Alkali diyet yalanı

Bitkilerle tedavi ve hangi bitki neye iyi gelir gibi görsel ve yazılı bilgilerin yeraldığı bölümdür
Cevapla
Kullanıcı avatarı
velociraptor
Yottabyte3
Yottabyte3
Mesajlar: 29680
Kayıt: 14 Mar 2006, 02:33
cinsiyet: Erkek

Alkali diyet yalanı

Mesaj gönderen velociraptor » 23 Şub 2015, 00:01

Resim

Eğer biri size bazı besin, içecek ya da ilaçların kanınızın ve midenizin asidik oranını değiştirdiğini söylüyorsa, o kişi beslenmeden ve metabolizmadan anlamıyordur

Her şeyden önce kanımızı ya da midemizi asidik ya da alkalik (bazik) yapan şeyler, besinler değil, vücudun ta kendisidir. Yani vücut, yediklerinizin asit oranını ayarlayarak kendisine uygun hale getirir

Alkali diyet ile ilgili yapılmış ve bu diyetin yararlarını kanıtlayıp uzun süre uygulanmasını destekleyen hiçbir bilimsel veri ve çalışma yoktur

Diyetin zararları ne?

Alkali diyetin uzun süre kullanımı özellikle demir, çinko ve kalsiyum eksikliğine sebep olur. Bu mineraller ise kadınlar için hayati önemi olan minerallerdir. Bazı önemli vitaminleri saymıyorum bile... Ekmek ve tahıl grubu besinlerden aldığımız B grubu vitaminleri ve etten aldığımız B 12 gibi.. Ve maalesef bu tür vitamin ve mineralleri ilaç olarak dışardan tamamlamaya çalışsanız bile, araştırmalar göstermiş ki vücut için yeterli olamıyor ve tüm bu besin öğelerinin eksikliği sonucunda metabolizmada dönüşü olmayan travmalar oluşabiliyor.

Demir eksikliğine bağlı anemi; çinko eksikliğine bağlı cilt, deri ve saçlarda sağlık sorunları; B 12 yetersizliğine bağlı unutkanlık; alzheimer; kalsiyum eksikliğine bağlı kalp rakatsızlıkları; diş ve kemik problemleri gibi birçok sağlık problemi, bu durum için örnek verilebilir

SAĞLIKLI NASIL ZAYIFLANIR?

Yeterli ve dengeli beslenmenin formülü oldukça açık. Buna popüler tanımlamalar yapmaya hiç ama hiç gerek yok. Günlük aldığınız enerjinin %50-60’ını karbonhidratlardan (kilolu iseniz bu miktar azaltılabilir), %25-30’unu yağlardan ve %15-20’sini de proteinlerden almalısınız.

Karbonhidrat seceneklerinizi daha çok posalı olanlardan (tam tahıllı ekmek, makarna, yulaf , meyve, sebze gibi), protein seceneklerinizi az yağlı olanlardan (yarım yağlı süt, yoğurt ve et ürünleri ile kuru baklagiller gibi) ve yağ seceneklerinizi de daha çok doymamış yağlardan (zeytinyağı, ayçicek ve mızırözü karışımları ile badem, fındık ceviz gibi) yaptığınız sürece sorun yok demektir. Bir de size müthiş bir içecek! Hem zayıflatıyor hem de hastalıklara karşı koruyucu ve yaşlanmayı geciktiriyor. Tam da duymak istediğiniz şu zayıflatan mucize iksirlerden! Ne mi? Tabii ki su! Bol bol içiniz! Alkali falan değil, bildiğiniz su!

http://www.bugun.com.tr/saglik/alkali-d ... eri/986436
Knowledge determines destiny, And ye shall know the Truth and the Truth shall make you free



Kullanıcı avatarı
Ensatech
Megabyte1
Megabyte1
Mesajlar: 940
Kayıt: 22 May 2006, 19:07
Konum: 34
İletişim:

Re: Alkali diyet yalanı

Mesaj gönderen Ensatech » 26 Tem 2015, 15:41

Konuya ilaveler yapmak isterim, öncelikle demir azaltmadığını kendi üzerimde gördüm, mesela 1 ay ara ile kan verebilme testlerinde 0.1 artış çıktı.
Fazla alkali olmak ve yetersiz tuzda lenf sistemindeki difusyona dayalı madde geçişlerini atık taşınmasını azaltmaya başlar.

Her insanın kendi kan tipine ve mizacına uygun beslenmesi gerekiyor, araçların motorları için tercih edilen yakıt gibi. Sıfır kan ile A lar aynı besinlerden aynı şekilde yararlanamayabilir! önemlidir.
(yarım yağlı süt, yoğurt ve et ürünleri ile kuru baklagiller gibi) ve yağ seceneklerinizi de daha çok doymamış yağlardan (zeytinyağı, ayçicek ve mızırözü karışımları ile badem, fındık ceviz gibi)
Yoğurt, kefir gibi sindirimi kolay süt ürünleri tercih edilmeli buna katılıyorum. (Yağada gelicem) Sütün ise insanın 2 yaşından sonra sindirimi bağırsakta gerçekleşir ve bunu mukozadaki bakteriler sağlar. Süt bu yüzden sıvı değil gıdadır ve antibiyotik kullanan insanların bağırsak temizliği ve sarımsak kürü yapmadan süt tüketmeleri bırakın kalsiyum aldığını sanmayı vucutta kireç bitiktirmeye başlıyor. Yine kendimden biliyorum mizacıma zıt olarak yıllarca süt ve beyaz peyniri bol tükettiğimden buda bünyede mukus arttırdı geniz akıntısı, balgam, dişlerde sarılık gibi alerjik reaksiyonların kalıtsal yatkınlık gibi sanılmasına değin gidiyor...

Et ürünleride kendi yağları ile pişmeli ve %40 et %60 yeşillik sebze ile en az 16-25 kez çiğnenerek yenmelidir, midenin dişleri yoktur.
Resim Etin yanında yenen yeşillikler hazım ve sindirimi kolaylaştırmak, en zor sindirilen pişmiş yemekler için harcanan bol mide asidini temkinlemek için yenmeli ve asla ekmek, ve süt ürünü ile birlikte et yenmemelidir!! Bu konuda yapılan hatalardan günümüzde herkes göbekli dikkat ederseniz. Yoğurt ile et, ekmek ile et yeniyor...

Her yemekte kimyasal analiz ağızda çiğneme esnasında başlar ve beyin buna göre mide için gerekli enzim ve asit hazırlığına girişir. Hatta bu hazırlık akşama ne yiyeceğinizi öğrendiğinizde bile tetiklenir yada kokusunu aldığınızda... Bu mevcut asit ve enzimler midede hazır bulunurken içilen su vucut ısısına geldiğinde bağırsaklara inişe geçer ancak midedeki harcıda beraberinde götürür ve bu asit ince bağırsaktaki sindirim tüycüklerini yakar. üstüne yenen yemekse hazmedilemez ve midede çürümeye başlar. Çürüyen besinler asit ve alkole fermante olur ve karaciğer dalak için büyük iş çıkarır.. O yüzden su tüketimide yemekten en az 20 dk önce sonlanmalıdır. Yemekten 3 saat sonra bir kaç yudum, beş saat sonra bolca içilebilir. bu ara bilginin ardından konumuza dönelim.

Ekmeğin sindirimi ağızda başladığı gibi midede devam eder, sindirilmesi için 1.5 katsayılı asit ve enzim gerektiğini düşünün, et içinse bu katsayı 4 olsun.
Karışık yenen bir yemekte ekmek (karbonhidrat için mideden geçme süresi 1.5 ila 3 saat sürerken) birde et yenirse, Et programıda 5 katsayılı saat ve daha fazla asit olması gerekliyken bu iki farklı besin için ortalama bir asit derecesi belirlenir. Bu asit ekmek için fazla et için zayıf kalır ve netice itibariyle ikiside çürümeye başlar yanlarında içilen su da alkole dönüşür ve saatlerce mideme oturdu yemek bana dokundu, sıcak bastı, gibi tepkiler vermeye başlarsınız... heleki üstüne bir soda içeyim iyi gelir diye yapılan da bir hatadır içeriyi iyice nötüralize eder. işte böyle bir asit alkol posası hücrelerin enerjiye çevirebileceği bir yakım işlemine dönüşemez ancak kana karışmak zorundadır yağ ve asit olarak kana katılır bu süreç yıllarca damarlarda tıkanıklığa(kılcallar özeliikle), safra karaciğer taşlarına diyeyim siz anlayın... Dolayısıyla yedikçe aç kalır açlık hissedersiniz çünkü hücreler enerji alamamıştır, beyne açız açız sinyali gider. (Obezitenin başlangıcı budur) Mide aç olmasa bile açıkmaya zorlanır üst üste yenen yemekler hiç bir işe yaramaz! günde iki öğün ile yetinebilmek lazım iki öğün arası 6 saat kadar uzun olması gerekiyor.
Ağızda diş köklerinde akupuntur sinir uç noktaları bulunuyor bunlar tüm organlara iletiliyor, iyi bir çiğneme bu noktaları uyarır ve enerji almanızı kolaylaştırır.

Yağlara gelince Rafine edilmemiş Zeytin yağı mümkünse kullanmak daha iyidir, tereyağıda rahatlıkla yiyebilirsiniz yıllarca asırlık nine dedelere bakın nebizim gibi karma karışık ve bol yediler, tereyağı da tükettiler...

Ayçiçek ve mısırözü ise mısırlara güven olmaz bilirsiniz çoğunun tohumu modifiye, köşe başlarında türediler bardakta mısır diye. Neden?

Ayçiçek doğal bile olsa katıklı, sıvı yağlar, yağ bile değil vucut sıcaklığında eriyebilmeleri gerekir. Katıklı yağlar 45-55 derecede ancak çözülebiliyor. Ham ayçiçeği çekirdeğinin kilosu iki lira olsa bir litre için beş 6 kilo çekirdek gerekliyse kilo başına 10 lira olması gerekirken marketlerden 3 -4 liralık birim fiyatlarına aldıklarınızın içeriğe gelelim, konola palmiye karışımları. Beraberinde kolesterol, trigliserit, tansiyon vb... Özellikle sıfır ve B gruplarında sıvı yağlar en büyük enfarktüs sebebidir.

Tam tahıllı ekmek, makarna, yulaf A lar için faydalıdır. Sıfırlar kırmızı et için uygun beyaz ekmek için zıttır, çavdar ekmeği tüketmelidir. Meraklıları kendilerine uygun araştırmaya girişebilirler.

Suya gelince Sabah kalkar kalmaz içilmemeli, yemekten önce içilecekse biraz zaman geçmeli, yemek arasında içilmesi alkole dönüşerek siroza, hazımsızlık ve kabızlığa götürür. mutlaka okuyun bkz:http://gercek-tip.blogspot.com.tr/2009/05/su.html

Diğer kaynaklar; Mehmet ÖZ'ün de bir kitabı vardı o daha çok amerikalıların tarzına uygun bir kitap olduğundan size,
Aidin Salih - Gerçek Tıp
Mehmet Ali Bulut - Can Boğazdan Çıkar
Maranki - Detoks Diyet tavsiye ederim.

Resim
En son Ensatech tarafından 27 Tem 2015, 06:58 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Kullanıcı avatarı
velociraptor
Yottabyte3
Yottabyte3
Mesajlar: 29680
Kayıt: 14 Mar 2006, 02:33
cinsiyet: Erkek

Re: Alkali diyet yalanı

Mesaj gönderen velociraptor » 26 Tem 2015, 19:34

Ensatech yazdı:iki öğün ile yetinebilmek lazım iki öğün arası 6 saat kadar uzun olması gerekiyor.
Yanlışın karesi , öğün arası tüm dünyada 4 saat kabul edilir , hatta az ama sık yemek en sağlıklısıdır , Birde Maranki şarlatandır , ne tıp ile alakası vardır , nede şifalı bitkilerle , çünkü kendisi sadece Ekonomi okumuştur o nedenle asla referans olarak kabul edilemez
Knowledge determines destiny, And ye shall know the Truth and the Truth shall make you free

Kullanıcı avatarı
Ensatech
Megabyte1
Megabyte1
Mesajlar: 940
Kayıt: 22 May 2006, 19:07
Konum: 34
İletişim:

Re: Alkali diyet yalanı

Mesaj gönderen Ensatech » 27 Tem 2015, 06:36

Batı tıbbından referans verilmiyor diye bir kenara atamayız, bügün batı tıbbı kendine daha çok zombi bağlamaya çalışıyor. "Dünya nufusunu 500 Milyonun altında tut." diye bir mottodan ileri gelmekte. Çocuklara yapılan aşılarda civa var beyin dokusunda birikip otizm başlatıyor...
O şahsı geçelim, İbn-i Sina ya da bakabilirsiniz.

Resim


HASTALIKLARIN ESAS SEBEPLERİ

Fazla Yemek
"Yemek onlar için bir ceza, bir ağ, bir tuzak ve bir pranga olacaktır." Hz. Davut (a.s.)
"Her hastalığın temelinde tokluk vardır." Hz. Muhammed (s.a.v.)
"Çok yeme ağacı diken, hastalık meyvesi toplar" Atasözü

Sık Yemek
Hazmın tamamlanmasını beklemeden herhangi birşey yemek
Eski tabipler "Hastalık nedir?" sorusuna "Yediğini sindirmeden ikinci bir yemek yemektir", diye cevap vermişlerdir.
Hastalıkların temel nedenlerinden biri de bir yemeğin üstüne başka bir yemek yemektir. Sindirim sistemi belli kurallarla çalışır. Bu kurallara göre, 200-250 gr. miktarında bir yemek, midede 3-4 saatte hazmolur ki buna birinci hazım denir. Yemeğin cinsine, miktarına ve ağırlığına göre birinci hazım süreci 6-10 saate kadar uzayabilir. Hazım tamamlanmadan ufacık birşey dahi yense, midenin hazım seyrini bozar. Bu bir lokma, önceki yemekle karıştığında hazmolamayacağı için mayalanmaya ve çürümeye başlar. Önceki yemeği de bozup çürüterek midede yanma, ekşime, gaz ve şişkinliğe sebep olur.
Aslında, ilk hazımdan değil, üçüncü hazımdan sonra yani, besin maddesi kandan hücrelere geçtikten sonra ikinci bir yemek yenebilir. Yani günde iki defa yemek insan için yeterlidir. İçme konusunda da hüküm aynıdır.
Günümüzde insanlar, özellikle kadın ve çocuklar, hayatlarının büyük kısmını sürekli çiğneyerek geçiriyorlar. Yolda yürürken, sokakta konuşurken, sinemada otururken veya ders çalışırken sürekli bir şeyler atıştırarak, vücutlarını çöplüğe çeviriyorlar. Peygamberimiz (s.a.v.) çoğu zaman aç ve susuz dururdu. Hatta üç gece arka arkaya karnını doyurduğu olmamıştır. "Geceleyin veya gündüzün ikişer defa yemek yemek illettir" ve 'Tokken yemek hem hastalık, hem de haramdır", buyurmuştur. O halde en önemli sağlık kuralı ve bütün hastalıklara deva olan yegâne ilaç iyice acıkmadan yememektir.

http://gercek-tip.blogspot.com.tr/2009/ ... pleri.html

Resim

Kullanıcı avatarı
velociraptor
Yottabyte3
Yottabyte3
Mesajlar: 29680
Kayıt: 14 Mar 2006, 02:33
cinsiyet: Erkek

Re: Alkali diyet yalanı

Mesaj gönderen velociraptor » 27 Tem 2015, 12:00

benim az ama sık yemekten kastım , karın doyurmak değildi , mesela bir bisküvi ... ben bizzat kendimde denedim 6 saat aç kalırsam açlık kan şekerim düşebiliyor , yani 6 saat aç kalın demek yanlıştan da öte bazen tehlikeli olabilir
Knowledge determines destiny, And ye shall know the Truth and the Truth shall make you free

Cevapla