Konuya ilaveler yapmak isterim, öncelikle demir azaltmadığını kendi üzerimde gördüm, mesela 1 ay ara ile kan verebilme testlerinde 0.1 artış çıktı.
Fazla alkali olmak ve yetersiz tuzda lenf sistemindeki difusyona dayalı madde geçişlerini atık taşınmasını azaltmaya başlar.
Her insanın kendi kan tipine ve mizacına uygun beslenmesi gerekiyor, araçların motorları için tercih edilen yakıt gibi. Sıfır kan ile A lar aynı besinlerden aynı şekilde yararlanamayabilir! önemlidir.
(yarım yağlı süt, yoğurt ve et ürünleri ile kuru baklagiller gibi) ve yağ seceneklerinizi de daha çok doymamış yağlardan (zeytinyağı, ayçicek ve mızırözü karışımları ile badem, fındık ceviz gibi)
Yoğurt, kefir gibi sindirimi kolay süt ürünleri tercih edilmeli buna katılıyorum. (Yağada gelicem) Sütün ise insanın 2 yaşından sonra sindirimi bağırsakta gerçekleşir ve bunu mukozadaki bakteriler sağlar. Süt bu yüzden sıvı değil gıdadır ve antibiyotik kullanan insanların bağırsak temizliği ve sarımsak kürü yapmadan süt tüketmeleri bırakın kalsiyum aldığını sanmayı vucutta kireç bitiktirmeye başlıyor. Yine kendimden biliyorum mizacıma zıt olarak yıllarca süt ve beyaz peyniri bol tükettiğimden buda bünyede mukus arttırdı geniz akıntısı, balgam, dişlerde sarılık gibi alerjik reaksiyonların kalıtsal yatkınlık gibi sanılmasına değin gidiyor...
Et ürünleride kendi yağları ile pişmeli ve %40 et %60 yeşillik sebze ile en az 16-25 kez çiğnenerek yenmelidir, midenin dişleri yoktur.

Etin yanında yenen yeşillikler hazım ve sindirimi kolaylaştırmak, en zor sindirilen pişmiş yemekler için harcanan bol mide asidini temkinlemek için yenmeli ve asla ekmek, ve süt ürünü ile birlikte et yenmemelidir!! Bu konuda yapılan hatalardan günümüzde herkes göbekli dikkat ederseniz. Yoğurt ile et, ekmek ile et yeniyor...
Her yemekte kimyasal analiz ağızda çiğneme esnasında başlar ve beyin buna göre mide için gerekli enzim ve asit hazırlığına girişir. Hatta bu hazırlık akşama ne yiyeceğinizi öğrendiğinizde bile tetiklenir yada kokusunu aldığınızda... Bu mevcut asit ve enzimler midede hazır bulunurken içilen su vucut ısısına geldiğinde bağırsaklara inişe geçer ancak midedeki harcıda beraberinde götürür ve bu asit ince bağırsaktaki sindirim tüycüklerini yakar. üstüne yenen yemekse hazmedilemez ve midede çürümeye başlar. Çürüyen besinler asit ve alkole fermante olur ve karaciğer dalak için büyük iş çıkarır.. O yüzden su tüketimide yemekten en az 20 dk önce sonlanmalıdır. Yemekten 3 saat sonra bir kaç yudum, beş saat sonra bolca içilebilir. bu ara bilginin ardından konumuza dönelim.
Ekmeğin sindirimi ağızda başladığı gibi midede devam eder, sindirilmesi için 1.5 katsayılı asit ve enzim gerektiğini düşünün, et içinse bu katsayı 4 olsun.
Karışık yenen bir yemekte ekmek (karbonhidrat için mideden geçme süresi 1.5 ila 3 saat sürerken) birde et yenirse, Et programıda 5 katsayılı saat ve daha fazla asit olması gerekliyken bu iki farklı besin için ortalama bir asit derecesi belirlenir. Bu asit
ekmek için fazla et için zayıf kalır ve netice itibariyle ikiside
çürümeye başlar yanlarında içilen su da alkole dönüşür ve saatlerce mideme oturdu yemek bana dokundu, sıcak bastı, gibi tepkiler vermeye başlarsınız... heleki üstüne bir soda içeyim iyi gelir diye yapılan da bir hatadır içeriyi iyice nötüralize eder. işte böyle bir asit alkol posası hücrelerin enerjiye çevirebileceği bir yakım işlemine dönüşemez ancak kana karışmak zorundadır yağ ve asit olarak kana katılır bu süreç yıllarca damarlarda tıkanıklığa(kılcallar özeliikle), safra karaciğer taşlarına diyeyim siz anlayın... Dolayısıyla yedikçe aç kalır açlık hissedersiniz çünkü hücreler enerji alamamıştır, beyne açız açız sinyali gider. (Obezitenin başlangıcı budur) Mide aç olmasa bile açıkmaya zorlanır üst üste yenen yemekler hiç bir işe yaramaz! günde iki öğün ile yetinebilmek lazım iki öğün arası 6 saat kadar uzun olması gerekiyor.
Ağızda diş köklerinde akupuntur sinir uç noktaları bulunuyor bunlar tüm organlara iletiliyor, iyi bir çiğneme bu noktaları uyarır ve enerji almanızı kolaylaştırır.
Yağlara gelince Rafine edilmemiş Zeytin yağı mümkünse kullanmak daha iyidir, tereyağıda rahatlıkla yiyebilirsiniz yıllarca asırlık nine dedelere bakın nebizim gibi karma karışık ve bol yediler, tereyağı da tükettiler...
Ayçiçek ve mısırözü ise mısırlara güven olmaz bilirsiniz çoğunun tohumu modifiye, köşe başlarında türediler bardakta mısır diye. Neden?
Ayçiçek doğal bile olsa katıklı, sıvı yağlar, yağ bile değil vucut sıcaklığında eriyebilmeleri gerekir. Katıklı yağlar 45-55 derecede ancak çözülebiliyor. Ham ayçiçeği çekirdeğinin kilosu iki lira olsa bir litre için beş 6 kilo çekirdek gerekliyse kilo başına 10 lira olması gerekirken marketlerden 3 -4 liralık birim fiyatlarına aldıklarınızın içeriğe gelelim,
konola palmiye karışımları. Beraberinde kolesterol, trigliserit, tansiyon vb... Özellikle sıfır ve B gruplarında sıvı yağlar en büyük enfarktüs sebebidir.
Tam tahıllı ekmek, makarna, yulaf A lar için faydalıdır. Sıfırlar kırmızı et için uygun beyaz ekmek için zıttır, çavdar ekmeği tüketmelidir. Meraklıları kendilerine uygun araştırmaya girişebilirler.
Suya gelince Sabah kalkar kalmaz içilmemeli, yemekten önce içilecekse biraz zaman geçmeli, yemek arasında içilmesi alkole dönüşerek siroza, hazımsızlık ve kabızlığa götürür. mutlaka okuyun bkz:
http://gercek-tip.blogspot.com.tr/2009/05/su.html
Diğer kaynaklar; Mehmet ÖZ'ün de bir kitabı vardı o daha çok amerikalıların tarzına uygun bir kitap olduğundan size,
Aidin Salih - Gerçek Tıp
Mehmet Ali Bulut - Can Boğazdan Çıkar
Maranki - Detoks Diyet tavsiye ederim.
