Doğum Kontrolü

Bayan üyelerimiz için ayrılmış bölümdür
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Devils
Kilobyte4
Kilobyte4
Mesajlar: 694
Kayıt: 31 Ağu 2007, 23:27
cinsiyet: Erkek

Doğum Kontrolü

Mesaj gönderen Devils » 17 Kas 2009, 18:20

Doğum kontrolü çağımızın en mühim konularından biridir. Bunun sebebi halkımızın sosyoekonomik yapısın*dan kaynaklanır. Gelişmekte olan ülke*lerde nüfus artış hızının yüzde üç olması 25 senede nüfusun 2 katına çıkmasına, işsizlik, konut yetersizliği gibi sosyoe*konomik problemlerin büyümesine neden olmaktadır. Gelişmiş ülkelerde ise birçok sebeple eşler daha az veya daha uzun aralıklarla bebek sahibi olmayı seçmek*tedir. Bu problem pek çok tartışmaya sebep olmakla birlikte, Avrupa ülkelerin*de doğum kontrolünün yaygın olarak uygulanmakta olduğu söylenebilir. Kadınların ortalama evlenme yaşı doğurganlık süresi dikkate alındığında, her kadının ömür boyunca ortalama 7 çocuk doğurabileceği ortaya çıkar. İstatistiklere göre Avrupa ülkelerinde her kadın ortalama 2 çocuk do*ğurmaktadır.

SEÇİMDEKİ ÖLÇÜTLER
En iyi doğum kontrolü yönteminin be*lirli gereksinimlere yanıt vermesi ge*rekir. İstenmeyen gebeliğin gerçekleş*memesini sağlamalı, kullanmaktan vaz*geçildiğinde normal döllenme ve do*ğurganlık etkilenmemiş olmalı, kulla*nıldığı süre boyunca ve sonrasında tü*müyle zararsız olmalı, uygulanması ko*lay, ucuz olmalı, ahlaki ve toplumsal açıdan psişik ve fiziksel yan etkileri bulunmamalıdır. Günümüzde uygula*nan doğum kontrol yöntemlerinin hiç*birinin bu gereksinimlerin tümüne ya*nıt verdiği söylenemez. Bu yöntemleri tanımlamadan önce, Önemi kişiden ki*şiye değişen temel ölçütleri açıklama*ya çalışacağız.
ETKİ
Kadınların büyük bir bölümü doğum kontrol yöntemi seçiminde etkinin en önemli ölçüt olduğunu düşünür. İlk ba*kışta, etkinin en kolay belirlenen bir ölçüt olduğu sanıhrsa da, bir yöntemin etkisini belirleyen pek çok öğe vardır. Her şeyden önce, döllenme kapasitesi*nin bireyden bireye değiştiğini göz önünde tutmak gerekir. Buna ek ola*rak, çiftin doğum kontrolü uygulama nedeni hesaba katılmalıdır. Herhangi bir yöntemle doğum kontrolüne kesin*likle gerek duyan çiftler, eğitimlerim sürdürmek ya da aile huzurunu sağla*mak için doğumu ertelemeye çalışan çiftlerden daha iyi sonuçlar almaktadır. Son olarak, ahlaki etkenlerin de hatır*lanması gerekir; çiftin kültür düzeyi ve yöntemin uygulanma kolaylığı da etki*sini artırabilir. Bu değerlendirmelerin sonucunda, gebeliği önleyici bir yönte*min etkisi, istatistiklerde gösterildiği gibi, büyük topluluklarda ölçülebilir. Tek bir olgudan yola çıkarak genelle*me yapmak olanaklı değildir.
ZARARSIZLIK
Bir yöntemin geçerli olabilmesi için hem uygulandığı sırada, hem de yön*tem bırakıldıktan uzun süre sonra bile herhangi bir zararlı sonucu olmamalı*dır. Ayrıca, bırakıldıktan sonra doğur*ganlık üzerinde kesinlikle hiçbir etkisi*nin de olmaması gerekir. Gebelik önle*yici yöntemin kullanılmasına karar ve*rirken kadının doğurganlığında yaşla birlikte ortaya çıkacak değişiklikler de göz önünde tutulmalıdır. Kadınlar 25 yaşında, 35 yaşa göre yaklaşık iki kat daha doğurgandır; bu nedenle, doğum kontrolünün uzun süre uygulanması, is*tenildiğinde gebe kalma olasılığının azalmasına yol açabilir. Ayrıca, kazay*la bir gebelik gerçekleşirse, yöntemin dölüte kesinlikle zarar vermemesi de gerekir.
KABUL EDİLEBİLİRLİK
Oldukça değişken olabilen kişisel ko*şullara bağlı olduğundan, en zor değer*lendirilen ölçüttür. Uygulama kolaylığı Çok önemli bir unsurdur ve yöntemin etkisine de yansır. Yirmi akşam boyun*ca birer hap almak çok kolay görünse de, bu yöntemdeki başarısızlıkların bü*yük bir bölümünün nedeni unutkanlık*tır. Bazı yöntemler (örneğin, vücut sıcaklığı yöntemi) hekimle sıkı işbirliği gerektirir; bazıları ise (örneğin, spiral*ler) özellikle hekim tarafından uygu*lanmalıdır. Vücudun yöntemi kabul edip etmemesi ise kişiden kişiye deği*şir. Doğum kontrol hapına gösterilen değişik tepkileri ve sperma öldürücü kreme karşı alerjileri unutmamak gere*kir. Ahlaki ya da dini açıdan kabul edi*lebilirlik ise, gebelik önleyici yöntemin seçiminde göz önünde tutulması gere*ken önemli bir etkendir.
Aşağıda en yaygın yöntemleri ince*leyerek, dayandıkları ilkeleri gösterme*ye ve elde edilen sonuçları değerlendir*meye çalışacağız. Ne var ki, bu bilgile*rin doğum kontrol yöntemi seçiminde rehber olamayacağını belirtmek gere*kir. Bu seçim bir hekimle birlikte, kişi*sel özellikler göz önünde tutularak yapılmalıdır.
GERİ ÇEKME
Kesin istatistik veriler bulunmasa da, eski çağlardan, beri uygulanmış ve gü*nümüzde en çok kullanılan yöntemdir. Erkeğin ersüyunu boşaltmadan önce kamışını dölyolundan geri çekerek dı*şarıya boşalmasına dayanır. Doğru uy*gulandığında yeterli sonuç verir. Başa*rısızlık oranı yüzde 17′dir. Başarısızlık erkeğin zamanında geri çekilememesinden ya da bazı spermlerin boşalmadan önce dışarı çıkarak yumurtaya ulaşma*sından kaynaklanır. Bu yöntem, doğum kontrolünde bütün sorumluluğu erkeğe bırakır; kadının erkeğe güveni tam ol*mayabilir. Bu durum, özellikle ilişkinin kesintiye uğramasından doğan tatmin*sizlik de varsa, ciddi gerilimlere neden olabilir.
TAKVİM YÖNTEMİ
Özellikle Avrupa’da, en yaygın yön*temlerden biridir. Katolik Kilisesi’nin kabul ettiği tek yöntemdir. Başlıcaları Ogino-Knaus yöntemi, vücut sıcaklığı*nın ölçülmesine dayanan yöntem ve bu ikisinin birlikte uygulanmasından olu*şan yöntemdir. Bu yöntemlerin tümün*de cinsel ilişki âdet çevriminin belirli günleriyle sınırlanır; bu günler kadının fizyolojik olarak kısır olduğu dönem*dir. Bir başka deyişle, bu yöntemlerin temelinde âdet çevriminde yalnızca be*lirli günlerde döllenmenin gerçekleşebileceği ilkesi yatar. Bu ilke, aşağıdaki verilere dayanır:
• Her çevrimde yalnızca bir yumurta serbest kalır;
• yumurta, yumurtalıktan dölyatağma geçtiği andan başlayarak 12-24 saat içinde döllenebilir;
• dölyoluna giren spermler dölleme özelliklerini en fazla 3-5 gün koruyabi*lir.
Bu verilerden yola çıkarak, yumurt*lama tarihi kesin olarak belirlenmelidir.
En yaygm kullanılan yöntemler ay*lık çevrimin uzunluğunun istatistiklerle hesaplanmasına dayanan Ogino-Knaus yöntemi ile yumurtlama döneminde vü*cut sıcaklığının hafif ama net olarak artmasına dayanan yöntemdir. Ogino-Knaus yöntemi - Bu yöntemin uygulanması için âdet çevriminin birin*ci gününden başlayarak günler numara*lanır.
Yöntemin etkili olabilmesi için, ay*lık çevrimin süresinin kesin olarak bi*linmesi gerekir. Bunun için 12 çevri*min izlenmesi yeterli olabilir. Çevrim*lerin uzunluğu 25-31 gün arasındaysa, olasılıklar şöyle hesaplanır:
I) Çevrimin uzunluğu ne olursa ol*sun, yumurtlama bir sonraki âdetten 12-16 gün önce olur.
II) Spermler dölyolunda en fazla 3 gün yaşadığından, döllenme âdetten önceki 19. günden 12. güne kadar ger*çekleşebilir.
Bu hesabı birkaç örnekle açıklaya*lım. Âdet çevrimi 28 gün süren bir ka*dında çevrimin 10-17. günlerinde, çev*rimi 31 gün süren bir kadında ise 13-20. günlerde döllenme olabilir. Aylık çevrim değişken olduğundan, verimli günler kesin olarak hesaplanamaz. Bu durumda şu formül kullanılabilir: İlk döllenme günü=en kısa çevrimin süresi—18; son döllenme günü=en uzun çevrimin süresi-11. Bir örnek verilecek olursa, bir yıl boyunca en uzun çevrimi 31, en kısa çevrimi 25 gün olan bir ka*dında ilk döllenme günü çevrimin 7. günü (25-18=7), son döllenme günü ise 20. gün (31-11=20) olacaktır.
Ogino-Knaus yönteminin, bir yıl boyunca çevrimlerin başlangıcını bilen bir jinekologun yardımı olmadan uygu*lanması çok zordur. Bu yöntemdeki ba*şarısızlıkların önemli bir bölümü hesap yanlışlarına bağlıdır. Vücut sıcaklığı yöntemi - Bu yöntem, yumurtlama döneminin en tipik özellik*lerinden birine, vücuttaki progesteron düzeyinin değişmesinden kaynaklanan hafif ama net ısı artışına dayanır. Isı değişimi çok az olduğundan, iyi sonuç almak için basit önlemler almak gere*kir. Her şeyden önce, vücut sıcaklığı her zaman aynı termometreyle ölçül*meli, ölçüm her gün aynı saatte yapıl*malıdır. Koltukaltından yapılan ölçüm kesin sonuç için yetersiz olduğundan, vücut sıcaklığı anüsten ya da dölyolun*dan ölçülmelidir.
Ölçülen ısı hemen kareli bir defter sayfasına çizilebilen bir grafiğe kayde*dilir. Grafiğin üstünde soğuk algınlığı, diş ağrısı, yolculuk, uykusuz geceler gibi nedenlerle ortaya çıkan anormal ısı artışlarım işaretlemek gerekir.
Tipik eğri şöyle tanımlanabilir. Âdetin sonundan 14. güne kadar anüs*ten ölçülen ısı 37°C’nin altında kalır, 12-14. günlerde görece düşer. Bunu iz*leyen iki-üç gün içinde ısı yavaş yavaş artar. Daha sonra çevrimin sonuna ka*dar 37,loC-37,2°Cde kalır ve âdetin başlamasından 1 gün önce 37°C’ye dü*şer.
Sıcaklığın 37°C’nin üzerine çıkma*sı, yumurtlamanın gerçekleştiğini gös*terir. Isı yönteminde en iyi sonucun el*de edilmesi için cinsel1 ilişki, ısının be*lirlenmesinden ancak iki gün sonra ger*çekleşmelidir. Bazı kadınlarda ısı eğrisi kolay yorumlanamaz. Bazı durumlarda, ısı artışı çok yavaş olduğu için çevri*min ilerki günlerinde belirlenemez. Bu da cinsel ilişkiyi büyük ölçüde sınırlar. Isı artışının 3. gününden başlayarak ar*tış sürerse ve hep aynı zamanda olursa, cinsel ilişki mümkündür. Karma yöntem - Bu yöntemler kulla*nıldığında cinsel ilişki ancak âdetten önceki 10-12 günde, ısı artışının belir*gin olduğu dönemde mümkündür. Bu süre, artış belirgin olmadığında 7-8 gü*ne düşebilir. Çevrimin ilk yansında Ogino-Knaus, ikinci yarısında ısı yön*teminin kullanılması önerilir. Karma yöntem tek başına ısı yönteminden da*ha az, Ogino-Knaus’tan ise daha fazla etkilidir.
Sonuç - Etki sorunu bir yana, takvim yöntemlerinin sakıncalarının olmaması ve cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmama*ları açısından üstünlüğü vardır. Ama hem kadının, hem de erkeğin kesin de*netimini gerektirir. Ayrıca, en azından başlangıçta, bir uzman hekimin yardı*mıyla uygulanmalıdır; hekim çiftin, tehlikeli ve güvenli günlerini öğrenme*sinde yardımcı olur.



Cevapla