Düşman Bir Irkın Yeryüzündeki Gizli Sığınakları

Diğer bölümler ile alakasız konular buraya
Cevapla
Kullanıcı avatarı
trwe
Terabyte4
Terabyte4
Mesajlar: 5424
Kayıt: 25 Eyl 2013, 13:38
cinsiyet: Erkek
Konum: Düzce/Akçakoca

Düşman Bir Irkın Yeryüzündeki Gizli Sığınakları

Mesaj gönderen trwe » 17 Eki 2018, 15:26

Resim

Dünya yönetimi Icke(Komple Teorisi Yazarı), dünyayı uzaylıların yönettiğini söylüyor. Bu uzaylı sürüngen-insan melezlerinin de köklerinin Orta Doğu’da, yani Türkiye, İran ve Irak’ın bir bileşimi olan bölgedeki dağlarda yerin altında olduğunu ve oradan çoğalıp dünyayı kontrol altına aldıklarını anlatıyor. Tarihin çeşitli dönemlerinde aynı bölgeden tekrar tekrar çoğalıp yayıldıklarını söylüyor. Başka bir yazısında da bunların yerin altındaki mağaralarda yaşadıklarını söylüyordu.

Reptilian grubu bir çok ünlü/seçkin insanı ve pratik olarak her dünya liderini kapsıyor.Örneğin,İngiltere’nin Ana Kraliçesi, George W. Bush, Hillary Clinton, Harold Winson, Tony Blair. Bu insanların ya kendileri Reptilian veya sürüngenler için çalışıyorlar. Rothschilds, Rockefellers, İngiliz Kraliyet ailesi ve ABD’nin ve dünyanın geri kalanının idareci politik ve ekonomik aileleri bu AYNI soydan geliyor. Züppelik nedeni ile değil, genetik yapılarının sağladığını taşımak için – Reptilian – memeli DNA kombinasyonu onların şekil değiştirmesini sağlıyor çünkü. Icke, Galler Prensesi Diana’nın öldürülmesinin nedeninin, Diana’nın, Charles ve Camilla’nın satanik bir ritüel ile kurban edilen bir çocuğa sahip olduklarını keşfetmesi olduğunu söylüyor. Ayrıca, Diana’nın sırdaşı Christine Fitzgerald’a göre, Diana’nın, İngiliz Kraliyet ailesinin sürüngenler ile bağlantıda olduğunu ve Diana’nın onların şekil değiştirdiklerini gördüğünü yazdı. Reptilian olan George W. Bush’un, 11 Eylül olayında anahtar bir rol oynadığını yazdı. Icke, ırksal ve etnik bölünmelerin sürüngenler tarafından geliştirilen bir illüzyon olduğuna ve ırkçılığın İlluminati’nin gündemini ateşlediğine inanıyor.

Reptilian ırkı negatif bir ırktır.Sürüngenimsi varlıklardır.Yılan gözü gibi çizik gözlü,pullu derili,kuyruklu ırktır.Griler gibi insan taraftarı olmayan reptilianlar tam olarak nerede yaşadıkları bilinmiyor bazı söyleyişlere göre tarihte mağaralarda yaşamış bazı söyleyişlere göre de andromeda galaksisinde yaşıyorlar.teknolojileri insanlardan üstün olsa da diğer ırklar kadar (Griler pleiadesliler Siriuslular) gelişmiş değil.Kendilerinden başka dostları yoktur. Bazı kaynaklarda ise reptilian ırkı şeytanımsı varlık olarak gösteriliyor.doğaüstü güçleri olan düşman varlıklar.

Bulundukları Yerler Ve Tanıklar:

Missouri Mağaralarındaki Yeraltı Sürüngenleri

Missouri Carthage yakınlarında , İki görgü tanığının ifadelerine dayanan bu olayda – 7 Mart 2004 – öğleden sonra İki tanık ATV’lerini kasabaya yakın bir kamusal ve özel depolama tesisi olan Yeraltı olarak adlandırılan bir alana sürüyordu. Tesis, mağaralardan oyulmuş koca bir alan olup , eskiden Donanma için kurutulmuş binlerce gıdanın saklanması için kullanılıyordu.

Aynı zamanda bir yeraltı barınağı olan bu yer içinde 40.000 kişiyi barındırabilecek muazzam büyüklükte bir yerdi . “Ordu Yetkili Bölgesi” olarak adlandırılan bir alana dönüştüğü zaman mağaraların yaklaşık 8 mil derinliğine inmişlerdi. Aslında bu terkedilmiş askeri bölgeye girmek yasakdı, fakat etrafta kimse olmadığı düşüncesi ile içeri daldılar.

Mağara duvarlarının bir kısmı cilalanmış gibi parlak olsa da ,bazı yerler yeni patlamış bir alan gibi moloz halindeydi. Her ikisi de hız kesmeden gitmeye devam ettiler. Biraz ilerde zeminde, grafiti olduğunu düşündükleri alışılmadık boyalı bir desene rastladılar. Yol daha sonra bozulmaya başladı ve sola 90 derecelik bir dönüş yaptılar . Çok hızlı gidiyorlardı ve duvara çarpacaklarını zannettiler fakat bunun yerine mağara duvarının bir çeşit holografik projeksiyonundan geçtiler. Şaşkınlık ile ilerlemeye devam ettiler ve yepyeni bir yol sistemine rastladılar, bu yol sistemi az önce geçtiklerinden daha geniş ve büyüktü.

Yavaşlayıp devam etmeye karar verdiler. Bölgeye daha derine girdikçe yoğunlaşan küf ve nemli bir koku fark etmeye başladılar. Aydınlatma da değişti. Artık onların geldiği diğer bölgeden daha karanlıktı. Farlarını açtılar ve etrafın soğumaya başladığını fark ettiler . Sağa dönülerek yaklaşık 100 metre ötedeki bir dinlenme alanı gibi görülen yere doğru ilerlemeye devam ettiler. Şahitlerden biri, bir çift çeşme olduğunu düşündüğü bir şey gördü. İkisi de hemen durdu.

Yaklaşık 30 metre uzaklıktaki iki canlı gördüler, biri çok uzun boylu yaklaşık 2.5 mt ve güçlü görünüşlü iri yapılı kırmızımsı renkte. Diğeri daha küçük soluk, neredeyse albino rengindedir ve diğeri kadar iri değildir. Her iki varlık da büyük sürüngenlere benzemektedir. Varlıklar hiçbir şey söylemez, ancak tanıkları büyük bir kötülük hissi yakalar, tanıklardan biri çığlık atar ve hemen döndüp uzaklaşmaya başlarlar. Geriye baktıklarında, daha uzun boylu varlığın onları izlediğini fark ederler. Tanıklar onları yakalarsa onlara zarar geleceğini düşünmektedir.

Duvar projeksiyonundan yine geçtiler, geriye baktılar ve uzun boylu varlığın kolunu kaldırarak onların peşinden gelmeye devam ettiğini görürler. Hızla Uzaklaşmaya devam ederler ve mavi zemin üzerindeki grafiti alana geldiklerinde, uzun sürüngeni görmek için geriye bakarlar. Yaratığın tuhaf işaretli alanı geçemeyip bir süre onlara baktığını ve sonraya geriye döndüğünü görürler. Şahitlerden biri mağara çıkışına geldiklerinde şerifi arar ancak kendilerine, oradan ayrılmaları gerektiği , tesisin güvenliğinin kendi alanlarında olmadığını Askeri Güvenliğine haber vereceğini ve onların konuyu ele alacağı söylendi. Aslında oradan ayrılırken yolda Askeri Güvenlik birimine rastlarlar ve Bu konunun Ulusal Güvenlik Dahilinde Olduğunu , bu konudan bahsedecek olurlarsa haklarında federal ve askeri suç duyurusunda bulunacaklarını söyleyip tehdit ederler ve konu orda kapanır , en azından şimdilik

Avustralya’daki Reptilian Yuvası Kara Dağ

Resim

Avustralya Queensland vahşi doğasından yükselen, çevresindeki fırça ve okaliptüs ağaçlarıyla tam tersi bir ürkütücü görüş ortaya çıkıyor. Çevrenizdeki yeşil ağaçların denizine bakmak, kasıtlı olarak dev ellerin attığı bir şeyden daha doğal bir oluşuma benzeyen muazzam kayalardan oluşan devasa, kararmalı bir karmakarışıklıktır. Burası Kara Dağ olarak bilinen yer. Uzun tuhaf açıklanamayan olgularla uzun süre ilişkili ve karanlık folklor ile iç içe geçmiş, garip bir yer olup, yerli halk tarafından uzun süredir şüpheleniliyor ve korkuluyor. Bölgede garip yaratıklar, açıklanamayan ışıklar ve kimliği belirsiz ışıklar gören çok sayıda insan bu uğursuz yerden çekinmektedir.

Pek çok insanın ve hayvanın kaybolduğu söylenen bu lanetli yerde ,civardan geçenler yeraltı geçişlerinden ve uçurumdan geçen sıcak havayı hissettiklerini , mağaranın derinlerden gelen inleme, ağlama, çığlık atma ,sondaj ve derin tıslama gibi tanımlanan ürkütücü sesler duyduklarını söylerler . Ayrıca Çürük pis koku da bir, zaman zaman yüzeye çok yakın bir yerden dışarı çıkmaktadır.

Böyle tüyler ürpertici bir görünüşü olduğundan kara Dağın karanlık efsaneler ve mitlerden oluşan uzun bir geçmişe sahip olması şaşırtıcı değildir. Bölgenin yerel halkı da dağı ” Kalkajaka ” olarak adlandırıyor ve “mızrak yeri” anlamına geliyor veya basitçe “Ölüm Dağı”. Aborijin hikayeleri, dağın perili bir yer olduğu Insan ruhları için açlık çeken çeşitli kötülük ruhlarının ve iblislerin , bu dağın içinde yaşadığı söyler ve korkarlar . Öyle ki erken Avrupalı yerleşimcilerin elinde Aborjin halkının acımasız katliamında bile etrafa kaçan yerliler ölümü göze alıp ,saklanmak için uygun bu mağaranın kıyısından bile geçmez .

Belki de Kara Dağ ile ilgili en meşhur ve en korkunç olgu, burada gerçekleşen gizemli kaybolmaların sayısıdır. Aborijinler, Avrupalılar gelmeden çok önce dağda kaybolanların hikayelerine sahiplerse de, burada açıklanamayan bir kayboluşun ilk modern hesabı, 1877 yılına dayanıyor; Grayner adındaki bir kurye, at sırtında yalnızca kaçmış bir buzayı ararken dağ yakınına gelir. Adam, at ve buzağı asla geri dönmez. Dağın etrafı arandığında hayvanların ve kuryenin izine rastlanmaz , kayaların arasındaki çentikli çatlaklardan birine düştükleri düşünülür. Bundan birkaç yıl sonra, Sugarfoot Jack ve birkaç suç ortağı olan tanınmış bir suçlu, bir çatışmayı takiben Kara dağ kaçar. ve takip eden ayrıntılı polis taramasına rağmen nereye gittiklerini bulunamaz mağarada kaybolmuşlardır.

Kaybolmalar yıllar boyunca garip bir artış gösterir. 1920’lerde bu gizemi çözmek için dağa doğru yolculuk yapan iki profesyonel mağara araştırmacısının yanı sıra kendilerini arayan bazı izleyiciler de kaybolur. Daha yakınlarda, 1932’de, Harry Page adlı bir gazeteci karadağa yürüyüşü sırasında kayboldu ve daha sonra bilinmeyen nedenlerden ölü bulundu…

Çoğunlukla, bu insanların büyük olasılıkla dağın sayısız mağarasına, aralıklarına ve çatlaklarına düştüğü ya da imkansız karanlık pasajlara girmeye çalışırken umutsuzca kaybolduğu düşünülüyor. Bunun gerçek olup olmadığı bilinmiyor.Bu talihsiz ruhlar sadece dağın mağaralarının karanlık derinliklerinde kaybolup yalnız başlarına mı öldü? Yoksa daha kötü bir şey mi vardı? Tehlikeli varlıklar, iblisler, intikam dolu hayaletler, dev yılanlar, UFO’lar, uzaylılar sürüngenler Sözde suçluların listesi çok geniştir.

Belki de bu gerçek geçmiş yıllarda Noel Gregor isimli bir araştırmacıya gelen orijinal e-posta ile aydınlanmaktadır . İsmini vermek istemeyen tanıktan mağarada başından geçenleri yazmaktadır . eğitimli ve sertifikalı bir jeolog olan bu kişi yıllarca çeşitli ülkelerde farklı mağara sistemlerini inceleyip belgelemektedir.

Mayıs 2011’de bir meslektaşı ile Kara dağın içine girmeye karar verirler. Girişin yakınlarında bulunan dar bir mağaradan içeri girip ilerlerler . Uzunca bir müddet ilerledikten sonra dağın doğu kıyısı olduğunu tahmin ettikleri dar bir geçitten geçerken önlerindeki karanlıktan bazı sesler duymaya başlarlar . Mağara duvarından birkaç numune toplamak için dururlar ufak çekiçleri ile kaya parçaları kopartıp örnek alırlar ve sesleri tekrar fark ederler, önce bunun kendilerinin yaptıkları bir ses yansıması yada eko olduğunu düşünürler, fakat sesler farklı bir hal almaya başlar.

Sesler durana kadar sessizce birkaç dakika dururlar. Seslerin geldiği yöne doğru gittikçe daralan ve alçalan bir geçitten neredeyse sürünerek. 40 metre ilerlerler, sonra birkaç kişinin sığacağı açıklıkta boş bir alana gelirler. Alanın karşı tarafında iki geniş açıklık vardır ve her ikisi de makine ile kazılmış gibi görünmektedir. Birden çevreye çürüme kokusu gibi bir şey yayılır . Açıklığı incelerlerken , kaya zeminden geçerken tuhaf kırmızı bir parça görürler.

Bir örnek toplamak için diz çökerken, geçitlerden birinden gelen sesleri tekrar duyarlar. Bu noktada dehşete düşüp, dar mağaraya geri dönmeye başlarlar. Birkaç metre geride kaldıktan sonra arkada kalan kişi başını karanlık alana geri çevirir. Sarı loş bir ışık yavaşça alandaki sol delikten içeri girer sonra ilk sarı ışığın ardından birkaç sarı ışık daha yanar. Işıklar alanın içine girdikten sonra sağdaki delikten içeri giren varlıkları görür ve o anda korkudan ilerleyemez ve neredeyse donup kalır .

Yaratıklar insan boyundadır ama insan değildirler. Her biri farklı uzunlukta ama aynı görünmektedir . Bunlar insanlar gibi dik yürüyen kaslı kertenkelelerdir. Bu varlıkları tanımlamak için kullanabilecek daha iyi bir terim yoktur. Bu yaratıklar ayaklarına dek uzanan ve örtülü koyu renkli bir şeyler giymişlerdir. Cildlerinin rengi ışıktan ve uzaklıktan tam olarak anlaşılmasa da koyudur , ancak her birinin belirgin bir ağızlığı vardır. Uzun kuyrukları göze çarpıyordur ve hareket edip ilerledikçe ileri ve geri sallanmaktadır. Kollar ve bacakları çok büyüktür ve giysi altından kasları algılanmaktadır. Sesleri de vardır sanki birbirleriyle konuşuyormuş gibi. Dili algılayamamıştım, aslında sesler insan gibiydi. Bu yaratıklardan muhtemelen 20 kadarı açılıma doğru yürüdüler.

Bu noktada hareket etmenin güvenli olduğunu düşünürken hızla mağaradan çıkmaya başlarlar. İkisi de şok olmuş gibidir, çünkü o noktadan sonra yaptıklarını pek hatırlamazlar. Mağaraya giren diğer meslektaşı bu karşılaşmadan ve mağarayı araştırdıklarından ve bu varlıklardan kimseye tek bir kelime bile edilmemesi gerektiğini söyler .

Kaynak : gizemlervebilinmeyenler

TRWE_2012
TRWE_2016
FEDAKARLIK OLMADAN ZAFER OLMAZ....!
-----------------------------
LINUXMASTER 2018
ZAFER'E GİDEN YOL,FEDAKARLIKTAN GEÇER...!
-----------------------------



Kullanıcı avatarı
velociraptor
Yottabyte3
Yottabyte3
Mesajlar: 28599
Kayıt: 14 Mar 2006, 02:33
cinsiyet: Erkek

Re: Düşman Bir Irkın Yeryüzündeki Gizli Sığınakları

Mesaj gönderen velociraptor » 17 Eki 2018, 17:04

Uzayda canlı olması Çok yüksek bir olasılık lakin Dünyada Reptilien diye bir Irkın olması imkansızdan da öte
Knowledge determines destiny, And ye shall know the Truth and the Truth shall make you free

shampuan
Kilobyte4
Kilobyte4
Mesajlar: 626
Kayıt: 13 Tem 2018, 17:11

Re: Düşman Bir Irkın Yeryüzündeki Gizli Sığınakları

Mesaj gönderen shampuan » 17 Eki 2018, 17:22

Yav inanmayın böyle şeylere diyorum hala gidip gidip abuk subuk kişilerin kaynaklarına inanıyorsunuz yaav... Bunların amacı insanların kafalarını safsatalarla doldurup cahil kalmalarını sağlamak.

Kullanıcı avatarı
trwe
Terabyte4
Terabyte4
Mesajlar: 5424
Kayıt: 25 Eyl 2013, 13:38
cinsiyet: Erkek
Konum: Düzce/Akçakoca

Re: Düşman Bir Irkın Yeryüzündeki Gizli Sığınakları

Mesaj gönderen trwe » 17 Eki 2018, 17:44

shampuan yazdı:
17 Eki 2018, 17:22
Yav inanmayın böyle şeylere diyorum hala gidip gidip abuk subuk kişilerin kaynaklarına inanıyorsunuz yaav... Bunların amacı insanların kafalarını safsatalarla doldurup cahil kalmalarını sağlamak.
Türk Atasözü:

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz..... :wink: 8)
TRWE_2016
FEDAKARLIK OLMADAN ZAFER OLMAZ....!
-----------------------------
LINUXMASTER 2018
ZAFER'E GİDEN YOL,FEDAKARLIKTAN GEÇER...!
-----------------------------

Kullanıcı avatarı
trwe
Terabyte4
Terabyte4
Mesajlar: 5424
Kayıt: 25 Eyl 2013, 13:38
cinsiyet: Erkek
Konum: Düzce/Akçakoca

Re: Düşman Bir Irkın Yeryüzündeki Gizli Sığınakları

Mesaj gönderen trwe » 17 Eki 2018, 17:49

velociraptor yazdı:
17 Eki 2018, 17:04
Uzayda canlı olması Çok yüksek bir olasılık lakin Dünyada Reptilien diye bir Irkın olması imkansızdan da öte
Hayatta hiçbirşey imkansız değildir.İmkansız gibi görülenen olgular aslında birer olaslılıktır.Ve bu olasılık bir gün eninde sonunda oluşmaya mahkumdur.Çünkü bu entrolpinin kendi iç kanunun gereğidir.
TRWE_2016
FEDAKARLIK OLMADAN ZAFER OLMAZ....!
-----------------------------
LINUXMASTER 2018
ZAFER'E GİDEN YOL,FEDAKARLIKTAN GEÇER...!
-----------------------------

shampuan
Kilobyte4
Kilobyte4
Mesajlar: 626
Kayıt: 13 Tem 2018, 17:11

Re: Düşman Bir Irkın Yeryüzündeki Gizli Sığınakları

Mesaj gönderen shampuan » 17 Eki 2018, 21:42

Tamam uzaylı muzaylı meselelerine inanıyorum da...
Ya şimdi içi boş mhaliflik yaptığımı düşünmenizi istemem burada sıkıntı şu.... Şimdi nerden örnek vereceğimi bilmiyorum da. Mesela şu Elon Musk olayı var. YUPPPİİİİİ ADAM ELEKRİKLİ ARABA YAPIHOOOOO! diye millet bi coştu bi saçmaladı adamı göklere falan çıkarttılar tamam mı? ama aslında içi boş ve gündem yaratmak, bedava reklam yapmak amaçlı bir olaydı ve sağolsun bizim salak youtuberlerimiz ve halkımız bu "kötü" olaya hizmet etti.

Peki elektrikli araç üretmenin nesi kötü?

Şimdi güzel kardeşim, elektrikli araba yaparsın, araba akaryakıt tüketimini minimize eder, doğaya yardımcı olursun. Ama iş bu kadarla bitmiyor:

-İnternet ortamında milyonlarca salak, gereksiz gereksiz çelınç videoları yok ebenin videoları yaparak youtube sunucularına yük bindiriyor, her geçen gün youtube sunucularının ve kullanıcılarının harcadığı elektrik enerjisi, donanım maliyeti artıyor, OLAN DOĞAYA OLUYOR. Sen buna mani olamadıktan sonra, bir de reklamlarınla ve kandırdığın insanların seni pohpohlayan videolarıyla doğanı ebesini........ den sonra, ne anlamı kalıyor???!!!!!!!!!!

-Madde iki. Elektrikli ve de Açıkkaynak donanımlı araba yapmışsın iyi. Ama o arabayı sadece zenginler alabiliyor???!!!!!!! Sen o kadar doğayı zehirleyerek ürettiğin arabayı dünya çapında yayamadıktan sonra, ne anladım ben bu işten? O kadar gekişmiş bilgisayarlı milgisayarlı yapma biraz daha analog olsun, herkes alsın doğru mu? Yok olmaz. Elon musk aya gidecek para lazım (!)

-Veri madenciliği... Millet kafayı yedi resmen. Dünyada kullanılan toplam elektrikli ve hibrit otomobiller doğamıza yüzde olarak bir fayda sağlamış, bunu bilim adamları söyüyor. fakat, bilim adamları sonradan görmüşler ki, veri madencilerinin PARA HIRSI ile yaptıkları mining işlemleri muazzam elektrik harcamış ve ekran kartı üreten firmaları gaza getirerek daha fazla elektronik üretim ile doğayı zehirlmiş, mahvetmişler. Yani boşa gitmiş emekler babam...

-Elektrik araba üretmek kolay değildir. Tüm donanımını üretmek muazzam bir üretim süreci ister ve sadece bu süreç doğaya muazzam zarar verir. istersen full güneşten al enerjiyi farketmez. Bir de bu arabanın en önemli parçası bataryayı düşün. Haaaaaa şimdi oraya geldik. Bu elın mask mıdır eldivenmidir gitti bir çöle batarya fabrikası kurdu. fabrika lityum iyon batarya üretiyor. Bu bataryanın üretimi muazzam ileri teknikler istiyor ve doğaya da o oranda geri dönüşü olmayan zararlar veriyor. Şimdi tekrar soruyorum baba ne anladım ben bu işten?????!!!!

Değerli arkadaşlar,
Bilgi youtube'dan alınmaz. Sadece referans göstermek için kullanılır. Bir filmi izlediğinde insan onun etkisinde kalır. Çünkü içeriğinde hem görsel+hem işitsel veri bulunan bir kaynak insanı daha derinden etkiler ve bu yolla edinilen öğrenme türü en etkin öğrenmedir. Youtube, insanları etkilemek için son derece etkili ve kritik bir yoldur. Firmalar, guruplar, ajanlar, casuslar, çıkar odakları....... istediğiniz kadar ekleyin bu guruplar bunu biliyorlar.

Basın ve yayın, bazı güçlerin elinde ve neyi öğrenmemizi istiyorlarsa bize onu öğretiyorlar. Ama bu aklınıza işte o zaman böyle birşey vardırı getirmesin; biliçli olarak alacakaranlık hiayeleri uydurup, bunlara güya bilimsel temeller belgeler falan ekleyip başta youtube olmak üzere birçok yerde paylaşıyorlar.... Bloklar, internet siteleri hep böyle uydurma verilerle dolu. Bizim salak insanımız da kopyacı olduğundan yaratıcı olmadığından gidiyor bu verileri kopyalayıp yerli sitelerimizde falan paylaşıyor. Okuyan da Aaaabooooooov meğer neymiiiiiş diye yutuyor.

Yani yemeyin böyle şeyleri dememe sebep var. Daha neler anlatırım ama sabaha kadar yazmam gerek. Bu anlattıklarım olayın onda biri bile değil. Sırf bu nedenlerle “internet okur-yazarlığı” diye kurslar vardı bir ara. Ama akıllı bir insan onu bile sorgulamalıdır; bu, bilimselliğin baş kuralıdır.

Son olarak şu Elın Mask ile ilgili bir olayı ekleyeyim:
https://www.youtube.com/watch?v=b-gwgNM ... =ErsanJuaN
Bu videonun sahibi de sağlam değil haaa! Dünya düzdür videoları falan yayınlıyor. İnanan salak sayısı da öyle az değil baya çok. Hey Allahım.... Bakmayın kanalına sadece videoyu izleyin geçin. Sadece gerçekler adı altında videolar yayınlıyor AMACI PARA KAZANMAK BAŞTAN UYARAYIM. Ne kadar çok salak inanır tıklar beğene basarsa youtube onu o kadar zengin eder. Olay basit. Mühendis adamlarsınız böyle şeylere nasıl inanıyorsunuz anlamıyorum.

Cevapla