki web sistemleri eğitimcilere ve öğrenenlere daha esnek ve etkili içerikler sağlayabilecek gibi görünmektedir. Bu sayede e-öğrenme süreçlerinde roller amaçlar, gereksinimler ve görevler yeniden sorgulanmaya başlayacaktır.

Bu nedenle aşağıdaki konularda çalışmaların yapılmasına gereksinim duyulacaktır (Aroyo, 2004).

•Semantik web için eğitim standartları geliştirme,
•Zeki web sistemleri oluşturma,
•Birbiriyle uyumlu eğitimsel amaçlı web platformları sağlama,
•Birbiriyle uyumlu hiperortam uygulamaları geliştirme
Farklı web tabanlı eğitim sistemleri problem çözme süreçlerinde ve öğrenmelerin gerçekleştirilmesinde öğrenenlere amaca odaklı bilgi sağlamayı hedeflemektedir. Eğitimsel amaçlı içerik sağlamada genellikle kullanılan öğrenme yönetim sistemlerinin de yapılarında bazı değişikler meydana gelmesi kaçınılmaz gibi görünmektedir. Bu konuda atılacak adımların en başında semantik web platformları için eğitimsel standartlar geliştirilmesi olacaktır.

Şunu da göz ardı etmemek gerektir ki bu tür teknolojik gelişmeler bir taraftan e-öğrenme ortamlarını daha kullanışlı ve etkili bir hale getirirken diğer taraftan da çok kritik etik sorunların çıkmasına neden olabilecektir. Bu anlamda bu gelişim süreci içersinde bu konuda da çalışmaların yapılması gerekebilecektir.

Günümüzde web tabalı eğitimler genellikle bir içerik yönetim sistemi yazılımı kullanılarak hazırlanmaktadır. Bu tür yazılımların kullanımında dersi veren uygulayıcılar çok büyük sıkıntılar yaşamaktadır. İçeriğin oluşturulması öğretimsel süreçlerin tasarlanması ve öğrencilerin yazılım kullanırken yaşadıkları sorunların giderilmesi öğrencilere anında ve etkili destek sağlanması konularında pek çok sorun yaşanmaktadır. Ancak zeki web sistemleri, sayesinde bu sorunların üstesinden gelmek olanaklı olabilecektir. Yani verilen bazı yönlendirmeler doğrultusunda, bu sistemler -web üzerindeki bazı semantikleri kullanarak- içeriklerin otomatik olarak hazırlamasını olanaklı hale getirilecektir. İlerleyen yıllarda web tabanlı eğitim sistemlerinin başarısında kullanıcı dostu, yapılandırılmış otomatik web tabanlı içerik hazırlama sistemlerinin kurulması oldukça etkili olacaktır. Bu noktada zeki web sistemleri çok önemli bir role sahip olacaktır (Aroyo, 2004).

Zeki Web Sistemleri (ZWS)

Semantik web, eğitim sitemlerinde yapay zekâ ve zeki öğretim sistemleri konularında çalışanların da en önemli ilgi alanlarından birisi haline gelmiştir. Zeki web sistemlerinin araştırma alanı Zhong vediğ. (2002), tarafından, Web bilgi sistemlerinin temelleri, ontoloji mühendisliği, insan-medya etkileşimi, web bilgi yönetimi, web bilgi sağlayıcıları, web ajansları, web madenciliği ve işletmeciliği, yeni nesil web uygulamaları olarak belirlenmiştir. Bu konular bir taraftan zeki web sistemleri geliştirmek ve uygulamak için gerekli teknolojik alt yapıya işaret ederken diğer taraftan sayısal, mantıksal, bilişsel, fiziksel ve sosyal konulara ilişkin temellerin araştırılması konularının çalışılması gerektiğine işaret etmektedir (Liu et al., 2003).

Zeki web sistemleri en azından dört kavramsal düzeyde çalışılmalıdır (Zhong vediğ 2002). Bunlar:

•Network Düzeyi: İnternet düzeyi- iletişim, alt yapı, güvenlik protokolleri, kullanıcıların web’de gezinti yapabilmeleri için gerekli zeki web uyumu;
•Arayüz Düzeyi: Zeki İnternet-insan etkileşimi, örneğin bireyselleştirilmiş çokluortam sunumu;
•Bilgi Düzeyi: (Makinelerin birbirleriyle anlaşma düzeyi)web semantiklerinin işlenmesi;
•Sosyal Düzey: Web kullanıcılarının davranışları ve sosyal etkileşimleri ile kullanıcı toplulukları ve etkileşim biçimlerinin çalışılmasıdır.
Şüphesiz zeki web sistemlerinde diğer alanlarla disiplinler arası çalışmalar yapılması gerekmektedir. Eğitimde yapay zekâ konularıyla ilgilenen uzamanlar ZWS sistemleri ile ilgili çalışmalara çoktan başlamış durumdalar. Genellikle öğretme ve öğrenme sistemleri ile ilgili çalışmaların ağırlıkta olduğu görülmektedir. Örneğin, öğrenen-eğitimci etkileşimini sağlayarak ve diğer benzer ajanslarla işbirliği yaparak öğrenmenin desteklenmesini amaçlayan pedagojik ajanslar, otomatik yazılım kuruluşlarının geliştirilmesi konusunda çok yoğun çalışmalar bulunmaktadır (Johnson vediğ., 2000). Pedagojik ajanslar web’de eğitim materyallerinin sunulması, incelenmesi, seçilmesi, düzenlenmesi, entegre edilmesi ve kullanılması konusunda çok önemli rol oynama potansiyeline sahiptir.

Yakın gelecekte (Devedžić, 2004);

•ZWS’nin çalışma koşulları
•ZWS’de öğrenmenin bireyselleştirilmesi
•ZWS hizmetlerinin oluşturulması,
•Zeki eğitim servisleri ve portallarını oluşturulması,
•Web madenciliği ve sosyal ağlar konuları ile ilgili çalışmaların ivme kazanacağı öngörülmektedir.
SONUÇ VE ÖNERİLER

Eğitim amaçlı teknoloji kullanımının tarihsel gelişimi incelendiğinde web’in çok önemli bir dönüm noktası olduğu görülmektedir. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin biz eğitimcilerin en önemli konularından biri de gelişen teknolojilerin eğitim ortamlarına nasıl entegre edileceği olmuştur. Bu çalışmada web 2.0 ve semantik web kavramlarının öğrenme ortamlarına entegre edilme süreçlerine ilişkin konular tartışılmıştır.

Web 2.0, kullanıcı eğilimleri doğrultusunda ortaya çıkan gereksinimlerin karşılanmasına yönelik olarak geliştirilen yeni teknolojilerin ve tasarım karakteristiklerinin tamamına atıfta bulunan bir takma isimdir (lakap). Web 2.0 bir bakıma, web’de insan etkileşimi olarak nitelendirilebilir. Diyaloglar, bireyler arası ağlar, bireyselleşme ve benzeri kavramlar hep bu bağlamda ele alınabilir. web 2.0 teknoloji tasarım, etkileşim ve çoklu ortam boyutlarında sunduğu yeniliklerle öğrenme ortamlarının koşullarına olumlu katkılarda bulunmuştur.

Eğitimsel amaçlı web 2.0 uygulamalarının ön plana çıkmasındaki en önemli konulardan bir tanesi de özgün içeriğin oluşturulmasıdır. Bu anlamda özgün içeriğin hazırlamasında nano öğretimsel mesaj tasarımlarının yapılması oldukça yararlı olacaktır. Nano öğrenme bireyin herhangi bir konuya ait bilgiyi gereksinim duyduğu anda ya da gereksinim duyduğu ana en yakın zamanda sadece ihtiyaç duyduğu kadarını öğrenmesine işaret etmektedir. Bu nedenle çağımızın değişen öğrenen profilleri de göz önünde bulundurularak web 2.0 teknolojilerini işe koşarak nano öğretimsel tasarımlar yapılmasına gereksinim vardır.

Nano öğretimsel tasarımların temel mantığı içeriği gereksiz ayrıntılardan arındırarak amaca ve gereksinime odaklı öğrenme sağlamaktır. Ancak gereksiz ayrıntılardan arındırılmış bilgiyi web’e koymak da çoğu zaman öğrenme süreçlerinde nano öğretimsel süreçlerin tam olarak işe koşulduğunun bir kanıtı olarak değerlendirilemez. web’de o çok yoğun bir bilgi patlaması olduğundan bütün içerikler nano öğretimsel tasarım süreçleri gözetilerek gerçekleştirilse bile yine de gereksinim duyulan bilgiye gereksinim duyulduğu anda ulaşılması çok zor gibi görünmektedir. Bu nedenle web’de oluşturulacak içeriklerin birbirleriyle anlamsal ilişkiler kuracak şekilde birbirlerine bağlanması esasına dayanan web servislerine gereksinim duyulması kaçınılmaz gibi görünmektedir.

Semantik web, kısaca insanlarla ve birbirleriyle anlamlı ilişkilendirmeler çerçevesinde anlaşabilen web sistemlerine işaret etmektedir. Semantik web, İnternet üzerindeki tüm bilgilerin ve bunların birbirleriyle ilişkilerinin yalnızca insanlar tarafından değil, makinelerce de anlaşılabildiği; özellikle gereksinime odaklı bilgiye erişimin kolaylaştığı; amaca yönelik bağlamlarda bu veri ilişkilerinin rahatlıkla kullanılabildiği bir ağın takma adıdır. Önümüzdeki yıllarda semantik web ile ilgili gelişmeler yeni nesil e-öğrenme ortamlarını etkisi altına alacaktır. Bu nedenle bu konularda ülkemizde uyum ve altyapı çalışmaları yapılmalıdır. Semantik web için eğitim standartları geliştirilmeli

Semantik web ve zeki web sistemlerinin hayata geçirilmesi sürecini tetiklemeye başlamıştır. Eğitimde yapay zekâ konusunda çalışmalar yapan araştırmacı ve kurumlar halen bu konudaki çalışmalarını sürdürmektedirler. Türkiye’de ZWS oluşturma ile ilgili çalışmalar yapılmalı; ülke çapında ZWS ile ilgili projeler geliştirmelidir. Ayrıca Semantik web ve ZWS sistemleri yaygınlaşmadan bu konularla ilgili toplumsal, kültürel ve etik bağlamda çalışmalar yürütülerek teknoloji ile toplumsal uyumun sağlıklı bir şekilde gerçekleştrilmesi için gerekli koşullar oluşturulmalıdır.

KAYNAKLAR

Abram S. (2005). Web 2.0 – Huh?! Library 2.0, Librarian 2.0. Information Outlook.;9(12):44–5.

ARMISH (2007), ARMISH. Retrieved from 15 February, 2008 from http://armish.linux-sevenler.org/blog/2007/08/02/ semantik-web-30-ve-temel-bilimler.html

Berners-Lee, T. (1999). Wikipedia. Retrieved 20 March, 2008 from http://en.wikipedia.org/wiki/Semantic_web#Purpose

Aroyo, L., & Dicheva, D. (2004). The New Challenges for E-learning: The Educational Semantic Web. Educational Technology & Society, 7 (4), 59-69.

Devedžić, V. (2004). Web Intelligence and Artificial Intelligence in Education.Educational Technology & Society,7(4),29- 39.

Johnson, W. L., Rickel, J. & Lester, J. C. (2000). Animated Pedagogical Agents: Face-to-Face Interaction inInteractive Learning Environments. International Journal of Artificial Intelligence in Education, 11, 47-78.

Knowles, M. S. (1980).The Modern Practice of Adult Education: From Pedagogy to Androgogy (2nd ed.). New York: Cambridge Boks.

Linder, M. (2006). Microlearning. Retrieved 15 February, 2008 From http://www.microlearning.org/index.php?itemid=126 erişim tarihi:15.02.2008

Lui, J. Zhong, N., Yao, Y., & Ras, Z. W. (2003) The Wisdom Web: New Challenges for Web Intelligence (WI). Journal of Intelligent Information System, 20(1) 5-9.

O’reilly, T. (2005) T , O’reilly Media Retrieved 12, Februay, 2008 from http://www.oreillynet.com/pub/a/oreilly/tim/news/ 2005/09/30/what-is-web-20.html

Steffe, L. P., J. Gale, (1995). Constructivism in Education, Lawrance Erlbaum Inc., Hillsdale.

ŞAHİN, M.C. (2007). ” Nano Öğrenme ve Nano Öğretimsel Tasarım Konu Alanı:Öğretim Teknolojileri ve Öğretimde Alternatif Yaklaşımlar” I. Uluslararası Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Sempozyumu, 16-18 Mayıs 2007, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Çanakkale.

Zhong, N., Liu, J., & Yao, Y. (2002). In Search of the Wisdom Web. IEEE Computer, 35 (11), 27-31
Ben Giderim, Tadım Kalır...



Cevapla