Şehir Efsaneleri

Diğer bölümler ile alakasız konular buraya
Cevapla
Kullanıcı avatarı
TRWE_2012
Zettabyte1
Zettabyte1
Mesajlar: 15150
Kayıt: 25 Eyl 2013, 13:38
cinsiyet: Erkek
Teşekkür etti: 2505 kez
Teşekkür edildi: 5302 kez

Şehir Efsaneleri

Mesaj gönderen TRWE_2012 »

Resim
Türkiyemin Şehir Efsaneleri
Neymiş efendim, Lozan Anlaşması’nın süresi 2023’te dolacakmış, Fatih Sultan Mehmet “eğer sultan olmasaydım, Ulubatlı Hasan olmak isterdim” demiş, Mimar Sinan Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan’a aşıkmış, Çanakkale Savaşı’nda İngilizlerin Norfolk Taburu’nu bir bulut yutmuş, Atatürk Suudi Kralı’na Hz. Muhammed’in Türbesini yıkma planına karşın mektup yazmış, Che öldürüldüğünde çantasından Nutuk çıkmış, Mekke 31 Aralık’ta fethedilmiş, Adnan Menderes’in idam sehpasını altından çeken adam daha önce çocuğunu onun için kurban etmek istemiş, kelebeklerin ömrü sadece bir günmüş, Oktay Sinanoğlu dünyanın en genç profesörüymüş, Çorum dünyanın merkeziymiş, İsrail tarihinde ilk kez Türkiye’den özür dilemiş, sadece Beşiktaş’ın armasında ay yıldız varmış, Einstein üniversite sınavlarını kazanamamış… Mış mış mış… Bazıları için insanın “o kadar güzel ki, keşke gerçek olsaydı” diyesi bile gelebiliyor.

Bu efsane seçkisi, Malumatfuruş‘un içeriğinin bir özetinin olmasının yanı sıra insanımızın gerçeğe ve efsanelere yaklaşımının da başlıca örnekleri. Din, siyaset, ekonomi, tarih, kültür, bilim gibi neredeyse hayatın her alanına dair yığınla şehir efsanesi mevcut.

Şehir efsaneleri, ilk kaynağının belirlenmesi zor olan, nesilden nesile, kişiden kişiye aktarılan, doğruluk payı sanıldığı gibi olmayan vaka, hikâye ya da olgulara verilen bir isim. İngilizce “urban legends” deyiminin Türkçeye çevrilmesi ile hayatımızda yer bulan bu ifadeyi TDK, “gerçek olmadığı hâlde kulaktan kulağa yayılan ve yeni eklemelerle herkes tarafından anlatılan olay, kent efsanesi” olarak tanımlıyor.

Şehir efsanelerinin kökenini oluşturan yalan, yanlış ya da yanlı bilginin varlığı karşısında vatandaşları ilgilendiren 2 husus dikkat çekiyor: kaynak ve yayılım. Yani, “doğru olmayan bilgi/belge ilk defa nasıl oluştu?” ve “doğru olmayan bilgi/belge nasıl yayıldı?”. Bu sorulara verilecek yanıtlar, dezenformasyonla mücadelede çok büyük önem arz ediyor. Şehir efsanelerine dayanak oluşturan yalan haber, bilgi ya da belgeyi ilk oluşturan ya da yayan kişiler temel olarak 3’e ayrılabilir: i. bakış açısı politikayla zehirlenmiş, militan hale gelmiş, gerçeği kirletmekten ar etmeyen ve kasıtlı olarak hareket eden kişiler, ii. yalan haber, bilgi ya da belge üretmekten ve paylaşmaktan haz alan; lâkin, siyasi saikle hareket etmeyen (bilhassa trol olarak nitelenen) kişiler, iii. doğruyu yanlıştan ayırt etmekten imtina eden ya da cahilliği nedeniyle edemeyen kişiler.

Gerçeği yansıtmayan yalan ya da abartılı hikâyeler geçmişten günümüze her daim hayatımızdaydı. Ancak, özellikle son dönemde hayatımızda daha fazla yer almaya başladı. Teknolojik gelişme birçok faydayı beraberinde getirirken, sahte bilgi, belge, haber üretimi ve yayımı konusunda kötü niyetlilere de önemli fırsatlar sundu. Şehir efsanelerinin dilden dile, klavyeden klavyeye, ekrandan ekrana sıçraması da bilgi teknolojilerindeki ilerleme ile birlikte giderek hızlandı. Twitter üzerinde yapılan araştırmalar, yanlış bilginin doğru bilgiden altı kat daha hızlı yayıldığını gösteriyor. Eskiden “ağızdan ağıza” yapılan bu yayılım şimdi ise “tek tık” ile kolayca yapılabilmekte. Böylelikle, yanlış bir bilgi, hızlı şekilde kamuoyuna genişçe yayılabilmekte. Yani, “viral” olmakta.

Özellikle, kamuoyunun gözü önündeki “ünlü”, “haberci”, “siyasetçi”, fenomen”, “sanatçı”, “uzman” gibi unvanlara sahip kişilerin, doğru olmayan bilgileri “gerçek” kabul edip paylaşmaları, bu kişilerin hata yapma olasılığını düşük gören takipçileri de otomatik olarak refleks gösterip, doğrulama yapmaksızın yanlış bilginin yayılmasına katkı veriyor.

Her milletin kendine göre şehir efsaneleri var. Kimi şehir efsaneleri ise evrensel nitelikte. Özellikle teknoloji ve mobilite ile sınır ötesi etkileşimin kolaylaşması ile birlikte şehir efsanelerinin bir toplumdan diğerine yayılması da oldukça kolay hale geldi.

“Söylenti tarihçiliği”, “alternatif tarihçilik”, “rivayetçi tarihçilik”, zihinleri komplo teorilerine gark olmuş toplumumuzun aklını kurcalayan sorular üretmekten başka bir işe yaramıyor. Mikhail Tsypkin‘in dediği gibi, “komplo teorileri yeterince kıvama geldiğinizde size annenizin ninnisinden daha tatlı geliyor”. İdeolojik ve siyasi propaganda ile bilgi kargaşasına yol açma gayreti de vatandaşların akıllarındaki “doğru” ve “yalan” terazisini bozuyor. Politize olmuş, önyargıya düşmüş zihinlerde tortular birikiyor ve kökleşiyor. Gerçek ötesi çağ olarak nitelenen günümüzde “doğru bilgi ahlâkı” ve “yanlış bilgiye karşı algıda seçicilik” yitip gidiyor. Siyasi eğilimi, hayat görüşü, dine yaklaşımı, eğitim ve kültür seviyesi ne olursa olsun her kesimin şehir efsanelerine sahip olduğu görülüyor.

Yanlış bilginin, uydurma hikâyelerin, sahte haberlerin ve manipülasyonların sonu hiç gelmeyecek. Mevcut şehir efsanesi stoku evrilerek gelişerek büyümeyi sürdürecek. Gün geçtikte baş edilmesi daha zor bir hâl alacak. Aynı fikri taşıyan insanlarla dolu sosyal ağlarda paylaşılarak kapalı bir fanus içinde varlığını sürdürme fırsatı bulan şehir efsaneleri -Ahmet Turan Alkan’ın deyimiyle- “zombi gibidir kolay öldürülemezler”. Eğer bir iddia, söylenti ya da komplo teorisi varlığını hâlâ sürdürebiliyorsa, şüphesiz bu durum ona inanan en az 1 kişinin varlığını gösterir. Doğrular aktarılsa bile hurafeler, yalan haberler zihinlerde çoktan yer etmiş oluyor. Mark Twain’e atfedilen vecize hayat buluyor ve “gerçek, ayakkabılarını giyene kadar yalan, dünyayı üç kez dolaşıyor”.

Kafalarından tarih yazanların, işkembe-i kübrasından “sahte gerçek” üretenlerin, ortaya attıkları yalan ya da yanlış bilgileri masal gibi anlatmayı sevenlerin, bu hurafelere sarılarak büyük resmi görüp şifreleri çözen ve sözüm ona gerçekleri ortaya çıkaran meczupların türemesinin önüne geçilmesi, aklın ve hakikatin hâkim kılınması için şehir efsaneleri ve bu efsanelere inanan akıl tutulması ile mücadelenin gerekliliği ortadadır.

Şehir Efsanesi Analiz Rehberi

Bir anlatının şehir efsanesi olup olmadığına yönelik değerlendirme için (i) hayatın olağan akışına uygunluk, (ii) kaynak ya da zamanlama, (iii) motivasyon, (iv) içeriğin doğruluğu, (v) mantıksal tutarlılık gibi başlıklarda inceleme gerçekleştirilebilir. Bu hususta hazırladığımız yazıya göz atmak isteyebilirsiniz.

Gerisi burada ....(okurken baya bir şaşıracaksınız)

https://www.malumatfurus.org/sehir-efsaneleri/
Cevapla